İzmir Dergisi, 8 terabytelık Dünyanın en büyük İzmir Arşivi

İç Mimarinin bir başyapıtı:Efes Yamaç Evleri

Akdeniz dünyasının en büyük antik kentlerinden biri olan Efes’te, Bülbül Dağı’nın kuzey yamacında yer alır Yamaç Evleri. Günümüze kadar şaşırtıcı biçimde korunarak gelen bu eşsiz mimarlık eserleri, Roma döneminin varlıklı üst sınıf yaşantısını günümüze kadar taşır

 Yazı: Doç. Dr. Sabine Ladstatter/Efes Kazı Başkanı

Fotoğraflar: Avusturya Arkeoloji Enstitüsü arşiv

Bundan 50 yıl önce 1962 yılında keşfedilen Romalıların şehir merkezi Efes Antik Kenti’nin tam merkezinde bulunan ve 4 bin metrekareye yayılmış alana verilen isimdir Yamaç Evleri. Günümüze kadar şaşırtıcı biçimde korunarak gelmiş olması, Yamaç Evleri’nin en önemli ve göze çarpan özelliğidir. Öyle ki, yapının sadece yer döşemelerinin zengin işçiliği üst katları da korumuştur. Korunmasına, özgün mimarisinin yanı sıra tarihsel ve kronolojik etkiler ile Roma dönemine ait müthiş malzemeler yardımcı olmuştur.

Bölge, Efes şehrinin tepelerinden biri olan Bülbül Dağı’nın kuzey yamacına konuşlandırılmış ve doğu batı taraflarında ek binalarla çevrilmiştir. Yamaç Evleri 2, güneyde Yamaç Evleri Caddesi ve kuzeyde Curetes Caddesi ile sarılmıştır. İnsulanın (pek çok kişiye kiralanan ev) üçgen alt planı, eski ve birbirine bağımsız planlarda yatay ve dikey kesişen planların karakteristik özelliğini açıklar. Kenarlardan iki basamaklı giriş yollarıyla çevrilmiştir, bu yollardan müstakil evlere de geçiş yapılmaktadır. Girişler 27 metrelik açığın üstünden gelmek durumunda kalmıştır. 3 terasta da orijinal olarak 6 tane bitişik ev inşa edilmiştir. Kuzey yolundaki caddede, Curetes Caddesi’ne açılan taberna (dükkan) vardır ve bu sıra binalar dükkan olarak ya da bar olarak hizmet vermiştir. Taberna ve caddenin kendisi ile arasında tören yolunda, geç Helenistik döneme ve imparatorluk zamanına ait olan anıtsal eserler sıralanmıştır.

Evlerin bulunduğu bölge, Roma dönemindeki prestijli Efes’in tüm kutsal ve cenaze merasim eserlerinin karakterlerini barındırmakla kalmaz, bu eserlerin o dönemde yaşayan sivil elit kesimden insanlara ait olduğunu ve bu insanların söz konusu eserleri yaptırmaya gücünün yettiğini ortaya çıkarır. Zaten bu evler, zengin Efesli vatandaşların belediyeye misafir ağırlama ve günlük işlerinde kullanması için verdikleri evlerdi. Evlerin M.S. 1.yüzyılın ikinci çeyreğinde yapılmaya başladığı açıkça ortadadır. Güney bölgesindeki Ünite 6’nın sonradan yapılan ana binaya uzantısı ile müthiş büyüklükte bir büyüme meydana gelmiştir. Hadrianic dönemde yenilenen mermer bölüm ve bazalica olarak bilinen geniş apsidal odanın da M.S. 2.yüzyılın ortalarında yenilendiği ortaya çıkmıştır. Mermer bölümün kaplandığı duvar, yapının yapıldığı devre ait çok açık kanıtlar vermektedir. 3. döneminden İmparator Hadrian’ın isminin baş harflerinin bulunduğu arka yüzdeki kabartmalar, (M.S. 119) bizlere yapının tarihiyle ilgili kesinlik vermektedir. Konsolos Cn. Augur, M.S. 121’den bahseden ikinci bir yazma, yine aynı tarih hakkında ipucu vermektedir. Severan döneminin sonlarına ait (M.S. 220) olarak tarihlenebilinen bir yıkımdan arta kalan arkeolojik kanıtlar da, belirgin izler bırakmışlardır. Bu dönemden sonra, büyük bir kitleyi kapsayan, tüm bölümleri içine alan büyük bir yenilenme yapılmıştır. Buna bağlı olarak, resimlerin çoğu ve mermer revetmanın tarihi, 3.yüzyılın ikinci çeyreğine denk gelir. Aslında bu da hali hazırda kullanılabilinen mozaik yer döşemelerinin tarihiyle zıtlık oluşturmaktadır. 3. yüzyılın üçüncü çeyreğinde (M.S. 270/280) meydana gelen feci bir olay, insulanın çok büyük bir hacminde yıkımına sebep olmuştur. Kanıtlar bunun tüm bölgedeki binaların yıkılıp zarar görmesine sebep olan çok büyük bir deprem olduğuna işaret eder. Felaketin hemen ardından Yamaç Evleri 2’nin bazı bölgelerinde zarar onarılmış ve yenileme çalışmaları başlamıştır.

