İzmir Dergisi, 8 terabytelık Dünyanın en büyük İzmir Arşivi

İzmir sağlık turizminde çıtayı yükseltti

Dünya genelinde tedavi amacıyla yapılan seyahatler giderek artarken EXPO 2020 adaylığını “Daha iyi bir dünya için yeni yollar/Herkes için sağlık” teması ile yürüten İzmir, sağlık turizmi alanında atağa geçti.

Dünyada sağlık kavramının önem kazanmasıyla birlikte sağlık turizmi yükselen bir trend olmaya başladı. Batı ülkelerinde tıbbi tedavilerin pahalı olması, uzun bekleme süreleri, Doğu ülkelerinde ise yeterli tıbbi olanakların bulunmaması gibi nedenlerle, sağlıklarına kavuşmak amacıyla başka ülkelere giden insanların sayısı her geçen gün artıyor. Sağlık turizmi, bir yandan daha uygun fiyata daha kaliteli tıbbi hizmet olanağı sağlarken bir yandan da farklı mekânları ve kültürleri tanıma şansı sunması nedeniyle son yıllarda büyük ilgi görüyor. 2010 yılında tüm dünyada 100 milyar dolarlık bir pazar oluşturan sağlık turizmi alanında Türkiye, sahip olduğu kaliteli sağlık kuruluşları, tıbbi teknoloji, uzman personel, uygun fiyatlar, diğer turistik özellikleri ve konaklama imkanları ile uluslararası alanda rekabet için önemli özelliklere sahip bir destinasyon olarak dikkat çekiyor.

Türkiye, Avrupa’dan yüzde 70 daha ucuz

İnsanoğlu, temel hak ve ihtiyacı olan sağlığına kavuşmak için yaşadığı yerden çok uzaklara da gidiyor. İşte bu şifa arayışı sağlık turizminin temelini oluşturuyor.

Bu arayışta duraklar kimi zaman kaplıca veya termal tedavi merkezleri, kimi zaman da estetik cerrahi operasyonlar, organ nakli, diş tedavisi, fizik tedavi ve rehabilitasyon gibi hizmetlerin verildiği sağlık kuruluşları oluyor.

Sağlık turizmi, uluslararası hasta potansiyelini kullanarak sağlık kuruluşlarının büyümesine olanak sağlayan bir turizm türü. 90’lı yıllardan itibaren ciddi bir gelişme gösteren sağlık turizminde kaliteli hizmeti uygun fiyata sunan ülkeler tercih ediliyor. Kendi ülkelerinde aradıkları sağlık hizmetini uygun fiyatlara bulamayan insanlar, seyahat olanaklarının artması ile farklı ülkelere gidiyor.

Sağlık turizmi günümüzde 3 temel başlık altında incelenebilir:

Medikal turizm: “Hastalığın iyileştirilmesi” kavramı içinde tıbbi check-up, sağlık taraması, diş tedavisi, kalp ameliyatı, protezler, kanser tedavisi, nöroşirurji, transplantasyonlar gibi tıbbi işlemler.

Termal ve SPA-wellness turizmi: Klimatizm (temiz havadan yararlanma), termalizm (kaplıca) ve üvalizm (meyve-sebze kür tedavisi) gibi işlemler.

İleri yaş ve engelli turizmi: Ülkemizdeki ve Avrupa’daki giderek yaşlanan nüfus ve engellilere yönelik turizm etkinlikleri.

Türkiye fark yaratıyor

Türkiye son yıllarda sağlık alanında geçirdiği değişim ve dönüşümün bir sonucu olarak sağlık turizmi alanında önemli bir destinasyon haline geldi. Özellikle estetik operasyonlar, diş ve göz tedavileri, tüp bebek uygulamaları alanında öne çıkan Türkiye’de, sağlık hizmetlerinin Avrupa’ya oranla yüzde 70 oranında daha ucuz ve güvenli olduğunun farkına varan Avrupalılar artık Türkiye’yi tercih etmeye başladı. Sağlık hizmetlerinin değişik tatil paketleriyle birlikte sunuluyor olması da Türkiye’yi cazip kılan unsurların başında geliyor.

