İzmir Dergisi, 8 terabytelık Dünyanın en büyük İzmir Arşivi

  • Anasayfa
  • SÖYLEŞİ
  • Mehmet Bastıyalı - Valiz taşıyıcılığından turizm patronluğuna!

Mehmet Bastıyalı - Valiz taşıyıcılığından turizm patronluğuna!

Müftülük hayalleri Rodos’ta son bulan Mehmet Bastıyalı, valiz taşıyıcısı olarak başladığı turizm sektöründe hızla yükseldi ve yıllardır Türkiye’nin önde gelen turizmcileri arasında anılıyor 

 

Röportaj: ÇİĞDEM ASKERİ

 

1944 yılında Rodos’ta dünyaya gelen Mehmet Bastıyalı, ilginç bir yaşam öyküsüne sahip. İlk, orta ve lise öğrenimini Rodos’ta yapan Bastıyalı, müftü olma hayalleriyle yükseköğrenimini Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde yapmak için Türkiye’ye geldi. İlk zamanlarda Rodos Müftüsü Şeyh Süleyman'ın talimatıyla Ağa ve Murat Reis camilerinde vaaz verip, imamlık yaptı. Ancak Bastıyalı’nın Rodos Türkleri tarafından ilgi gören vaazları, müftülük hayallerinin de sonu oldu. Yerel makamların dikkatini çeken Bastıyalı’nın din adamlığı görevini sürdürmesi dönemin şartları gereği engellendi.

Mehmet Bastıyalı’nın turizm sektörüne girişi, yaşamını sürdürmek için seyahat acentesinde bulduğu valiz taşımacılığı işiyle başladı. 1970’lerde turistik bir şehir olan Rodos’ta haftada 30 charter uçağını ağırlayan seyahat acentesinde kısa sürede yükselen Bastıyalı, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’na kadar görevini başarıyla sürdürdü. Ancak zamanın siyasi koşulları, her ne kadar Yunan vatandaşı olsa da, Türk asıllı Bastıyalı’nın Türkiye’ye gelişine neden oldu. Türkiye’ye turist olarak gelmiş olmasına rağmen üç ay sonra Yunan vatandaşlığından çıkarılan Mehmet Bastıyalı, Türkiye’de altı yıl haymatlos yani vatansız olarak yaşadı.

“Altı yıl dünya vatandaşı oldum” diyen Bastıyalı, “Haymatlos olduğun zaman, Türkiye’nin de içinde bulunduğu 21 ülkede çalışma ve oturma izni alabiliyorsun. Ben de o haktan yararlanarak Yaşar Holding’e girdim ve 10 yıl boyunca Bintur Seyahat Acentesi’nde genel müdürlük yaptım. Rodos’tan alışık olduğum bölge İskandinav ülkeleriydi. İzmir’de de ilk başlarda o ülkelerden turist getirmek için uğraştım. 1980 yılına kadar Çeşme’ye turist getiriyorduk. Zaten Türkiye’nin turizm merkezi Çeşme’ydi. O dönemlerde Marmaris’te turistlere yemek yedirilecek bir restoran dahi yoktu. Rodos’tan turist gönderirdik. Turistler otobüslerle Marmaris’ten Muğla’ya iki saatlik yolculuk yaparlardı yemek ve alışveriş için. Türkiye büyük aşamalar kaydetti turizmde.” diye anlatıyor o yılları.

Turizmin en alt katından hızla yükselen Bastıyalı, 1986 yılında tecrübeleri ışığında kendi şirketini, Bastıyalı Turizm İşletmeleri Ticaret Anonim Şirketi’ni kurdu. Rodos gibi turizm gözdesi bir şehirde doğmuş olmanın avantajını kullanan Mehmet Bastıyalı, bilgilerini İzmir ve Türkiye turizminde nasıl kullandığını şöyle anlatıyor:

“1981 yılında dönemin Turizm Müsteşarı Kemal Baytaş, Rodos’a gerçekleştirilecek bir ziyarete rehberlik yapmam için beni de çağırdı. Beraber gittiğimiz heyet hayran kaldı Rodos’a. Ne yaparak bu noktaya geldiler, biz de aynısını yapalım, diyerek Kemal Bey, benden bir çözüm dosyası hazırlamamı rica etti. Ben de Musa’nın 10 emri gibi 10 maddeden oluşan turizmde ilerleme raporu hazırladım. Raporu dönemin Başbakanı ve Turizm Bakanı dahil olmak üzere birçok üst makama gönderdim. Sonraki yıllarda sektörde atılan birçok adımın kaynağının raporum olması mutlu ediyor tabiî ki beni.”

“Her şey dahil sistemi turizmin harakirisidir”

Turizmde bireysel çabaların başarı getirmeyeceğine inanan deneyimli turizmci, turizmde ilerlemenin devlet desteğiyle mümkün olacağını belirtiyor. Özellikle son yıllarda otellerin, seyahat acentelerinin turist çekmek amaçlı uyguladıkları “her şey dahil” sistemine değinen Bastıyalı, “Her şey dahil sistemi turizmin harakirisidir. Kaliteden taviz verilmesine neden oluyor. İşte kaliteden ödün vermemek için de devletin bir noktada sektöre el atması gerekiyor.” diyor.

“Herhangi bir turizm çeşidi İzmir için caziptir diye ahkam kesmek yanlıştır” diyen Bastıyalı, “Termal çok itici bir güç İzmir için ama yeterli değil. Denizi, tarihi, doğayı, termali bütünleyip sunabilirseniz işte o zaman turizmde başarılı olursunuz. Geçmiş yıllarda turistlerin ilgisi vardı tarihi değerlere. Ancak bugün öyle değil. İnsanlar deniz-güneş-kum ve eğlence için geliyor. Siz de turistin isteğine göre şekillenmek zorundasınız.” diyor.

Mehmet Bastıyalı, İzmir turizmini en iyi betimleyen tasviri de değer verdiği eski bir turizmcinin sözleriyle anlatıyor:

“Şöyle bir tespit yapabiliriz: İzmir’in fazla üzülmesine gerek yok. Türkiye öyle bir turist yoğunluğu noktasına geldi ki, tıpkı fizikteki birleşik kaplar yasası gibi olacak. Aşağıdan doldukça su, yukarı doğru gidecek. Kap doluyor, İzmir kısa zaman sonra turizmde istediği noktalara gelecek. Hatta İzmir değil, Balıkesir tarafları bile turist yoğunluğu yaşayacak.”

Taksicinin lafı azmini artırdı

Valiz taşımacılığı yaptığı ilk aylarda biraz tutuk olduğunu anlatan Mehmet Bastıyalı, Rodos’taki otele köyden gelen bir taksici için “İlk hocamdır” diyor: “İşe başladığım ilk günlerde beni biraz yavaş görmüş taksici. Bana ‘Sen kendini ne zannediyorsun, böyle aristokrat bir tavırla turizm olmaz, terlemelisin, yoksa bu işi yapamazsın’ dedi. Taksicinin lafları çok ağrıma gitmişti. Üniversiteyi bitirmişim, müftü olmayı bekliyorum ve bir köylü bana beceriksiz olduğumu söylüyor. Düşündüm o gün ve haklı olduğuna karar verdim. İşe sarıldım dört elle, hızımı iki katına çıkardım. Gecemi gündüzüme kattım ve patronum azmimi görerek beni rezervasyon sorumlusu yaptı. İki sene içerisinde müdür, üç sene sonra da genel müdür oldum.” diyerek yaşadıklarını paylaşıyor.

DERGİ ARŞİVİNDEN