DİKİLİ

  • Dikili

    Günbatımının sunduğu görsel şölen hafızalarda yer ederken, güneşin doğuşuyla gelen yeni gün de unutulmayacak anların habercisidir Dikili’de

    “Güneşin en güzel battığı yer” olarak anılır Dikili. Karşınıza Midilli Adası’nı alıp, eski çağlara uzanan 

    tarihi, masmavi denizi, 40 kilometrelik kumsalı, verimli ovaları, yüzyıllardır şifa dağıtan termal kaynakları ve kaplıcalarıyla doğanın tüm zenginliklerini bir arada yaşatmak için Dikili, tüm içtenliğiyle bekler misafirlerini.

    Ağırlıklı olarak yazlıkçıların gözde tatil merkezi olan Dikili’de dilerseniz kendinizi Ege’nin masmavi sularına bırakıp serinleyebilir, dilerseniz jeotermal kaynaklardan elde edilen sıcak sularda yılın 12 ayı termal tedavi imkânlarına ulaşabilirsiniz. Akdeniz güneşinin sıcaklığı ve Ege’nin serin mavi sularının karşı konulmaz çekiciliğine sahip olan Dikili, kumsalında sıralanmış mavi bayraklı plajları, ‘Beach Club’ ve koylarıyla unutamayacağınız güzellikte bir tatilin kapısını aralar.

    Dikili tarihi

    Yeşil ve mavinin iç içe geçtiği Dikili, ilk çağlardan günümüze kadar birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış. Tarihte Mysia adıyla anılan bölgede ilk olarak, Luwiler ile Helenlerin Leleg ve Peselag adını verdikleri kavimlere ait uygarlık izlerine rastlanmış, tarih içinde Lidyalılar, Persler, Frigyalılar, Romalılar ve Bergamalılara yurt olmuş. Antik çağda Dikili çevresinde farklı uygarlıklara ait birçok kent kurulmuşken, bu kentlerin en gelişmişi bir dönem Aristoteles’in de yaşadığı Atarneus’tur.

    Orta Çağ’da Bizanslılar, Cenovalılar, Selçuklular ve Osmanlılara ev sahipliği yapan Dikili, 1860’lı yıllarda Bergama ilçesine bağlı bir bucak iken, 1923 yılında belediye oldu. 13 Ekim 1928 yılında Bergama’dan ayrılan Dikili, İzmir ilinin bir ilçesi olarak halen Çandarlı bucağı ve 25 köyü ile bir ilçe merkezi.
    Plajlar

    Dikili, 40 kilometrelik kumsalında sıralanmış mavi bayraklı plajları, Beach Club ve koylarıyla, deniz tutkunlarına unutulmaz güzellikler sunuyor. Bot turları sizi yeşil ile mavinin iç içe geçtiği eşsiz koylarla buluşturur.

    Dikili ve çevresindeki plaj ve koyları; Pisa, Kokarot, Hayıtlı koyu, Killik, Çam kamp, Kayra, Er, Ayazma, Zindancık, Kalem Adası, Garip Adası, Bademli Deniz Ilıcası, Belediye Halk Plajı oluşturur.

    Kalem Adası

    Denizin ortasındaki Kalem Adası, 480 bin metrekare alanıyla Garip Adası ve Bademli Köyü kıyıları arasında yer alır. Midilli Adası’na sadece 13 mil uzaklıkta bulunan ada, zengin su altı dünyası, türkuaz denizi ve eşsiz doğa güzellikleriyle gözden uzak, doğayla baş başa sakin bir tatil arayanlar için ilk seçenekler arasındadır. Konaklamak isteyenler için bir tesisin de bulunduğu adanın hemen yanında yer alan Garip Adası da Fi Yapı tarafından gerçekleştirilen projeyle ilerleyen dönemde ziyaretçilerle buluşacak.

    Sağlık turizmi

    Dikili’nin 3 bin yıldır şifa dağıtan termal kaynakları, gelişen modern kaplıca tesislerinin yanı sıra tarihi Nebiler Ilıcası, doğal Koca Oba Ilıcası, Bademli Deniz Ilıcası ve çamurlu suyu ile ünlü Çamur Ilıcası’nda, romatizma, kireçlenme, cilt ve böbrek taşı hastalarına sağlık sunmaya devam ediyor. Dikili’deki joetermal kaynakların 3 bin yıldır ürettiği çamur ile yapılan kür, termal tedaviyi destekleyen özelliklerinin yanı sıra içerdiği bitki hormonları sayesinde kırışıklıkların giderilmesi ve selülit tedavisinde öneriliyor.

    Nebiler Ilıcası

    Dikili’den Ayvalık yönünde 12 kilometre gittikten sonra sağa dönülerek 4 kilometre daha yol alıp Nebiler Ilıcası’na ulaşıyorsunuz. Çınar ağaçlarının gölgesinde kubbeli hamamı ve dinlenme kabinleri ile oldukça sakin bir yer olan Ilıca’nın hamam bölümünde sıcaklık 57 derece, açık kaynakta 53 derece. Suyunda hidroasenat bulunan Nebiler Ilıcası’nın ağrı dindirici, kısmi felç, böbrek taşı, kum, romatizma, kadın hastalıkları, cilt hastalıkları ve damar tıkanıklıklarında şifa verici olduğu biliniyor.

