İzmir Dergisi, 8 terabytelık Dünyanın en büyük İzmir Arşivi

Sakız diyarına yolculuk

Yolculuğumuz, damla sakızının anavatanı Sakız Adası’na; hep uzaktan seyrettiğimiz komşunun güzel yurdunun, sakız ağaçlarıyla sınırlı kalmayan tüm güzelliklerini keşfetmeye…

Fotoğraflar: Armağan Durkan

“O bir sakız ağacıydı, alelade;

Bir gün o yeşil sahile çıktı geldi,

O zaman bu zamandır memnun yerinden;

Seyreder bulutları, göğü, denizi.”

Can Yücel

Sakız ağacı, usta şair Can Yücel’in kaleminden böyle dökülür satırlara… Ayrıcalıklı özellikleriyle şiire duygu katan sakız, Antik çağlardan beri insanoğlunun vazgeçilmezleri arasında yerini alır. Eski zamanlarda Romalı hekimlerin ağrı giderici özelliğinden yararlandıkları sakız, dokuzuncu yüzyılda Arap hekimlerin sıklıkla tercih ettikleri bir ürün olur. Ortaçağ Avrupa’sında Romalı hekimlerin ilaç yapımında kullandıkları bu şifalı ağaç, bugün de mide rahatsızlıkları ve diş tedavilerinin yanı sıra kozmetik alanında da sıklıkla karşımıza çıkar. Sayısız faydalarıyla kullanım alanı gitgide genişleyen sakız, kendisine has kokusu ve aromasıyla, Roma, Bizans ve Osmanlı mutfaklarının ardından tatlıları, içkileri, simitleri ve sayısız yemek çeşidiyle günümüz Ege mutfağının da başlıca lezzetlerindendir.

Dolayısıyla yolculuğumuz, damla sakızının anavatanı Sakız Adası’na; hep uzaktan seyrettiğimiz komşunun güzel yurdunun, sakız ağaçlarıyla sınırlı kalmayan tüm güzelliklerini keşfetmeye… Zira Homeros’un İzmir’den gelip bu topraklarda yaşadığına inanılan Sakız, karakteristik özelliği olan denizciliğin yanında tarihi ve kültürel değerleri, keyifli, huzurlu ve doğayla iç içe yapısıyla misafirperver halkının içten davetini gönderir bizlere. 

Tarihte Sakız Adası 

Buluntular ve araştırmalar Sakız Adası’nda Neolotik çağlardan beri gelişmekte olan ekonomik ve kültürel yaşamın bulunduğunu ispatlar. M.Ö. 1000’lerde Ionya’nın sakinleri belirli dönemlerle Sakız Adası’na, Samo Adası’na ve Küçük Asya kıyılarına yerleşmişlerdir. Sakız Adası M.Ö. 7. ve 4. yüzyıllar arasında oldukça gelişir ve güçlenir. M.Ö. 3. yüzyılda Büyük İskender ve varislerinin hâkimiyetiyle farklı değişimlere uğrayan Sakız Adası, M.Ö. 2. yüzyılda Romalıların egemenliğine geçer ve Roma kültürüne yakınlığı nedeniyle ayrıcalık kazanır.

Antik buluntular, en eski Hıristiyanlık dönemlerin ispatıdır. 9. yüzyıldan itibaren Bizans Devleti, adanın stratejik konumu nedeniyle Sakız Adası’nı savunmaya başlar. Böylece şehrin kalesiyle birlikte diğer küçük birçok küçük burç inşa edilir. Adanın kültürel, ekonomik ve dini yaşantısında önemli rol oynayan Nea Moni de 11. yüzyılda kurulur.

Cenovalılar tarafından işgal edilen (1346-1566) Sakız Adası, güçlü ve varlıklı aileler sayesinde gelişir. Damla sakızı ticaretini elinde tutan tekelci denizcilik ve ekonomi şirketi Maona kurulur. O dönemden kalan ve ortaçağ izlerini taşıyan köyler, adanın merkezinde bulunan güzel mimari örnekler ve Kambos Köyü’ndeki Cenovalı zenginlerin yazlık konakları bu döneme aittir.  

