İzmir Dergisi, 8 terabytelık Dünyanın en büyük İzmir Arşivi

Erdoğan Özgörkey - 30 yıllık hasret sona erdi

Özgörkey Grubu’nun ilk turizm yatırımı olan Key Hotel, İzmir’in en güzel yerlerinden birinde, Pasaport’ta hizmete girdi. Otel bir turizm yatırımı olmanın ötesinde İzmir’in duayen işadamlarından Erdoğan Özgörkey’in 30 yıllık hayalinin ete kemiğe bürünmüş hali

 

Röportaj: Derya Şahin

 

İzmir iş dünyasının duayen isimlerinden biri Erdoğan Özgörkey. Üretmenin ve istihdam sağlamanın dünyadaki en kutsal görevlerden biri olduğuna inanan Özgörkey, şimdi gıda, otomotiv, tekstil yıkama, inşaat sektörlerinde faaliyet gösteren ve kendi adını taşıyan bir şirketler grubunun yönetim kurulu başkanı. Grubun faaliyet alanlarına geçtiğimiz günlerde bir yenisi daha eklendi, o da turizm...

Özgörkey Grubu’nun ilk turizm yatırımı olan Key Hotel, İzmir’in en güzel yerlerinden birinde, Pasaport’ta hizmete girdi. Mimarisiyle tasarım ödülü almış, yarım yüzyıllık Merkez Bankası binasının dönüştürülmesiyle turizme kazandırılan Key Hotel bu ve daha birçok yönüyle İzmir’de bir ilk niteliği taşıyor. Onu asıl özel kılan ise İzmir’e bir turizm yatırımı yapmak isteyen ve karşılaştığı engellere rağmen bunun için çabalamaktan hiç vazgeçmeyen Erdoğan Özgörkey’in 30 yıllık hasretine son vermesi…

 

İzmir iş dünyasının duayen isimlerinden birisiniz. İş dünyasına nasıl adım attınız?

ÖZGÖRKEY: Benim babam İzmir’in ilk sanayicilerinden. Mevsiminde iki yüzün üstünde kişinin çalıştığı bir incir-üzüm kutuları fabrikası vardı. İhracat sezonunda incir-üzüm firmalarının hepsine değişik karakterlerde kutu imal ederdi. Benim çocukluğum da bu fabrikanın içinde geçti, çünkü babam sokaklarda oynamamızı istemezdi. Mutlaka bir vesile ile bizi iş yerine getirir, bir şeylerle meşgul ederdi.

Dolayısıyla kendimi bildim bileli bu işlerin içindeyim. Ticarete büyük bir ilgi duyduğum o yılları kendim için çıraklık dönemi olarak addediyorum. Ben o dönemde hem okula hem de işlere gidiyordum. Bunu 10 yaşımdan bu yana yaptığımı varsayarsak 70 yıla yakındır iş hayatının içinde olduğum söylenebilir. Bununla gurur duyuyorum, çünkü ben ticareti ve sanayiyi, üreticiliği çok seviyorum. Üretmenin ve istihdam sağlamanın dünyadaki en kutsal görevlerden biri olduğuna inanıyorum.

 

Uzun yıllardır turizm sektörüne yatırım yapmak istediğinizi biliyoruz. Bu açıdan bakınca Key Hotel sizin için çok değerli olmalı.

ÖZGÖRKEY: Otelcilik 30 senedir aklımızdaydı, reçel kavanozunun etrafında arının dolaşması gibi biz de etrafında dolaştık durduk. Ancak başarılı olamadık. Yine de doğrudan olmasa da dolaylı yollardan turizme katkıda bulunduk. Öyle ki, meşrubat ve endüstriyel yıkama sektörlerindeki faaliyetlerimizle turizme hizmet verdik ve vermeye devam ediyoruz. Nasip burasıymış. Esasında bu oteli ailemizin turizm okulu olarak görüyorum. İnşallah edindiğimiz görgü ve bilinçle bu alandaki faaliyetlerimizi daha da büyüterek, Türkiye’de turizme hizmet etmeye devam edeceğiz. Başlardaki düşüncelerimiz ve atmaya çalışıp atamadığımız adımların içinde daha büyük projeler vardı elbette.

