İzmir Dergisi, 8 terabytelık Dünyanın en büyük İzmir Arşivi

GAZİEMİR

  • Gaziemir

    Gelişmiş sanayi bölgeleri, düzenli kentleşme alanları ve yeşil dokusuyla dikkat çeken Gaziemir, ilçe sınırları içerisinde yer alan Fuar İzmir ile Türkiye’nin en büyük ve en nitelikli fuar merkezine sahip.

    Kaynak: Ercan Çokbankir - Arkeolog

     

    İzmir’in 13 kilometre güneyinde İzmir-Aydın karayolu üzerinde bulunan Gaziemir, ilçe sınırları içerisinde yer alan Ege Serbest Bölgesi, Fuar İzmir ve Adnan Menderes Havalimanı ile İzmir’in dünyaya açılan kapısı konumunda. Her geçen gün artan nüfusuyla İzmir’in en hızlı büyüyen ve en çok talep alan ilçelerinden biri olan Gaziemir, aynı zamanda İzmir’in en yeşil ilçesi. Yüzölçümünün yüzde 65’i ormanlarla kaplı olan ilçe, çam ağaçlarıyla çevrili sayfiye alanları ile özellikle hafta sonları doğayla baş başa kalmak isteyenlerin gözde uğrak yeri.

    Seydiköy’den Gaziemir’e

    Tarihsel olarak Helenistik, Roma ve Bizans çağlarının yaşandığı tahmin edilen Gaziemir’in geçmişteki isimleriyle ilgili çeşitli bilgiler bulunuyor. Yunanlı yazar Nikov Kapapa “To Eebntikıoı” (1964) adlı kitabında yerleşimin isminin Sedikui, Sevdköi, Sewdi - Keui, Sedi - Keui, Sediccuil, Sedeauei, Cedicueil, Sedikueu, Sevedikeui, Sediköe ve Seydiköy olarak kayıtlara geçtiğini anlatır.

    Türk kayıtlarına göre ise bölge ismini Türklerin İzmir’e yerleşimi ile başlayan Aydınoğlu döneminde Gazi Umur Bey’in komutanlarından  Seyd-i Mükremüddün’den  alır. Emir Çaka Bey’in İzmir’i almasıyla başlayan İzmir’deki Türk yerleşimi Aydınoğulları döneminde daha da artar. Seydiköy'de bulunan ve kuruluş tarihi kesin olarak bilinmeyen Seyyid Mükremeddin Zaviyesi ve Dizdar Hasan Ağa vakfiyesi bir cami ve çeşme, buradaki ilk Türk yerleşiminin çekirdeğini oluşturur ve bunların ilki yerleşime ismini vermiştir. Seydiköy Türk yerleşimi ile ilgili en erken tarihli belge 1530 tarihli "tapu tahrir defteri"dir ve Seydiköy'ün Konya'dan göçmüş Yörük boyları taradından kurulmuş olduğuna işaret eder.

    18.yüzyıldan itibaren Batı Anadolu’nun zeytin, üzüm, incir, pamuk ihracatına dayalı olarak uluslararası boyutta gelişiminin bir sonucu olarak Seydiköy, Ege Adaları kaynaklı yoğun bir Rum nüfus akınına uğradı ve 19. yüzyılın son çeyreğinden itibaren, bir yandan İzmir'e güneyden giriş öncesinde kilit bir idari merkez olma özelliğine kavuştu, diğer yandan Türk nüfus ağırlığını kaybetti.

    Bu gelişmede en önemli faktörlerden biri, tren yolu ile birlikte bugünkü yerinde tesis edilen Gaziemir İstasyonu olmuştur. Yunan işgali sırasında yıkıma uğramış olduğu için, 1923 Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi sürecinde nahiye merkezi bir süre Cumaovası'na (bugünkü Menderes) taşınmıştır.
    Kavala’dan mübadil olarak getirilip iskan edilen yaklaşık 2 bin 500 kişi (529 aile) Seydiköy'ün yeniden imar ve inşasında önemli rol oynadı. Bu nüfusa, 1944 başta olmak üzere, sonraki yıllarda iskân edilmiş olan Bulgaristan göçmenlerinin eklenmesiyle ilçe günümüzdeki sosyo-kültürel çehresine kavuştu.