1566 yılında Osmanlılar tarafından işgal edilen Sakız Adası (1566-1912), özellikle damla sakızı nedeniyle imtiyazlı olarak yönetilir. İpek ve pamuk ticareti oldukça gelişir. 1822 yılında başarısızlıkla sonuçlanan ayaklanmanın ardından Sakız Adası katliamı gerçekleşir. 1881 yılında meydana gelen depremler sonrası ada yıkıcı darbe alırken, yerel halkın çoğu başka ülkelerde diaspora olarak yaşamına devam etmek buradan ayrılır.

1912 yılında Sakız Adası özgürlüğünü kazanıp Yunanistan’a bağlanır. Adanın ekonomisi daha çok denizcilik, tarım, turunçgiller ve damla sakızı ticaretine dayalıdır. Bugün adanın merkezinde yaklaşık 24 bin kişi, köylerde 28 bin kişi yerleşik hayat sürer. 

Sakız’ın tanıdık siması

Belki birçoğumuzun bilmediği bir dil karşılar bizi Sakız’da. Ama asıl bilmediğimiz, Ege’nin sıcaklığının yansımasıdır Sakız sokaklarına. Tanıdık simasıyla ilk bakışta, İzmir’in Kordon’u ya da Çeşme’nin sahilinde hissedersiniz kendinizi. Yediğiniz bir yemek adıyla veya tadıyla İzmir mutfağını çağrıştırırken, bir taverna meyhaneyi andırır size; sıklıkla karşınıza çıkan Roma, Bizans ve Osmanlı yapılarıysa ortak bir tarihin yaşayan değerleridir 

Sakız Adası’nın şehir merkezi bugünkü konumuyla hemen hemen aynı yerde, antik çağlardan günümüze kadar yerleşim alanı olma özelliği taşıyan liman çevresinde gelişerek büyür. Sakız Adası’nın sakinleri her zaman için denizciliği ve ekonomik refahın onlara verdiği rahatlık ve sağladığı olanaklar sayesinde hep dışa dönük, kozmopolit bir toplum olarak sakin, misafirperver ve keyiflidir.

Geçmiş kültürlerin izlerini taşıyor 

Dost kapısının ilk durağı Vunakiu Meydanı. Kentin merkezinde yer alan meydan, güneşli günlerde kahve sohbeti için buluşma noktası. Yanı başında Sakızlı edebiyatçıların büstleri ve heykeltıraş Tobros’un eseri, Konstantinos Kanaris’in heykeliyle Belediye Parkı yer alır. Şehrin kalesiyse deniz kıyısında konumlanmış. Sakız Adası’nın limanının kuzeyi boyunca uzanan ve Ceneviz-Türk dönemlerinin izlerini taşıyan Bizans Kalesi’nin iç kısımlarında Soğuk Çeşme (Kria Vrisi), yarı bodrum sarnıç, Jüstiniani’nin Sarayı, Skotini Filaki (zindan), Osmanlı mezarlığı, Türk hamamları, Bayraklı Cami, Ayo Yorgo Kilisesi gibi birçok anıtsal yapı bulunur. Sakız Adası Kalesi dışında; bölgede görebileceğiniz diğer kaleler de Volissos (Kastro Volissu), Apolihnon, Pitios, Kambion ya da Orias’dır. Sakız Adası’ndaki çeşitli bölgelerde bulunan kaleler gibi, Pirgi’deki Dotion Kulesi, Kardamila’daki Gria Kulesi, Kila’da Pitiosun Kulesi, şehir merkezindeki Kammenos Kulesi, Limni bölgesinde bulunan Gothikos Kulesi ve Kambosla ile Kambohara’daki kuleler gibi kulelere de rastlamak mümkün. Bu yapıların çoğu, ortaçağ boyunca adada savunma ve sığınma ihtiyacını karşılamak amacıyla yapılmışlar.

Adanın tam merkezinde bulunan Nea Moni (Yeni Manastır), bölgenin en önemli yapılarından biri. 11. yüzyılda inşa edilmiş olan manastır, muhteşem mozaikleriyle Bizans mimarisinin başyapıtlarından. Sakız’ın dini, kültürel ve ekonomik hayatında çok önemli bir rol oynayan Nea Moni, UNESCO tarafından da dünya kültür hazineleri arasına alınmış. Mimari yapısıyla Nea Moni’yi andıran ve merkeze sekiz kilometre uzaklıkta bulunan Vavili Köyü’ndeki Panagia Krina, şehir merkezinde çileci Aziz Isidoros’un şerefine adanmış Ayos Isidoros ve limanın güney doğusunda Emborios’daki Vizantino Vaptistiri (Bizans Vaftiz yeri) bölgede görülmeye değer diğer dini yapılar.