Bir gün buradan geçerken binanın arkasında TMSF tarafından satılık olduğuna dair bir ilan gördüm. “Bu binadan bir butik otel yapılır mı” diye düşündüm. Bu düşüncemin ürünü de Key Hotel oldu.

 

1950’de mimari tasarım ödülü almış bir binayı, otel haline getirdiniz. Tadilat aşamasında sıkıntı yaşadınız mı?

ÖZGÖRKEY: Bina SİT Kuruluna kayıtlı olduğu için zorluklarla karşılaştık tabii ki, örneğin planladığımızdan daha fazla zaman kaybettik. Bu binaya güçlendirme yapmak zorunda kaldık. Güçlendirme projesi gerek zaman kaybı gerekse de maddi yükü nedeniyle bize biraz fazla külfetli geldi. Bunun yerine binayı yıkıp yeniden yapmak istedik. Aslında burası tarihi eser değil, projesi ile ödül almış bir bina. Günümüz teknolojisiyle yapacağımız binanın 1950’li yıların teknolojisiyle yapılmış bir binadan çok daha iyi olacağına inandık. Bunun için SİT kuruluna müracaat ettik. Ancak amacımıza ulaşamadık. Bu bina 50-60 santimetre denizin içine gömülmüş vaziyette. Güçlendirmek için kolonları genişletmek zorunda kaldık. Bu hem yer hem de zaman kaybına sebep oldu. Asansörümüzü pistonlu yapmak istedik, ancak bunun da mümkün olmadığını gördük. Pencere sövelerinin onarılması için İstanbul’dan bir firma ile anlaştık. 3 ayda bitirilmesi planlanan bu iş tam 13 ayda tamamlandı.

Bütün bunlar maddi kayıpları bir yana bırakın, zaman kayıplarına sebebiyet verdi. Bir arkadaşım otel tadilatının ne kadar süreceğini sorduğunda 1 yıl demiştim. O bir yıl oldu 5 yıl. Ancak neticede ortaya çıkan şey önemli. Muhtelif değerlendirme noktalarından aldığımız tepkiler beklentilerimizin çok üstünde. 6 ay gibi kısa bir sürede bu noktaya gelmek çok güzel. Biz de bunun mutluluğunu yaşıyoruz açıkçası.

 

İzmir merkezin yanı sıra sahil beldelerinde de yatırım düşünceniz var mı?

ÖZGÖRKEY: Şimdilik yok, iş oteli konseptinde devam edeceğiz. Hilton’un karşısındaki ve Mürselpaşa’daki arazilerimizde aynı konseptte otel projelerimiz var. Bunları da 2 yıl içerisinde tamamlamayı arzu ediyoruz. Allah inşallah sağlık sıhhat verir ama önümde çok fazla zaman kaldığını sanmıyorum, yaşım 80. Bu projelerin de bir an önce hayata geçtiğini görmek istiyorum. Özellikle Hilton’un karşısındaki arazi benim için çok değerli, çünkü o araziyi 1940 yılında babam almış.

 

Ancak o arazideki projenizi bir türlü gerçekleştiremediniz.

ÖZGÖRKEY: Evet, maalesef. Bunca yıldır o araziyi turizme kazandırmak için çabaladık ancak bir türlü yol alamadık. Bu beni üzdü tabii ki.

 

Gerekli desteği göremediğinizden mi yakınıyorsunuz?