    Bizans kadar eski

    Hristos D. Hamodopoulos’un anlatımına göre, Bizans İmparatorluğunun dağılmasından yaklaşık 100 yıl önce Seydiköy den bir Türk köyü olarak bahsedilir. Seydiköy o zamanın Türk ve Rum halkı tarafından bir tarım yerleşimi ve evliyalar diyarı olarak anılır. O yıllarda Türk nüfusu çoğunluktadır. 1678 yılında Hollandalı yazar Corneille Le Brun Seydiköy’de çift minareli bir camiden bahseder. Yazar 1678 yılı 9 Ekim günü 72 kişilik bir grupla Efes’e giderken Seydiköy’e uğrar. Köy hakkındaki düşüncelerini, “Bu muhteşem köye hayran kaldım. Çok şahane bir ovada yer almış. Bu kadar güzel ve mükemmel olduğu için, İzmir deki konsolosların burada yazlık evleri bulunuyor” diye anlatır.

    Gezginlerin uğrak yeri

    Seydiköy geçmişte Levanten ailelerin göz kamaştırıcı konaklarına ev sahipliği yapıyordu. Öyle ki İlhan Pınar “17. ve 19. yüzyılda Gezginler” kitabında Seydiköy’deki sayfiye evlerinin İstanbul’daki yalılarla boy ölçüşecek güzellikte olduğunu anlatır. Aynı eserde Seydiköy’den “İzmir çevresindeki yerleşimler içinde kuşku yok ki en güzeli” diye bahseder.

    Seydiköy gezginlerin uğramadan edemediği güzellikte bir köydü. İzmir'i ziyaret eden ünlü Fransız şair ve yazar Lamartine de Seydiköy’le ilgili olarak ”Etrafı meyve bahçeleriyle çevrili, gürül gürül sularla sulanan çok sayıdaki kır evleri yaz boyunca İngiliz, Fransız, Hollandalı, Rum, Ermeni kökenli olan İzmirli ailelere bir sığınak oluyor, huzur ve canlılık veriyor” demiştir. 

    Seydiköy’de Van Lennep ailesinin evinde misafir edilen ünlü şair, köyün doğal güzelliklerine de hayran kalır. Lamartine “Büyük ve güzel bir köy, dağlar arasında harika bir yerleşim. Oksijeni ve ormanı bol olması köyü mükemmel bir yerleşim yapıyor. Etrafındaki üzüm bağlarının ve çeşit çeşit ağaç türlerinin olması köyün güzelliğini artırıyor. Köyde ikamet eden Rumlar bağların işlenişi ve toprağın ekilip biçilmesi konusunda çok hassas ve titizler. Çeşitli sebzeler yetiştiriyorlar, gezdiğimiz bağların her biri İtalya’daki bağlardan üstün. Kır evlerinin büyük bir bölümü ağaçlar arasında. Etrafından dereler akıp geçiyor. Bu da evlere serinlik veriyor” diye bahseder Seydiköyden.

    O tarihlerde yine Seydiköy de yaşayan bir Rum doktorun evinde misafir olan Nikoy Kapapa da kitabında, “Seydiköy o kadar güzel ki, insan eli onu mükemmel duruma getirmiş. Kadınları güler yüzlü, iyi giyimli ve çok da güzeldiler. Rum kadınları eski Yunan geleneklerini koruyor ve o dönemi andıran elbiseler giyiyorlardı” der.

    Ortak kutsal değer Seydi Baba

    Seydiköy’ü gören yazarların anlatımlarına göre, Seydiköy dini bir bölgeydi. Roma ve Bizans dönemlerinde önemli bir merkez olan bölgede dini törenler yapılmaktaydı. 14’üncü yüzyıla kadar Bizanslıların yaşadığı, bu yıllardan sonra da bir Türk köyü olan, ardından İzmirli Levantenler ve Rumların yerleştiği bölgede halk kaynaşmış durumdaydı. Öyle ki Seyyid Mükerremüdin'in hatırasını taşıyan Seydi Baba’yı Türkler ve Rumlar aynı saygıyla ziyaret eder, ona ait olduğu düşünülen kabrin yanındaki çeşmenin suyundan her iki grup da şifa beklerdi. Seydi Baba’yı kendileri için de kutsal birisi olarak kabul eden Seydiköylü Rumlar, mübadele sonrası gittikleri Yunanistan’ın Selanik kentinde Seydi baba anısına bir şapel yaptırmışlardı.