Orijinal olan erken İmparatorluk planı, altı ana üniteden tasarlanmıştı, hemen aynı ölçülerde (400-600 metrekare) olan sütunlu avlu şeklindeki evlerden oluşmaktaydı. Bu binalar 3 terasa yayılmıştı ve en azından bir üst kat ile desteklenmişti. Tarih, en eski alt kat binalarında bulunan yapılardan ortaya çıkarıldı. M.S. 1. yüzyılda ve 2. yüzyıl başlarında sadece zayıf kalıntılar korunmuşt u. İstisnalardan biri Sokrates olarak anılan fresktir. Ünite 4’te bulunan bu fresk, M.S. 2.yüzyıl olarak belgelenmiştir.

Ana girişler dar taraflı koridorlar tarafında konuşlandırılmıştı ve mermer yüzlü portrelerle çevrelenmişti. Evlerin su ihtiyacı kuyulardan ve genellikle giriş bölgelerinde, avlularda bulunan çeşmelerden sağlanıyordu. Tuvaletler de gelen ziyaretçilere kolaylık olması için bu bölgelerde bulunuyordu. Kanalizasyon, bölümlere ayrılmış bir kanal sistemiyle kurulmuştu. Merkezde bulunan ve oldukça lüks şekilde dekore edilen sütunlu avlu,, iletişim merkezi ve misafirler için prestijli yer olma konumunu korumuştu. Çok iyi işçilikli mozaikler, duvarlara gömülü kuyular ve çok yüksek kalitede duvar süslemeleri bulunmaktaydı. Küçük figür konsantrasyonları ile yapılan dekorasyondan, avluların evleri temsil eden yerler olduğu anlamı çıkmaktadır. Avlular ışık kaynakları olarak hizmet vermekteydi. Pencereler genellikle kapıların üstünde yüksek seviyelere yapılmış, bunlardan bazıları demir çubuklarla çevrelenmiş, ekstra ışık sağlamak için metal ve camdan oluşan meşaleler konmuştur. Fakat bunların sürekli açıkta olan ateşleri her zaman bir tehlike arz etmekteydi.

Giriş bölgelerinde ve iç bahçede, görünüşleri, amaçları ve aile gelenekleri doğrultusunda değişiklikler gösteren kutsal amaçlı teçhizatlar da mevcuttu. Bu bölgelere küçük ibadet oyukları, bu oyuklarda epiksi kahraman sahneleri veya ölenler anısına buketler konulmaktaydı.

Yamaç Evleri 2’de, avluların güney tarafında, genellikle kayadan oyma serin odalar mevcuttur. Bu odalardan bazıları döşeniş biçimine göre sınıflandırılmış, efendilerin bölgeleri olarak değişik cam mozaiklerle süslenmiş, duvarlar ve yer döşemesi mermer yüzle kaplanmıştır. Dionysos ve Ariadne figürlerinin bulunduğu ilüzyonik bir şarapevi ile çevrelenmiş ortadaki mozaik, cenneti tasvir eder. Exedranın önünde, avlunun güney koridorunda, bir deniz savaşını anlatan figürlü yer mozaiği vardır. Anfi tiyatro, Triton ve hippocamp ile sınırlarda çevrelenmiştir. Buna zıt olarak, kuzeyde birbirine geçmeli genellikle geniş prestijli odalar bulunmaktadır, Misafirler ve davetler için ayrılan bu odaların batı ve doğu kanatlarında, küçük odalar mevcuttur. İki veya daha fazla kata bölünmeleri kullanım alanlarını çoğaltmıştır. Ünite 1’deki harika duvar süslemeli geniş odanın da, akşam davetleri ve yemekleri için düzenlenmiş olduğu tahmin edilmektedir.

