İzmir Dergisi, 8 terabytelık Dünyanın en büyük İzmir Arşivi

Büyüleyici sesleriyle denizcileri ölüme çağırdılar Sirenler

Yunan mitolojisinde sirenler, pek çok efsane ve filme konu olur. En çok da denizkızlarıyla karıştırılan sirenler için şarkılar yapılır, şiirler yazılır. Homeros’un, Odysseus destanında sirenlerin yaşadığını söylediği Foça denizindeki kayalıklar, işte o zamandan beri siren kayalıkları ismiyle bilinir.

İzmir’in Foça ilçesindeki Orak Adası’nda yer alan ve volkanik tozların suyla buluşmasıyla ortaya çıkan Siren Kayalıkları, nesli tükenmekte olan Akdeniz foklarının barınma yeri olarak bilinse de bir mitin de parçasıdır. Homeros’un ünlü Odysseia Destanı’nda da karşımıza çıkan siren kayalıkları; geniş kanatlı, kuş gövdeli ve kadın başına sahip yaratıklar olarak tanımlanır. Sesleri ile denizcileri büyüleyen yüzleri çok güzel, sesleri çok etkileyici olan kadınların, denizcileri büyüledikleri, gemilerini bilinçsizce buraya doğru sürmeleri nedeniyle büyük çoğunluğunun öldükleri anlatılır.

Odysseia, ünlü Yunanlı şair ve yazar Homeros’un kaleme aldığı iki büyük destandan birisidir. İlyada Destanı’nda Truva’daki on yıl savaşlarını ve sonunda Yunanlıların galibiyetlerini anlatan Homeros, Odysseia’da ise Truva’yı ele geçirdikten sonra Yunan kahramanlarının eve dönüş yolculuğuna yer verir.

İthaka’ya dönmek için 20 yıllık yolculuk

İşte bu kahramanlardan birisi Odysseus’tur. Kral Odysseus, Truva’nın düşüşünden sonra vatanı İthaka’ya ve evine dönmek için yola çıkar. Fakat bu yolculuk umduğu gibi olmayacaktır. On yıl süren savaştan sonra Odysseus’un İthaka’ya dönmesi de tam on yılı alacaktır.

İlk olarak Homeros’un destanında karşımıza çıkan Foça’daki siren kayalıkları, Odysseus’un yolculuğunun bir bölümünü içerir. Truva savaşından dönerken tanrılar tarafından bir adada yaklaşık on yıl hapis tutulan Odysseus’a sonunda evine dönmesi için izin verilir. Odysseus’un baş düşmanı, deniz tanrısı Poseidon’dur. Bu yüzden Odysseus’un gemisi sürekli olarak kazaya uğramış ve rotasını şaşırmıştır. Tanrılar Odysseus’u eve dönmesine izin vermeyi kararlaştırdığında dahi Poseidon’un öfkesi sürmektedir.

Phokaia kıyılarına ulaşır…

Kendisine ait gemiyle dönüş yolculuğuna çıkan Odysseus, Ege Denizi’ndeki Phokaia kıyılarına ulaşır. Yoluna devam edebilmesi için sirenlerin yaşadığı adaların arasından geçmesi gerekmektedir. Orak adasının yakınlarındayken sirenlerin sesleri duyulur. Sirenlerin büyüleyici seslerini duyan denizcilerin bu seslerin etkisinde kalarak bu bölgeden ayrılmak istemediklerini bilen Odysseus, bu kayalıklara yaklaşırken kuşku içerisindedir.

İşte tam bu sırada Tanrıça Kirke altın tahtından seslenir;

“Kim yaklaşırsa bilmeden ve dinlerse sirenleri, yandı,

bir daha evinde onu ne karısı karşılar ne çocukları.

Durma orada yürü, arkadaşlarının da tıka kulaklarını,

Tatlı balmumuyla tıka ki, sirenlerin sesini duymasınlar.

İstersen dinle sen, ama bağlasınlar ayakta seni,

Hızlı geminin içinde iplerle bağlasınlar orta direğe,

Ondan sonra dinle sirenleri doya doya.

Ama dostlarına yalvarır da, dersen ki iplerimi çözün,

Bağlasınlar onlar senin bağlarını bir kat daha sıkı.”

Kirke’nin sözünü dinleyen Odysseus, sirenlerin büyüleyici seslerine kapılmamak için kendisini geminin direğine halatlarla sıkıca bağlayıp, ağzını da süngerle kapatır. Gemide çalışan tüm tayfaların bu sesleri duymasına engel olmak için de kulaklarını bal mumu ile kaplar. Böylece çok merak ettiği sirenlerin çıkardıkları sesleri yalnız kendisi duyacaktır.

Sirenlerin etkileyici sesinden büyülenir

Gemisi kayalıkların arasında yol alırken çok geçmeden sirenlerin etkileyici seslerini duyar. Duyduğu sesler, onu büyüler:

“Gel buraya dillere destan Odysseus, Akhalıların şanı şerefi,

durdur gemini de duy bizim sesimizi.

Hiç bir gemi buradan geçemedi,

durup dinlemeden tatlı ezgilerimizi.’’

Odysseus, bu çağrı üzerine ömrünün sonuna kadar bölgede kalmak için tayfalarına emir vermek ister. Ama ağzı kapalı, direğe bağlıdır. Tayfaları da kulakları tıkalı olduğundan sesini duyamaz. Böylece ölümün buz gibi kollarından sıyrılırlar. Sonuçta Odysseus’un gemisi burada durmayıp kayalıkların arasından süzülerek yoluna devam eder ve 20 yıl sonra karısı Penelope’ye kavuşur.

Homeros’un ilk defa Odysseus destanında sirenlerin yaşadığını söylediği Foça denizindeki kayalıklar işte o zamandan beri siren kayalıkları adıyla bilinir.

Yunan mitolojisinde sirenler

Yunan mitolojisinde sirenler pek çok efsaneye ve filme konu olmuştur. Adlarına şarkılar yapılıp, şiirler yazılmıştır. Sirenler, bir adada yaşadıklarına inanılan deniz kızlarıdır. Bu yerlerin tamamı uçurumlar ve kayalıklarla çevrili olarak betimlenmiştir.

Efsaneye göre; sirenler, yaptıkları doğaüstü müzikle buradan geçmekte olan teknelerdeki denizcileri büyülermiş. Müziğin ve sirenlerin güzelliğinin büyüsüne kapılan denizciler, ölene kadar burada kalmak isteğine kapılırlar, bu düşünceler içinde gemileriyle bölgedeki kayalıklara çarparmış.

Deniz kızlarından farklı olarak iki kuyruğa sahip olarak da betimlenen sirenler, bazı kaynaklara göre ise büyüleyici şarkılarıyla denizcileri tehlikeye düşüren yarı kuş, yarı kadın yaratık olarak tasvir edilir.

Homeros, sayılarıyla ilgili hiçbir şey söylemese de, sonradan konuyla ilgili yazanlar, hem isimlerine hem de sayılarına değinmişlerdir. Sayılarının genellikle iki ile beş arasında oldukları anlatılmıştır.

Mitolojide, sirenlerden kurtulanların yalnızca, Jason, Argo ve Odysseus oldukları yer almaktadır.

DERGİ ARŞİVİNDEN