    Gaziemir Belediyesi Kültür Danışmanı Arkeolog Ercan Çokbankir, “Geçmişten Günümüze Seydiköy Gaziemir" kitabında mübadele ile Selanik'e giden Seydiköylü Rumların da Seydiköylü Müslümanlar gibi Seydi Baba'yı ziyaret ettiklerini, mezarı başındaki çeşmeden su içip şifa bulduklarını, Seydi Baba’yı dedeleri olarak kabul ettiklerini aktarır.

    Seydi Baba’ya ait mimari değeri olan düzgün bir yapı günümüze ulaşmış değil. Ancak Gaziemir Belediyesi, yıllardır ziyaret edilip dualar okunan türbe ve çevresini yeniden düzenleyerek bir rekreasyon alanına çevirmiş.

    Tren istasyonundan Anı Evi’ne

    İzmir’in çok sayıdaki tren istasyonu arasında ayrıcalıklı bir yere sahip olan Seydiköy Tren İstasyonu; 19. yüzyılın sonlarında yapıldı. O dönem, İzmir’de özellikle yabancı uyruklular ile kente gelen yabancılar ve levantenler, eğlenme ve dinlenme için Buca, Bornova ve Seydiköy’e geliyordu. Bu bölgeler 19. yüzyılın ilk yarısı içinde varlıklı ailelerin yazlık köşklerinin bulunduğu yerler olarak da anılıyordu. Bu banliyölerin sürekli iskân edilmesi, ancak ulaşım olanaklarının iyileştiği ve özellikle demir yolu bağlantılarının sağlandığı 1876 yılından sonra arttı. 1876 yılı Aralık ayında işletmeye açılan Gaziemir-Seydiköy bağlantısını, Seydiköylü Fotiadis (Seydiköylü zengin Rumlar’dan) ve Purser aileleri hattın yapım masraflarını karşılayarak sağlamış, bu nedenle imtiyaz hakkını da almışlardı. 1907 yılının Ekim ayında 6 bin lira karşılığında imtiyaz hakkı, adı geçen bu kişilerden, Aydın Demiryolu Şirketi’nce devir alındı ve şirket daha sonra tamamıyla Türklerin eline geçti. Bu hat üzerindeki Seydiköy İstasyon binası da o dönem inşa edildi ve trenler buraya 1986 yılına kadar uğradı.

                

    Gaziemir'in tarihi değerlerinden biri olan Seydiköy Tren İstasyonu, ilçenin tarihini gün yüzüne çıkarma çalışmaları kapsamında “Anı Evi” ne çevrilmiş durumda. Tren istasyonu hala buram buram tarih kokuyor.

    Eski bir Seydiköy evi özelliğini taşıyan Anı Evi’nde 1925-1950 yılları arasında Seydiköy’de yaşayan bir ailenin ev hayatı da canlandırılıyor. Gelin odası, oturma odası ve mutfak bölümlerinin bulunduğu binada, dönemin kıyafetleri kadın, erkek ve çocuk maketleri üzerinde sergileniyor. Eski tabak ve mobilyalardan, tütün kırarken kullanılan lüks lambasına kadar detaylı malzemelerin bulunduğu Anı Evi’ne gelenler hem geçmişi yâd ediyor hem de Gaziemir’in tarihi ile ilgili detaylı bilgi sahibi oluyor. Bir odası da kütüphane olarak ayrılan Anı Evi’ni mübadeleyle Yunanistan’a giden Seydiköylüler de ziyaret ediyor.

    Türkiye’nin en büyük ve en nitelikli fuar alanı, Fuar İzmir

    İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından Gaziemir'de inşa edilen Fuar İzmir, Türkiye’nin en büyük ve en nitelikli fuar merkezi olma özelliğini taşıyor. Toplam 337 bin metrekare arsa alanına sahip Fuar İzmir, 50 futbol sahasına eşit bir arazide inşa edildi. Toplam inşaat alanı ise 240 bin metrekare büyüklüğünde. Fuar İzmir’in yapımında kullanılan 34 bin ton demirle 5 adet ‘Eyfel Kulesi’ inşa edilebiliyor. Fuar İzmir’in ilçede inşa edilmesiyle birlikte Gaziemir Türkiye’nin en önemli fuar merkezlerinden biri haline geldi.