Ana bölümde yaşam boyu hizmet eden görevliler, misafirlere çeşitli hediyeler, buketler-içecekler-çiçekler sunmaktaydı, aynı zamanda kırmızı panellerde tiyatro sahneleri sahnelenmekteydi. Tiyatro binası ile çerçevelenmiş üst bölüm mitolojik bir sahne (Philoktet miti) göstermektedir. ‘İlham perileri odaları’ da denilen misafir kabul odaları, birkaç ev tipine sahiptir. Bu odaların aslında ne için kullanıldıklarını anlamak güç de olsa, duvarlardaki dekorasyon, odaların misafir kabul odaları olabileceğini göstermektedir. Bu teori, arkeolojik buluntularla da desteklenir. Öyle ki, odaların kenarlarında şarap amforaları bulunmuştur.

Genelde, Teras Evleri 2’deki mozaik zeminler, motiflerle süslenmemiştir. Onun yerine zemin, siyah ve beyaz geometrik şekillerle dekore edilmiştir. Bu tip zeminler dekorasyon açısından bir zenginlik kattığı gibi, su geçirmez ve kolay temizlenebilen özellikleri ile de tercih edilmiştir. Sadece bazı örneklerde aslan mozaikleri gibi çok renkli figürlü mozaikler kullanılmıştır. Ayni zamanda Dionysus ve Medusa figürleri de kullanılmıştır. Bunun karşılığında, 3. ünite evlerinin avlularının tamamının mermer bloklarla örtüldüğü gözlenir. Daha gösterişsiz evlerin zeminlerinde ise tuğla, sıkıştırılmış kum, hatta tahta kullanılmıştır.

Hadrianus döneminde evler, belediyeye ait olan su rezervlerine bağlanmıştı. Evlerin hemen hepsinde yeraltı ısıtma sistemleri ve banyo bulunurdu. Bazı evlerde tipik banyo unsurları bulunmasa da yeraltı ısıtma sistemleri soğuk havalarda ısı sağlardı. Misafir ağırlama salonları ve oturma odaları hariç, evlerde üretim ile ilgili odalar da bulunur ve bu odalar genelde evin girişine yakın olarak konumlanırdı. Gömme mutfak genelde bulunmazdı. Duvarlardaki resimlerden yemeğin genellikle dışarıdan sağlandığı anlaşılmaktadır. Merdiven ya da koridorlarla ulaşılabilen üretim odasının birçok ev tarafından kullanılacak şekilde oluşturulması da ilginçtir.

Üst katlara sütunlarla çevrili bir merdivenle ulaşılır. Depremden sonra ulaşılan yığınlarda bulunan duvar parçaları ve mozaik zeminler, üst kattaki odaların da zengin şekilde dekore edildiğini gösterir.

3. yüzyılın üçüncü çeyreğinde meydana gelen bir dizi deprem, Roma dönemindeki evlerin dekorasyonu ile ilgili önemli bilgiler verir. Katlanabilen sandalyeler ve bronz ya da demirden yapılan masalardan bahsedilir. Klinai’den sadece zengince dekore edilmiş bantlar ya da cam eşyalar günümüze ulaşmıştır. Ev sahipleri birçok özel portrede resmedilmişlerdir. Evlerin ana mekanlarında sergilenen bu portrelerin aile bireylerine ait oldukları düşünülmektedir. Bu evlerde Roma imparatorlarına tapınıldığı da anlaşılmaktadır.

6. ev, Yamaç Evleri 2’nin kuzeydoğusunda, en aşağıdaki yamaçta yer almaktadır. 2. yüzyılda geniş ve oldukça zengin bir koyun bulunduğu bu bölgede evler, mermer odanın katılımıyla daha da büyümüştür. Büyük apsisli oda, bazilikaya işaret eder. 950 metrekareye yayılmış bu komplekse Curetes Sokağı’ndan girilebilir. Bu ev, zengin dekorasyonu ve büyüklüğüyle halen ilgi çekicidir. Evdeki en büyük odalar, sütunlarla çevrili avlunun güneyinde yer alır. Güneyden, oldukça büyük olan, 178 metrekarelik mermer odaya ulaşılır. Hadrianus zamanında oldukça zengin dekore edilen bu oda, 3.yüzyılın 3. çeyreğinde tamamen yıkılana dek hiç değiştirilmemiştir.