Türkiye’den yurtdışına sağlık amaçlı giden vatandaş sayısı giderek azalırken, yurtdışından ülkemize gelen gurbetçiler ve yabancıların sayısının son 6 yılda giderek arttığı ve buna bağlı olarak ülkemizde harcadıkları para miktarının 2,5 katına çıktığı görülüyor. Türkiye’ye 2008 yılında gelen yabancı hasta sayısı 74 bin 93 iken, 2010 yılında 109 bin 678 olmuştur. Yüzde 48’lik bir artışı ifade eden bu rakamlar hem diğer turizm çeşitlerinin tümünün hem de dünya sağlık turizmi artış oranının üzerinde. Bu artışın, kamu sektöründe yüzde 20, özel sektörde ise yüzde 25 dolaylarında gerçekleştiği görülüyor.

Bunda kitlesel turizmin harcama düzeyi düşükken, sağlık turizminin de içinde olduğu özel pazar dilimlerine hitap eden turizm türlerinin bireysel harcama düzeylerinin yüksek olmasının etkisi büyük.

Sağlık turizmine devlet desteği

Türkiye’de sağlık turizmi devlet tarafından da destekleniyor. 25 Haziran 2012 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ''Döviz Kazandırıcı Hizmet Ticaretinin Desteklenmesi Hakkındaki Tebliğ'' sağlık turizminin gelişimi açısından çok önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Sağlık turizmine yönelik önemli teşvikler getiren tebliğ, pazara giriş desteği, yurt dışından gelen hastaların uçuş giderleri, yurt dışı tanıtımları, çalışanların yurt dışında katıldığı toplantılar, dijital pazarlama faaliyetleri, yurt dışında hastane-ofis açma ve uluslararası akreditasyon giderlerini kapsayan alanlarda önemli destekler sunuyor. Sağlık turizmi alanında Türkiye’yi cazibe merkezi haline getirmeyi amaçlayan tebliğde, Türkiye'de yerleşik olup döviz kazandırıcı hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren sağlık turizmi şirketleri ve sağlık kuruluşlarının, ağırlıklı olarak yatırım ve tanıtım ile ilgili olan giderlerinin bir kısmının, belirli kıstaslar ve oranlar dâhilinde devlet tarafından karşılanması öngörülüyor. Destek uygulamasına konu olabilecek giderler şu şekilde sıralanıyor:

- Sektör, ülke, uluslararası mevzuat veya yatırım konularında satın alınacak veya hazırlatılacak raporlara ilişkin giderler,

- Yurtdışında düzenlenen fuar, kongre, konferans ve/veya bağımsız tanıtım programı kapsamında yapılan tanıtımlara ilişkin sponsorluk, reklam, tanıtım, danışmanlık ve organizasyon giderleri,

- Yurtdışında düzenlenen fuar, kongre veya konferanslara ilişkin katılım maliyetleri,

- Arama motorlarında (Google gibi) yapılacak, arama ağı reklamları da dâhil olmak üzere reklam ve tanıtım giderleri,

- Doğrudan veya dolaylı olarak yurtdışında açılan birimlerin kira giderleri,

- Uluslararası teknik mevzuata uyum sağlamak veya yurtdışı pazarlara girmek amacıyla alınan belge, sertifika veya akreditasyona ilişkin alım, yenileme ve danışmanlık giderleri,

- Ekonomi Bakanlığı'nın ön onay verdiği konularda satın alınacak danışmanlık hizmetlerine ilişkin giderler.

İzmir potansiyelini belirliyor

İzmir, Türkiye’de sağlık turizmi alanında önemli potansiyele sahip kentlerin başında geliyor. Ancak İzmir’in sahip olduğu potansiyel düşünüldüğünde sağlık turizminden yeterince pay alamadığı görülüyor. Sağlık Bakanlığı 2011 Yılı Medikal Turizm Araştırması’na göre İzmir, başlıca tıbbi dallarda yurtdışından gelen hasta sayısı bazında yüzde 3’lük payla İstanbul, Kayseri, Adana, Gaziantep, Ankara ve Antalya’dan sonra yedinci sırada yer alıyor. Türkiye’nin en köklü ve gelişmiş tıp fakülteleri ve hastanelerini barındıran, sektörde yetişmiş insan kaynağına ve kaliteli turizm altyapısına sahip İzmir’in yüzde 3’lük payı kentin sağlık turizm pazarından yeterince faydalanamadığını gösteriyor.

