İzmir Dergisi, 8 terabytelık Dünyanın en büyük İzmir Arşivi

Konak Pier

İzmir’in güzel kızına yakışır makyaj

Fransız gümrüğü olarak 19. yüzyılda yapılan, ardından kılavuz kaptan köşkü, balık hali,

otobüs hareket amirliği, bir bölümü deniz kuvvetleri tesisi gibi birçok alanda kullanılan Konak Pier, bugün alışveriş mağazaları ve restoranları ile kentin güler yüzü olarak ışıldıyor

 

Yazı: Salih Zeki PEKİN / Konak Pier Proje Mimarı

 

 

Ondokuzuncu yüzyılın ikinci yarısına tarihlenen ve eski Fransız gümrüğü olan Konak Pier’in, tarihsel açıdan oldukça ilginç bir öyküsü var.Üzerinde okuma yapıldığında, ekleri ve detayları ile birlikte birden çok döneme referans veren yapının geçirdiği değişimi, günümüze ulaşan az sayıdaki belge ve fotoğraftan öğreniyoruz.

Yapının bugünkü kimliğini çözümleyebilmek için geçmişine doğru bir yolculuğa çıkmak gerekiyor.Bu yolculuk kapitülasyonlar dönemine kadar uzanıyor.Gümrüklerin Fransızların elinde olduğu bu dönemde, Fransızlar yer sıkıntısını ve büyük gemilerin yanaşma sorununu gidermek amacıyla, sadrazamdan rıhtımı doldurma izni alıp, kendi işletmelerindeki Basmane Garı’nı denize bağlayan yolun uzantısındaki alanı doldururlar. İki ahşap kulübenin dikildiği bu alan, 1850’lilerin başında gümrüklü mal depolama alanı olarak kullanılır. İhtiyaç duyuldukça, deniz doldurularak depolama alanı denize doğru genişletilir. Sonuçta, denizin dolgusu 40 metre genişliğinde bir şerit olarak,100 metre uzunluğu aşar. Birkaç yıl içinde tek katlı ‘Fransız Gümrük Binası’nda, malların dolgu alanına kontrollü geçirilmesi için iki büyük kapı ve gümrük memurlarının çalışma ofisleri inşa edilir. 1860’dan sonra, dolgunun ucuna aynı planimetrik özelliklere ve tekniğe sahip, ikinci bir bina daha yapılır. 1900’lerin başında ikinci katı eklenen yapı, son dönemlerde kılavuz kaptanların mekânı olur. Dolgu alanın her iki ucuna inşa edilmiş binalar yetmemeye başlayınca, alanın orta kısmına, iki katlı “taş bina” inşa edilir.

1870-1875 yıllarında, açık alanda depolanan malların korunması için, üç kagir binanın arasına, döküm kolon ve çelik makaslarıyla, “antrepo binaları” ve sundurma eklenir. Kitabesinde, sadrazam talimatıyla yapıldığı dikkate alınarak, “Osmanlı Gümrüğü Binası” olarak adlandırılır. 1905-1913 yıllarında, deniz doldurularak,, ‘Büyük Hol’ inşa edilir. İçi boşluklu (su drenajı için) font döküm dairesel kolonlar ile çift UPN profil kolonlar ve Belçika’da üretilen çelik profil çatı makasları kullanılır. Temel arasındaki beton kanallara deniz girmektedir ve kolonlardan inen yağmur sularını toplamaktadır. Böylece en yoğun sağanaklarda bile kanalların şişmesi önlenmiştir. Büyük holde mal taşınmasını kolaylaştırmak için, dekovil rayları döşenmiştir.

Balık Hali olarak da bilindi

1960’lardan itibaren, Kılavuz Kaptanlar Köşkü’nü, Türkiye Denizcilik İşletmeleri (TDİ) kullanmaya başlar. Taş bina ve iki ahşap karkas antrepo binasıyla Fransız Gümrük Binası’nın bir bölümü ise, 1974 yılında Deniz Kuvvetleri’ne verilir. 1955-60’larda belediye, büyük holün güney cephesini ‘balıkhane’ olarak düzenler. Bu nedenle, ‘balık hali’ olarak da bilinen bina, 1996 yılına kadar otobüs hareket amirliği ve atölye olarak kullanılır. 1988 yılında ise belediye tarafından, TDİ’den kiralanır ve otopark olarak kullanılmaya başlanır. Araçların geçişi için taş söveli kapılar genişletilir, duvarlarda delikler açılır. Konak Pier, gerçekleştirilen onarım öncesi merkezde stratejik bir konumda olmasına rağmen, kent yaşamı ve kimliğinin dışında kalır. Bunun iki temel nedeni vardır; İlki bir dönem en canlı ticaret-sosyal merkezi olan Kordon’un uzantısında, tamamen farklı işlevde olması, diğeri de limanın taşınması. Sonrasında, kentle sosyal ve mekânsal ilişkisi olamayan diğer kullanımlar gelir. Kısa bir süre balık hali olması, kentli-bina ilişkisini yaratsa da eskime, özensiz kullanım, yanlış işlev, müdahaleler ve bakımsızlıktan bina aşırı yıpranır.

Bina ve yakın çevresi İzmir 1 No’lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun ‘Tarihi SİT Alanı’na dair 20.01.1994 tarihli kararı ile tescil edilir.