Mermer oda, misafirler için bir resepsiyon odası olarak kullanılmış ve ziyafetlere yönelik hazırlanmıştır. Odada dokuz adet büyük sofa bulunur. Bu çok şaşaalı odalarda büyük ihtimalle şehrin önde gelenleri sosyal aktiviteler için toplanmıştır. Odanın dekorasyonu inanılmaz derecede zengindir, duvarlar ve zemin mermer revetmanlarla kaplanmıştır ve sofaların olduğu yerler siyah ve beyaz mozaik bantlarla işaretlenmiştir. Odanın ekseninde bulunan bir çeşme ve güney duvarındaki bir memba, taze su sağladığı gibi, odanın soğuk kalmasını ve zevkli bir ambiyansın oluşmasını sağlar. Tahta bir tavanı olan odadaki duvarlar üç ayrı şekilde dekore edilmiştir. Bu odadan bazı süslemeler ve birkaç motif günümüze ulaşmıştır. Mermer odanın batısında, yine büyük ve prestijli odalar yer alır. Küçük bir avludan başlayarak, apsisli bir bazilika stilli odaya güneydeki bir merdivenle ulaşılır. Batıda ise kaliteli malzemeden yapılmış tonozlu bir oda bulunur. Burada içerisinde balıkların korunduğu bir taze su havzası bulunmuştur. Avludan, bir başka merdivenle çıkılan üst katta da zengin dekore edilmiş odalar bulunur. Buradaki orijinal dekorasyondan pek az parça günümüze ulaşmıştır. Günümüze ulaşan bölümün resepsiyon odası olması muhtemeldir. Batı duvarından daha küçük ama aynı oranda zengince dekore edilmiş, sıvalı, başka bir odaya geçilir. Bu oda, küçük organizasyonlar için kullanılmaktaydı.

Bina, Efes’teki, Dionysos’taki büyük rahip Caius Flavius Furius Aptus’un ailesinin eviydi. Sosyal ve politik organizasyonlar için kullanılan evde, ayrıca özel misafirler de ağırlanıyordu.

Tarih, bilim ve kültür için mükemmel bir referans olan Efes Yamaç Evi 2, restorasyonu ve muhafaza edilmesi zorlu bir yapıdır. 1970 ve 1980’lerde yapılan kazılarda evlerde çok iyi şekilde korunmuş olan resim ve mozaik gibi dekorasyon unsurlarının olduğu gibi kalması ve anıtın üzerinin bir çatı ile örtülmesine karar verilmiştir. Ancak bunun yapılabilmesi ve yapının halka açılabilmesi için 38 yıl geçmesi gerekti. Yapının korunması için gereken standartları sıralayan işlevsel bir dokuman oluşturuldu. Buna göre yapının renk, inşaat ve malzemesine uygun restorasyon malzemeleri seçilmeli ve bu yenilikler binanın orijinal formuyla uyum sağlamalıydı. Bunun yanı sıra hava koşulları, geri çevrilebilirlik ve yeniden inşa da önemliydi. Daha önce yapılan yanlışlar da göz önüne alındığında hava koşulları ile ilgili bulgulara önem verildi. Binanın üzerine, yapıyı UV ışınlarından koruyacak bir deri örtülmesi ve doğal ventilasyon sağlanması kararlaştırıldı. Sonunda binanın üzeri kumaşla örtülü paslanmaz bir çelikle kaplandı. 2000 yılında ziyarete açılan Efes Yamac Evleri 2’nin kazılmış bölümünde bir de müze açıldı. İçerisindeki tarihi kalıntılar eksperlere antik çağdaki evlerin detayları hakkında bilgi veriyor. Özellikle, yapının iç konstrüksiyonu antik materyalleri öne çıkarıyor. Ayrıca ışıklı yollar ve ziyaretçi yolları, Roma dönemi ile örtüşmüyor. Ziyaretçiler için oluşturulan yeni bir yardımcı sistemi ile gelenler, malzemeleri değişik bir şekilde görebiliyor. Bu koruyucu sistem, inanılmaz tarihi önemi olan bu binayı korumakla birlikte, kalıntıların biraz da olsa orijinal hallerini geri kazanmalarını sağlıyor. Borusan Holding sponsorluğunda 2007 yılından beri devam eden restorasyon projesi, mermer odada bulunan mermer duvar revetmanının yeniden yapılandırılmasını içeriyor. Yamaç Evleri 2’nin içerisinde bulunan 72 adet resim de 2010’da başlayan bir restorasyon projesi dahilinde yeniden hayat bulacak. Bu proje Efes Vakfı tarafından destekleniyor. Restorasyonu halen devam eden bina, 2011 yılında 100 binden fazla kişi tarafından ziyaret edildi.

DERGİ ARŞİVİNDEN