İzmir kamuoyundaki “sağlık turizmi = termal turizm” algısı, var olan yatırımlardan daha yüksek katma değer sağlanabilecek medikal turizm sektörünün gözden kaçırılmasına neden oluyor. Oysa Sağlık Bakanlığı 2011 Sağlık Turizmi raporuna göre, termal turizme kıyasla daha genç bir sektör olmasına rağmen, Türkiye’nin sağlık turizmi gelirlerinin yaklaşık yüzde 30’u medikal turizm sektöründen sağlanıyor.

İzmir’de EXPO 2020 adaylığı sürecinde önemi artan sağlık turizminin geliştirilmesi için son dönemlerde önemli çalışmalar yürütülüyor. Bu çalışmalardan en önemlisi Ege Sağlık Kuruluşları Derneği tarafından İzmir Kalkınma Ajansı’nın desteğiyle hazırlanan İzmir Sağlık Turizmi Sektör Analizi Projesi raporu. Bu araştırma raporu, İzmir’in sağlık turizmi konusunda neler sunabileceğini, İzmir’deki sağlık kuruluşlarının sağlık turizmi için ne ölçüde hazırlıklı olduklarını, İzmir’e gelen yabancı hastaların aldıkları hizmetten memnuniyet durumlarını bir arada görmek amacıyla planlanarak 3 ay gibi kısa bir sürede tamamlandı. Çalışma sonucunda projeye katılan İzmir’deki sağlık kuruluşları hakkında derli toplu bir veri tabanı elde edilerek bu veri tabanından yararlanarak “İzmir Sağlık Turizmi Sektör Analizi Raporu”, “İzmir Sağlık Turizmi Rehberi” ve “İzmir Sağlık Turizmi Web Sayfası” oluşturuldu.

Hem sağlık hem tatil

İzmir Sağlık Turizmi Sektör Analizi Raporuna göre; İzmir’de 178’i SGK’lı hastalara hizmet veren toplam 191 resmi ve özel sağlık kuruluşu bulunuyor. Kentin toplam yatak kapasitesi 11 bin 825, yoğun bakım yatak kapasitesi bin 300, toplam ameliyathane sayısı ise 159. Üçü resmi, üçü ise özel olmak üzere toplam 4 üniversite hastanesi ile buralarda görev yapan akademik kadrolar da göz önüne alındığında İzmir’in sunabileceği sağlık hizmetinin büyüklüğü daha iyi anlaşılıyor. Raporda İzmir’in her alanda olduğu gibi sağlık alanında da Ege Bölgesi’nin başkenti konumunda olduğuna dikkat çekilirken kaliteli ve ucuz tedavi olanaklarından yararlanmak üzere kente gelen kişilerin bir yandan da keyifli bir tatil yapabileceği belirtiliyor.

Rapora göre İzmir’de uluslararası alanda en çok bilinen hastane standardı olan JCI’a akredite olmuş 2 hastane bulunuyor. Projeye katılan sağlık kuruluşları içinde ISO 9000 gibi ulusal düzeyde sertifikasyona sahip sağlık kuruluşu oranı ise yüzde 37. Projeye katılan 26 hastanenin tümünde Hasta Güvenliği Yönetmeliği uygulamalarının gerçekleştirildiği görülüyor. Ayrıca Sağlık Bakanlığı’nın hastane kalite hizmet standartları gereği kurulması gereken enfeksiyon kontrol, akılcı ilaç ve ilaç güvenliği, kalite yönetim birimi, eğitim, tesis yönetimi ve güvenliği, hasta güvenliği ve çalışan güvenliği komitelerinin özel, kamu veya üniversite hastanesi fark etmeksizin hepsinde kurulmuş olduğu ortaya konuyor. Yani İzmir’deki sağlık kuruluşları, yüksek standartta sağlık hizmeti sunuyor.

Araştırma raporundan elde edilen bir diğer sonuç ise, Türkiye’nin daha çok Orta ve Doğu Avrupa ile Ortadoğu’dan gelen medikal turistler için cazip olduğu. Burada kültürel yakınlık, dil ve coğrafi bariyerlerin düşük olmasının etkisi büyük. Ancak Türkiye’nin medikal turizmdeki kalitesinin yüksekliği Batı Avrupa ve ABD tarafından yeterince bilinmediğinden, Batılı hastalar, standartları Türkiye’ye göre düşük olmasına rağmen Hindistan, Tayland, Tayvan ve Malezya gibi ülkeleri seçiyor.