Gençlik aşısı için harekete geçildi

Konak Pier’de rölöve ve restorasyon proje çalışmalarına, 1995 yılında başladık. 1997 yılında İzmir 1 No’lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu, projemizi onayladı. Gümrük antrepoları olarak 1850 - 1910 yılları arasında bölüm bölüm inşa edilmiş binanın inşaatı da, dönemin özellikleri göz önünde tutularak bölüm bölüm yürütüldü. Öncelikle ilk dönemde inşa edilmiş “Fransız Gümrüğü Binası”nın onarılmasına başlandı (1998). Daha doğrusu, 10-15 yıl gibi sürede kurtuluşu olanaksız bir hastalığa yakalanmak üzereyken, zamanında teşhis ile bina tedaviye alındı.

Çelik taşıyıcı strüktürünün korozyondan ve bakımsızlıktan oldukça yıpranmış olması, molozla doldurularak denizden kazanılan bir alan üzerinde inşa edilmiş binanın deniz suyu seviyesinin taş parke döşeme kaplamasının 70 santimetre altında bulunması, moloz taş yığma duvarlarda önemli çatlaklar ve çatı örtüsünün (galvanize saç ve Marsilya kiremiti) tamamen çürümüş olması, binanın bugünkü yaralı ya da hasta durumunu yansıtan en önemli yönleridir. İzmir’in bu güzel kızına iyi bir makyaj yapmadan önce bünyesini sağlamlaştırmak ve gençlik aşısı verilmek üzere harekete geçildi. İlk önce binanın oturduğu zemini ve temellerini güçlendirmek üzere işe başlandı. Bina tabanı en az 25 santimetre kalınlığında radye temel yerine geçebilecek betonarme döşemeye dönüştürüldü. Zemin suyu (deniz suyu) etkilerinden korunmak üzere katkılı beton kullanıldı, ayrıca tüm satıhta su yalıtımı yapıldı. Moloz taş duvarlar yer yer takviye edilerek, sağlamlaştırıldı. Duvarlarda meydana gelmiş çatlaklara katkılı beton enjekte edilerek ve metal kenetler kullanılarak duvarlar gençleştirildi.

Çatı örtüleri tamamen değiştirildi. Çelik konstrüksiyon kolon ve makasların korozyona uğramış yüzeylerine havayla karıştırılmış ince sert kum püskürtülerek, metal yüzeyleri, pastan, yağdan, tuzdan arındırıldı. Dikkat ve özen isteyen bu kumlama işleminden hemen sonra çıplak metal yüzeyler yeniden oksidasyon etkisinde kalmadan, 4-6 saatlik süre içinde, çinko oranı yüksek özel primer boya ile boyandı.Bu işlemden sekiz gün geçmeden demir oksit esaslı yeni bir primerle kaplanarak, adeta galvanize edildi ve çelik konstrüksiyonun ömrü uzatıldı.

Binanın tümü klimatize edileceğinden (iklimlendirileceğinden) bir bölümünde ısı ve suya karşı yalıtılmış, orijinaline uygun görünümde imal edilmiş poliüretan ısı yalıtımlı aluminyum sandwich panellerle çatı örtüldü. Ahşap çatı örtüsü oluklu kiremit ile kaplandı. Mevcut ışıklıklardaki yıpranmış camlar yerine renkli lamine ısıcam kullanıldı. Döşemedeki bazalt taş parkeler söküldükten sonra 15 santimetre kalınlığında tabakalar halinde kesilerek, yeniden döşeme malzemesi olarak kullanılmak üzere hazırlandı. Rıhtımlarda mevcut parkeleri söküp yeniden düzgünce döşeyerek, dış mekânların görünüm özellikleri korundu. Döşeme ve duvar kaplamaları olarak doğal malzemeler seçildi.

Konak Pier Projesi, kent halkına yeni işlevleri ve kullanma şekilleri ile sunulmak üzere hazırlanırken, binanın inşa edildiği dönemde kullanılan tüm mimari ve konstrüktif unsurları korundu. Bunlar değiştirilmeden ve zedelenmeden, aksine onarılarak, güçlendirilerek değerlendirildi. Yeni kullanış şekline uygun olarak ilave edilmesi zorunlu olan her türlü mimari öğenin, iddiasız, tarafsız, nötr malzemelerden seçilmesine özen gösterildi. Böylece, inşa edilmesinden 150 yıl sonra, yani bugün yapılan bu müdahale ile binanın orijinal durumunun ayırt edilmesi sağlandı. Deniz Kuvvetleri’nin kullanmakta olduğu alanları 2010 yılı Temmuz ayında terk etmesiyle bu bölümlerin restorasyonuna da başlanması kararı alındı. Çalışmalara bugünlerde başlanacak.

Konak Pier “yap-işlet-devret” modeli ile bir özel sektör yatırımcısı olan İZMER İnşaat AŞ. tarafından finanse edilerek gerçekleştirildi. Yapının konstrüktif değerleriyle “yeni yarattığımız mekânın” planlamasının son derece uyumlu ve dengeli olduğuna inanıyorum. Ben ve birlikte çalıştığım arkadaşlarım Konak Pier Projesi’ne çok emek verdik. Bundan gurur duyuyoruz. İzmir halkı Konak Pier’i sevdi ve benimsedi. Önemli olan da bu.

Konak Pier’in bugünkü haline gelişi, projenin geçirdiği birçok aşama nedeniyle sancılı oldu. Ancak bugün İzmir’in bu güzel kızı, yenilenen yüzü, mağazaları, denizin hemen yanındaki kafe ve restoranları ile ışıltılı gülümsemesini sürdürüyor.

 

 

DERGİ ARŞİVİNDEN