    Fuar İzmir’de 4 adet kapalı, 1 adet açık sergi alanı bulunuyor. Sergi hollerinin toplam alanı ise 90 bin metrekare yani 12 futbol sahası büyüklüğünde. 8 kattan oluşan Ofis Bloğu’nun 45.600 metrelik bölümünde 6 katlı otopark, ofis, vip salonu ve dinlenme salonu bulunuyor. 12 bin 900 metrekarelik bölümünde ise restoran, mutfak, ofis, seminer salonu, kafeterya ve teras yer alıyor. Fuar alanında ayrıca 48 metre yüksekliğinde bir seyir kulesi ile amfi tiyatro şeklinde bir meydan bulunuyor.

    25 Mart 2015 tarihinde Marble – Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı ile açılışı yapılan fuar kompleksi, ihtisas fuarlarına ev sahipliği yapacak. İzmir Enternasyonel Fuarı ve tüketiciye yönelik düzenlenen diğer fuarlar da kademeli olarak Kültürpark'tan Fuar İzmir'e taşınacak. Fuar alanı Adnan Menderes Havalimanı'na 10 dakika, kent merkezine ise 15 dakika uzaklıkta.

    İzmir’in dünyaya açılan kapısı: Adnan Menderes Havalimanı

    Uluslararası hava trafiğine açık, 24 saat hizmet veren Adnan Menderes Havalimanı İzmir’in dünyaya açılan kapısı konumunda. Geçtiğimiz yıl 12 milyon yolcuyu ağırlayan havalimanı her türlü uçağın inebileceği bir kaplama yüzeyine sahip. Havalimanı ile şehir merkezi arasındaki ulaşım İzmir Büyükşehir Belediyesi otobüsleri, Havaş otobüsleri, İZBAN Banliyo hattı ve taksilerce sağlanıyor. Havalimanının dış hatlar terminali 107 bin 699 metrekare büyüklükle Türkiye’deki dördüncü büyük dış hatlar terminali olma özelliğini taşıyor. Dış Hatlar Terminali’ndeki gümrüksüz satış mağazaları, TAV Havalimanları ve Unifree ortaklığıyla kurulan ATÜ Duty-Free tarafından işletiliyor. Toplam 2 bin 353 metrekareye yayılan mağazalarda günün her saatinde hizmet veriliyor. Terminalin gidiş katında yedi, geliş katında ise iki mağaza bulunuyor.

    TAV İnşaat tarafından yapılan yeni İç Hatlar Terminal ise yaklaşık 200 bin metrekare kapalı alana sahip ve yıllık 25 milyon yolcuya hizmet verebilecek kapasitede. Yeni iç hatlar terminali yanında yer alan ve TAV İzmir tarafından işletilen genel havacılık terminali ise özel jetlerle hava taksilere hizmet veriyor.

    İstihdam ve ticaret hacminde Türkiye’nin yüz akı, Ege Serbest Bölgesi

    Gaziemir’de 2,2 milyon metrekarelik bir alan üzerinde kurulu olan Ege Serbest Bölgesi, Türkiye’deki 19 serbest bölge arasında hem istihdam hem de ticaret hacmi açısından ilk sırada yer alıyor.

    Uluslararası Adnan Menderes Havalimanına 4, İzmir Limanı’na 12, otoyol ağlarına ise 1 kilometre mesafede olan Ege Serbest Bölgesi, Türkiye’ye gelen yabancı yatırımcıların en fazla tercih ettiği serbest bölge olarak öne çıkıyor.

    Bölgede bugün itibarıyla 70’i yabancı olmak üzere toplam 175 firma faaliyet gösteriyor. 2015 yılında gerçekleşen ticaret hacmi $ 4 milyar ABD doları. Bölgenin hizmete girişinden bugüne kadar gerçekleşen toplam ticaret hacmi ise 62 milyar ABD dolarına ulaşmış durumda.

    Ege Serbest Bölgesinde yaratılan istihdam yaklaşık 18 bin kişi. Türkiye'deki 19 serbest bölgede yaratılan toplam istihdamın ve yatırımın 1/3' ü Ege Serbest Bölgesinde bulunuyor.