Kamu-özel sektör işbirliği şart

Raporda sağlık turizmi alanında İzmir’in sahip olduğu avantajlar ve dezavantajlarını da ortaya koyuyor. Deneyimli akademik kadrolara, geniş sağlık hizmeti olanaklarına ve yüksek standartta sağlık kuruluşlarına sahip olan İzmir’in avantajları; Avrupa’ya ve Ortadoğu’ya ulaşım kolaylığı, ılıman iklimi, düşük sağlık hizmeti, konaklama ve ulaşım maliyetleri olarak sıralanırken, tanıtım eksikliği ve kamu ile özel sektör temsilcilerinin işbirliği içerisinde olmaması ise kentin dezavantajları arasında yer alıyor.

İzmir’in sağlık turizminden yeterli payı alabilmesi kamu ve özel sektör işbirliğinin önemine değinilen rapordaki veriler ışığında kentte sağlık turizminin geliştirilmesi için yapılması gerekenleri ise şu şekilde sıralabilir:

-Yabancı hastaların aldıkları hizmet konusunda bilgilendirilmesi amacıyla en çok kullanılan yabancı dillerde onam formları hazırlanmalı ve bunları kullanacak personel eğitilmeli,

-Sağlık personelinin hasta memnuniyetini arttıracak mahremiyete saygı, yabancı hastayla iletişim vb. konularda eğitimi için yeni projeler hazırlanmalı,

-Sağlık personeli ve diğer yardımcı personel, en çok kullanılan yabancı dillerde temel iletişimi sağlayacak düzeyde dil eğitimi almalı, bu amaçla projeler yürütülmeli,

-Hasta memnuniyetini arttırıcı ek olanaklar (internet, uluslararası telefon, hastanın sorunsuz transferi, farklı yemek ihtiyacı, kişisel bakım olanağı, taburculuk sonrası bakım vb) için sağlık kuruluşları düzenlemeler yapmalı,

-Sağlık kuruluşlarında ulusal ve uluslararası alanda hasta kabulünü kolaylaştıran, kalite arttırma çalışmaları yapılmalı, bu konudaki teşvik programları hakkında sağlık kuruluşları bilgilendirilmeli ve yönlendirilmeli,

-Yurtdışında İzmir’in sağlık turizmi olanaklarının tanıtımı için sağlıklı ve sürekli güncellenen bir veri tabanı oluşturulmalı,

-Yurtdışı tanıtım ve pazarlama amaçlı yeni projeler uygulanmalı,

-Yaşlanan Avrupa nüfusunun İzmir’deki kaliteli sağlık hizmetlerine ulaşması için sağlık kuruluşlarımızın altyapıları geliştirilmeli ve yurtdışı tanıtım çalışmalarında bu hedef kitleye tanıtım yapılmasına öncelik verilmeli, tanıtım faaliyetlerinde Almanya, Hollanda, Avusturya, Fransa gibi Türk asıllı vatandaşlarımızın yoğun olarak yaşadığı Avrupa ülkeleri ilk hedef olarak seçilmeli,

-Yabancı hastaların bağlı olduğu sigorta kuruluşları ile iletişim kanalları kurulmalı, yabancı ülkedeki sağlık kuruluşu ve sigorta kuruluşları ile yabancı hastanın sağlık durumu konusundaki bilgi alışverişinin sağlıklı süreçlerle yönetilmesi için İzmir’deki sağlık kuruluşları kendilerini geliştirmeli.

 

“Sağlık turizmi yasal düzenlemelerle taçlandı”

İzmir Güney Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Prof. Dr. Behzat Özkan, sağlık turizmi alanındaki çalışmaların, sağlıkta yeniden yapılanma kapsamında yapılan yasal düzenlemelerle taçlandırıldığını söylüyor. Sağlık Bakanlığı’nın yerelde daha özerk yapılanmaya başladığını belirten Prof. Dr.Özkan, İzmir’in EXPO 2020’yi alması durumunda bu sürecin daha kısa sürede sonuçlanacağına dikkat çekiyor.