ÖZGÖRKEY: Bu sadece benimle ilgili değil. İzmir’deki pek çok yatırımcı benzer nedenlerden dolayı geri adım atıyor. Düşünsenize, benim gibi beş tane yatırımcı ikişer tane projesini gerçekleştirememiş olsa on adet yatırım eder. Bu konuda bir talihsizliğimiz var. Her platformda İzmir’in geri kaldığı dile getiriliyor örneğin. Ben buna inanmıyorum, çünkü İzmir’in eski halini de çok iyi biliyorum. Gelişmeleri görmezden gelmemek gerekiyor elbette, ancak daha iyi yerlere gelmek hepimizin en büyük arzusudur.

Bunu yapamayınca da insan sinirleniyor. O kadar lüzumsuz şeylerle uğraşıyoruz ki, düşünebiliyor musunuz ben İzmir’in en güzel noktalarından bir tanesine 20 yıldır bir turistik tesis yapmak istiyorum. Burası benim babamdan kalan bir miras. Satılmamasını temin etmek için verdiğim mücadeleyi anlatamam. Bu kentte yatırımcının önü açılmalı. Çünkü İzmir’in ve İzmirlilerin buna ihtiyacı var. Burada bile 36 oda var, 35 kişi çalışıyor. İnşaat sürecinde ise ortalama 60 kişi çalıştı. Bu kadar insan ekmek yiyor buradan.

 

Söz konusu arazi ile ilgili imar planı geçtiğimiz günlerde kabul edildi. Bundan sonra süreç nasıl işleyecek?

ÖZGÖRKEY: Hilton’un karşısındaki arazi için değişik bir otel projemiz var. Şu ana kadar paylaştığımız herkes de bunu beğendi. Fazla bir şey söylemek istemiyorum. Gördükleriniz yapacaklarımızın garantisidir. Mürselpaşa Bulvarı’ndaki arazimize de 4 yıldızlı bir otel yapmayı düşünüyorduk. Ancak Key Hotel’i yaptıktan sonra oğlum bana gelip, “Baba biz 4 yıldızlı bir otel yapabilir miyiz sence?” diye sordu. Umarım her iki projeyi de en kısa sürede tamamlayıp İzmir’e yeni turizm tesisleri kazandırırız.

İzmir’de bir ilk

Key Hotel’in Genel Müdürlüğünü deneyimli turizmci Teoman Şensoy yürütüyor. 1984 yılında İzmir Etap Oteli’nde oda servisi kasiyeri olarak adım attığı sektörde resepsiyonistlik, bellboyluk, gece müdürlüğü gibi görevlerde çalışan Şensoy, ardından Ankara, Bodrum ve Bursa’daki zincir otellerde yöneticilik yapmış.

28 yıl sonra İzmir’e dönen ve Key Hotel’in genel müdürlük koltuğuna oturan Şensoy, oteli kentin en yeni, modern ve seçkin konsept oteli olarak tanımlıyor. Key Hotel’in, mimari tasarım ödüllü bir bina olan eski Merkez Bankası’nda hizmet verdiğini belirten Şensoy, İzmir’de ilk kez böyle bir değişim projesinin uygulandığına dikkat çekiyor.

Key Hotel’in kişiye özel bir otel olduğunu vurgulayan Şensoy, hizmet anlayışlarını şöyle özetliyor: ‘’Misafirlerimizi istek ve arzularında sınırlandırmıyoruz. Kendilerini evlerinde gibi hissetmelerini istiyoruz. Bunun için onlara isimleriyle hitap ediyoruz. Türkiye’de bir ya da iki otelde bulunan, İzmir’de ilk olan sistemler mevcut. Odalarımızda kişiye özel program yazabiliyoruz örneğin. Misafirlerimizin tercih ettikleri oda ışık, ısı, tv akış düzeni gibi bilgiler kayıt altına alınabiliyor. Bu bilgiler aradan aylar geçse de kişinin oteli tekrar ziyaret etmesi durumunda kullanılıyor. Şu ana kadar aldığımız sonuçlar da oldukça iyi.

DERGİ ARŞİVİNDEN