    Bir üretim Serbest Bölgesi olan Ege Serbest Bölgesinde ağırlıklı olarak havacılık ve savunma sanayi, elektronik-elektronik, otomotiv, makine imalat ve montajı, kimya, enerji, tekstil, gıda işleme ve paketleme gibi sektörler yer alıyor. En fazla ticareti yapılan mallar ise, tekstil ürünleri, konfeksiyon, ağır iş makineleri, kimyasal ürünler ve dayanıklı tüketim malları.

    Hem bilim hem eğlence

    Dünyadaki üçüncü, Türkiye, Ortadoğu, Güneydoğu Avrupa ve Batı/Orta Asya’da bulunan tek uzay kampı olan Uzay Kampı Türkiye, İzmir’in çağdaş endüstri merkezi Ekonomi Bakanlığı Ege Serbest Bölgesinde kurucu işletici ESBAŞ tarafından işletiliyor. Son teknoloji ile donatılmış tesis, farklı uluslardan gençlerin bir araya gelip uzun süreli arkadaşlıklar kurabilecekleri ve diğer kültürleri anlayabilecekleri ideal bir ortam sunuyor.

    Bir uzay ve bilim merkezi olan Uzay Kampı Türkiye, bir yandan gençleri bilim, matematik ve teknoloji alanında kariyer yapmaları için motive ederken diğer yandan da çocuk ve yetişkinlere uzayla ilgili interaktif simülasyonların kullanıldığı dinamik, eğlenceli bir ortamda iletişim, takım çalışması ve liderlik alanlarında eğitim veriyor.

    Uzay Kampı Türkiye'deki uzay bilimleri eğitimine tüm dünyadan öğrenciler bireysel ve okul grubu olarak katılabiliyor. İngilizce ve Türkçe dillerinde eğitimin sunulabildiği kamp programlarına belirli dönemlerde kozmonotlar ve NASA'lı astronotlar de davetli olarak katılıyor.

    Türkiye'nin astronomi, uzay bilimleri ve teknolojileri alanında eğitim veren ilk ve tek eğitim merkezi olan Uzay Kampı, merkezi Hunstville Alabama’da bulunan Amerika Uzay Bilimleri Sergi Komisyonu Lisansına sahip.

    “İzmir’in yeni cazibe merkezi, Gaziemir”

    “Gaziemir, 1923 yılına kadar daha çok Rum vatandaşlarımızın yaşadığı, o zamanlar adı Seydiköy olarak bilinen çok eski bir yerleşim. Sonraki dönemlerde ise havasının daha temiz ve yaşam koşullarının daha iyi olması nedeniyle gerek İzmir merkezinde yaşayan vatandaşlarımızın gerekse İzmir dışından gelen yurttaşlarımızın ilgisine mazhar oldu. Son 15 yılda yoğun bir yerleşimin gerçekleştiği Gaziemir, bu anlamda İzmir’in en hızlı büyüyen, en çok talep gören ve en çok göç alan ilçesi durumunda.

    Türkiye’de yabancı yatırımcıların en çok tercih ettiği serbest bölge olan ESBAŞ ve İzmir’in dünyaya açılan kapısı konumundaki Adnan Menderes Havalimanı Gaziemir sınırları içerisinde bulunuyor. Bunun yanı sıra ilçe sınırları içerisinde konumlandırılan Fuar İzmir, Türkiye’nin en önemli fuar merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. İlçemize Fuar İzmir’in gelmiş olmasıyla birlikte ortaya çıkan ihtiyacı karşılamak amacıyla nitelikli otel yatırımları gerçekleştirilecek ve bu yatırımlar diğer taraftan kongre turizmini de beraberinde getirecektir. Gaziemir’in etekleri üzerine kurulduğu Çatalkaya bölgesi ise bakir doğası ve ormanlık alanları ile oldukça dikkat çekiyor. Şu anda daha çok yürüyüşçülerin ve muhtelif grupların tercih ettiği bölge, konaklama imkanlarının çeşitlendirilmesiyle daha da önem kazanacaktır. Önümüzdeki on yıl içerisinde Gaziemir, bu alanda gerçekleştirilen yatırımlarla tam bir cazibe merkezi haline gelecek.”

DERGİ ARŞİVİNDEN