Tarihsel zenginlikleriyle dikkat çeken adada, Osmanlı izlerine de rastlamak mümkün. Yeni Çeşme ya da Mermer Çeşme adlarıyla bilinen ve Osmanlı döneminden kalma Melek Paşa Çeşmesi, Sakız Adası şehir merkezinde Dimotikos Kipos’un kuzeyinde bulunur. Adanın kurucularından olan önemli Türk ailelerinden birinin mensubu Sakız Adalı Mehmet Melek Paşa tarafından 1768 yılında yaptırılan çeşme, tarihi önemi, konumu ve güzelliği sayesinde bölgedeki önemini, günümüzde de ihtişamıyla koruyor. Adada dikkat çeken diğer Osmanlı eserleri de, Osmaniye Cami, Bayraklı Cami, Mecidiye Cami ve 1912’den sonra Ortodoks Ayo Yorgio Kilisesi’ne dönüştürülen Eski Cami.. 

Tarih, arkeoloji ve edebiyatın merkezi

Kültür ve edebiyat alanındaki zenginliğiyle bilinen Sakız Adası’ndaki Korais Kütüphanesi’nin tarihi kitaplığı, sadece bünyesinde bulundurduğu kitapların sayısıyla değil, eşsiz değere sahip eserleriyle de ülkenin en önemli ve büyük kütüphanelerinden. Okuma bölümü, bilgisayarlı araştırma kısmı ve ödünç kitap alabileceğiniz bir bölümün bulunduğu kütüphanenin üst katındaysa Folklorik Müze ve Tablo Galerisi yer alıyor.

Sanatseverlerin uğrak noktalarından biri de Sakız Belediyesi’ne ait Homeros Kültür Merkezi. Tüm yıl boyunca sergi, konferans ve güzel sanatlar etkinliklerinin gerçekleştirildiği merkezin yanı sıra Ada merkezinde farklı konseptleriyle konuklarını ağırlayan müzeler de ilgi çekiyor. Neolitik dönemden geç antik döneme kadar ait olan buluntuların sergilendiği Arkeoloji Müzesi, Sakız Adası’nın tarihi lise binasının çatısı altında bulunan Tarih ve Fizik Müzesi, Osmanlı mabedi Mecidiye Cami çatısı altındaki ve antik Hıristiyanlık dönemden Bizans sonrası döneme kadar uzanan sürece ait kazılardan çıkan buluntuların sergilendiği Bizans Müzesi ve Sakız Adası’nın denizcilik geleneğine ait tarihi örneklerin teşhir edildiği Denizcilik Müzesi, tarih ve arkeoloji meraklarına görsel ziyafet sunuyor. Sakız Adası’nda ayrıca, Yaluri Müzesi, Belediye Tablo Galerisi, Kallimaria’nın Folklorik Müzesi, Kurunion’un Kilise Müzesi, Turunçgiller Müzesi, Inussos Deniz Müzesi bulunuyor.

Keşfe çıkın!

Geleneksel kahvehaneleri, internet kafeleri, modern kafeteryaları, restoranları, tavernaları ve fast food lokantalarını tüm Sakız Adası’nda bulmak mümkün. Adalıların uğrak yeri olan şehir merkezindeki meydanda kahvenizi yudumlamayı denemelisiniz. Adanın en ticari caddesi olan Aplotaria’da yürüyüp, onlarca kafeterya ve sayısız mağazanın yer aldığı rıhtımın keyfini çıkarın. Ancak adanın tüm güzelliklerinin ve özelliklerinin şehir merkezinde olduğu yanılgısına düşmeyin. Adanın dört bir yanında eğlence ve yemek için harika yerler bulunuyor. Barlar, clublar, buzuki dinleyebileceğiniz yerler, konserler. Nasıl eğleneceğinize siz karar verin! Eğer denizi seviyorsanız, Karfa’da water sportta deniz oyunlarıyla eğlenebilir ya da dalgıçlık derslerine katılabilirsiniz. Adada bolca bulunan jimnastik salonlarında spor yapabilir ya da mini soccer sahasında futbol oynayabileceğiniz gibi tenis ya da bowling de deneyebilirsiniz.