İzmir’in EXPO 2020’ye sağlık temasıyla aday olmasının hem bu alanda hizmet veren kurum ve firmalar hem de kent için büyük bir şans olduğunun altını çizen Prof. Dr.Özkan, “ EXPO İzmir’in sağlık alanında çıtasını yükseltecek. Kentte sağlık alanında yapılacak yatırımlar hızlanacak, İzmir yatırım görecek. Bu organizasyon hem yurtiçinden ve yurtdışından gelecek insanlara sağlık hizmeti sunulması hem de kulvarın geliştirilmesi bakımından çok önemli bir fırsat. Biz de İzmir Güney Kamu Hastaneleri Birliği olarak bünyemizdeki 12 devlet hastanesi, bir diş hastanesi ve birkaç ay içerisinde tamamlanması planlanan Gaziemir Devlet Hastanesi’nde yürüttüğümüz çalışmalar ile EXPO 2020 sürecine hazırlanıyoruz” diyor.

Prof. Dr.Özkan, İzmir’in sağlık turizminde çok önemli dinamiklere sahip olduğunu, bunların bir an önce harekete geçirilmesi gerektiğini belirterek bu noktada yapılması gerekenleri de şöyle özetliyor: “İzmir’de sağlık hizmeti üniversiteler, sağlık bakanlığı hastaneler ve özel hastaneler tarafından yürütülüyor. Bunlar birbirini tamamlayan kurumlar. Ancak kurumlar arasında entegrasyon yok. Bu entegrasyonun sağlanması kentte sağlık turizminin gelişimi açısından çok önemli. Bunu yanı sıra İzmir’de ulaşım ve otelcilik hizmetlerimizin de iyileştirilmesi gerekiyor. En gelişmiş Batı ülkeleri dahi hem kalite hem de hız anlamında bizim vatandaşımızın ulaştığı sağlık hizmetine ulaşmış değil. Bunun kıymetini bilip, iyi değerlendirmeliyiz.”

“İzmir, Akdeniz havzasının sağlık başkenti olacak”

İzmir Kuzey Bölgesi Genel Sekreteri Prof. Dr. Osman Nuri Dilek, yeni yapılan yatırımlarla İzmir’in sağlık alanında Akdeniz havzasının sağlık başkenti haline geleceğini söylüyor.

Prof. Dr. Dilek, Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı bir araştırmaya göre başlıca tıbbi dallarda yurtdışından gelen hasta sayısı bakımından yedinci sırada yer alan İzmir’in bu sıralamada ikinci sıraya kadar çıkabilecek potansiyele sahip olduğunu belirtiyor ve bunun için yapılması gerekenleri şöyle sıralıyor: “İzmir’in sağlık turizminde istenilen noktaya ulaşması için öncelikle yurt dışı uçuşlarımızı artırmamız lazım. Ayrıca yurt dışındaki şirketlerle temas kuracak bir organizasyon oluşturulması şart. Buraya gelen hasta profiline göre dil bilen eleman sayısının da artırılması gerekiyor. Tabii bir de kurumsal alt yapılarımızı düzeltmeliyiz. Bu noktada şu anda yüzde 24 olan nitelikli yatak oranımızı yükseltmemiz gerekiyor. Sağlık Bakanlığı bu konuda önemli çalışmalar yürütüyor ama bu bir süreç meselesi, dolayısıyla zamana ihtiyaç var. Ben önümüzdeki iki yıl için çok umutluyum.”

Prof. Dr. Dilek, İzmir’de sağlık turizminde özel hastanelerin ön planda olduğunu ancak kısa süre içerisinde kamuya bağlı hastanelerin de bu yarışa katılacağını söylüyor. İzmir’de kamuya bağlı hastanelerin 3bin 200’ü Kuzey Bölgesi’ne, 3 bine yakını da Güney Bölgesi’ne bağlı 6 binin üzerinde yatağı olduğunu belirten Prof. Dr. Dilek, “İzmir Kuzey Bölgesi Genel Sekreterliğimize bağlı 14 hastanemiz ve 3 ağız ve diş sağlığı merkezimiz var. Çiğli’deki hastanemiz bitince bu konuda İzmir’deki sesimiz daha gür çıkacak. Orada her şeyiyle tam donanımlı, 500 yataklı bir hastane yapıyoruz. Bunun yanı sıra üç yıl sonra bitirilmesi planlanan Bayraklı Sağlık Kampüsü hayata geçtiğinde EXPO 2020’ye biz hazır hale geleceğiz. Tüm bunlar biraz zaman alacak ama önümüzü görüyoruz. Mevzuat düzenlemeleri ve alt yapı eksikliklerini giderirsek hem EXPO 2020’ye hazır olacağız hem de sağlık turizminde çok iyi bir noktaya ulaşacağız” diyor.

DERGİ ARŞİVİNDEN