Şehir merkezinin güney bölgesi olan Kambios sokaklarında bir gezinti yapmayı ihmal etmeyin. Bostan ve bahçelerin ağaçlarını sokakların tozlarından korumak için inşa edilmiş yüksek duvarlarıyla etkileyici konakların duvarları arasından yürüyeceksiniz. Üstelik bir de bahar aylarında yapılırsa bu gezinti, turunçgil ağaçlarından gelen mis kokular sizde unutulmaz anlar olarak kalacak.

Yerli halkın “fanarakia” diye adlandırdığı iki dalgakırandan hangisini seçerseniz seçin, gezinti için yorulduğunuza değecektir. Şehir çok farklı görünür oradan gece cazibeli ve gizemli, gündüz ise apaçık, net. Eğer uzun bir yürüyüşe dayanabiliyorsanız, bir fanarakiadan diğerine gitmeyi denemelisiniz. Yaklaşık bir saatlik mesafeyi yürümenize değecek. 

Köyleri görmeden dönmeyin!

Bugün 62 köyü olan Sakız Adası’nın merkezinde, suyuyla ün salmış Karies, Ortaçağ mimarisinin muhteşem örneklerinden olan ve bu yüzden de turist akınına uğrayan Avganima, tarihi Anavatos, Sakız Adası’nın batı bölgesinin tamamının ayaklar altında olduğu manzarasıyla yüksek bir tepeliğe inşa edilmiş Sidirunda köyleri bulunuyor.

Adanın damla sakızının üretildiği güney kısımlarında yer alan ortaçağdan kalma köyler ise mimarileriyle dikkat çekiyor. Korunma amaçlı olan ve aynı tip yapılardan oluşan köyler, o dönemde sıkça maruz kalınan korsan saldırılarından damla sakızını korumaya duyulan ihtiyaç yüzünden bu şekilde inşa edilmişler. Bu köylerden, deprem fay hattının dışında olduklarından günümüze kadar gelmeyi başarmış olanlar Mesta, Olimpi ve Pirgi. Her biri yerleşim alanı olan bu köyler, Sakız Adası’nı ziyaret edenler için birer müze gibiler. En çok turistik açıdan organize olmuş Mesta Köyü’nde görülmeye değer iki kilise bulunuyor. Bu köylerin arasında en etkileyici olanı ise evlerin dış cephelerindeki “kazıma usulü süslemeler” yapılmış Pirgi. Tüm Yunanistan’da başka hiçbir yerde görülemeyecek köye farklı bir ifade katan bu dış cephe süslemelerini taşıyan evleriyle Pirgi, ziyaretçilerin uğrak yerlerinden biri.

Güzellikleri yaşayın!

“Anmadı geçenleri bir defa bile;

Ne uğraşır mesut olan gelecekle?

Bir avare misali, günü gününe,

O bir sakız ağacıydı, yaşadı sade.”

Can Yücel’in “Sakız Ağacı”nın yaşantısına ortak olmak ve adanın güzelliklerini yaşamak için tek yapmanız gereken, Çeşme-Sakız Adası arasında hizmet veren feribotlardan birine binerek, yaklaşık bir saat süren yolculuğun ardından karşı kıyıya varmak. Mübadele döneminde Anadolu topraklarından giderek adaya yerleşen halkın, dost selamı ve benzer kültürü sizi de kendine hayran bırakacak...

 

Sakız Adası Plajları

Tercihiniz Sakız Adası’na yaz aylarında gitmek olursa, ada en talepkar ziyaretçileri dahi memnun edecek muhteşem sahillerle doludur. Yoğun ilgi gören plajların dışında ıssız sahillerin de bulunduğu bölgede, farklılık arayanlar için bir keşif turu yeterli! Sakız Adası’nın merkezine yakın konumlanan plajlar, Karfas, Mega Limnionas, Aghia Fotia, Afanis Beach, Lo Beach ve Daskalopetra olarak sıralanıyor. Adanın batı yakasında yer alan plajlar, Elinta, Tigani, Metoxi, Managros, Limnos ve Agia Markela. Diğer plajlar ise adanın güney tarafında konumlanmış. Bunların en ünlüleri de Komi, Mavra Volia, Vroulidia, Karida ve Kato Phana. Ayrıca, Nagos’un ve Sakız Adası’nın kuzey-doğu tarafının kristal sularında yüzmek için ziyarete değer.

DERGİ ARŞİVİNDEN