    Çamur Ilıcası

    Dikili’den Bergama yönünde 4 kilometre yol alıp sağa inerek toprak yoldan 2 kilometre daha gittikten sonra Çamur Ilıcası’na varıyorsunuz. Ilıca çamur banyosu yapıldığı için bu adla anılıyor. Su sıcaklığı 47 derece olan ılıcanın kaynağı ise 72 derece. İçinde erimiş silisyum ve birçok mineral bulunan Çamur Ilıcası, ağrılar, romatizma ve cilt hastalıklarında tedavi olarak kullanılıyor.

    Bademli Deniz Ilıcası

    Bademli’den Denizköy’e giderken 3 kilometre yol aldıktan sonra asfalt yoldan sağa dönüp, toprak yoldan denize indiğinizde Bademli Deniz Ilıcası’na ulaşıyorsunuz. Kaynak sıcaklığı 65, deniz ve açık kaynar sıcaklığı 42 derece civarında olan Bademli Ilıcası’nda yaz-kış hem denize hem de ılıcaya girmek mümkün. Hidroasenat ve arsenik bulunan suyun ağrı, sızı, romatizma, böbrek taşı ve cilt hastalıklarına iyi geldiği biliniyor.

    Kaynarca

    Dikili’den Bergama’ya doğru ilerlerken yolun sağında yer alıyor. Söylencelere konu olan ünlü kaynarcanın su sıcaklığı, 100 dereceyi buluyor.

    Kocaoba Ilıcası

    Dikili’den çıkıp Bergama yönünde anayola girer girmez sola döndüğünüzde Kocaoba Ilıcası’na ulaşıyorsunuz. Ilıcanın su sıcaklığı, 45–56 derece arasında.

    Görülecek yerler

    Pitane (Çandarlı)

    Çandarlı (Pitane) yöresinde, tarih öncesi izler M.Ö. 4000’li yıllara dek uzanıyor. Söylenceye göre Amazon kadın savaşçılar, yörede egemenlik kurmuş ve Pitane başta olmak üzere birçok kıyı kentin kurucusu olmuşlardır. Anlamı kadın kenti, kraliçe kenti olan Pitane sözcüğü de buradan geliyor. Çandarlı’nın akıl almaz tarihi araştırıldıkça birçok uygarlığın yörede varlık gösterdiği anlaşılmış. Bu uygarlılardan bazıları; Hititliler, Lidyalılar, Persler, İonyalılar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Saruhanoğulları, Karesioğulları ve Osmanlı İmparatorluğu.

    Selçuklu Devleti’nin yerini alan beylikler (Saruhanoğulları ve Karesioğulları) adım adım yöreyi Bizansın elinden alarak Türk beldesi yapmışlardır. Çandarlı’nın zaman zaman Türklerin eline geçtiği, sonra yine bırakıldığı anlaşılır. Ancak kesin olarak alınması 1302’den sonra Bergama ve çevresinin Bizanslılarca boşaltılması, bunun ardından Türklerin bu bölgeye yerleşmeye başlamasıyla gerçekleşmiş. Osmanlı Dönemi’nin ardından üç yıl Yunan işgalinde kalan Çandarlı’nın kurtuluşu: 14 Eylül 1922.

    Denizi, güneşi, rüzgarı, kıyı yükseltisi nedeniyle manzarası, koyları, adalarıyla Çandarlı, günümüzde üç tarafı denizle çevrili köy yaşamı, kent yaşamının aynı anda yaşandığı, yerli üretim bolluğu, sakin ve sessizliği ile tam bir tatil ve dinlenme diyarı. Dikili’nin güneyindeki Çandarlı Körfezi’nin kuzey kıyısında yer alan Çandarlı’da turizm çok uzun yıllar önce halkın kendi evlerini, tarlalara göç ederek eşyalı kiraya vermeleriyle başlamış ve sonraları bunu tamamen ticari anlamda otel, pansiyon, restaurant ve lokantaların yapılması izlemiş. Günümüzdeyse tarihi yerleriyle Çandarlı, birçok turistin uğrak yeri.

    Çandarlı’nın ünlü kalesi bugün hala tüm görkemi ve sağlamlığı ile ayakta duruyor. Duvarlarda kullanılan bazı parçaların antik özellik taşıması, burada kaleden önce kutsal bir alan ya da tapınak bulunduğu kanısını uyandırıyor. Kalenin bugünkü planı ve çizgileri içinde yapılışı ise M.S. 14. yüzyılda Foça’yı ele geçiren ve ayrıcalıklar elde eden Cenevizliler tarafından gerçekleştirilmiş. Planı kareye yakın bir dikdörtgen biçiminde olan Çandarlı Kalesi, bugün beş kulesi, mazgalları, kapısı ve duvarları ile görkemini sürdürüyor.

    Çandarlı’nın doğu kısmında bulunan ufak iskelesi sayılı sayıda yat ve yelkenliye hizmet verecek kapasitede. Doğal bir koyu bulunduğundan her yıl birçok yerli ve yabancı tekneye ev sahipliği yapan Çandarlı’da, yapımına başlanan Kuzey Ege (Çandarlı) Limanı projesiyle de Türkiye ve Ege Bölgesi’nin gelecekteki liman ihtiyacının karşılanması ve transit yük taşımacılığına hizmet verebilecek Akdeniz’de önemli bir liman kompleksi oluşturulması amaçlanıyor.

    Nebiler Şelalesi ve Mağarası

    Dikili’den çok kısa bir yolculukla ulaşabileceğiniz Nebiler’de, doğanın keşfedilmeyi bekleyen sürprizleriyle karşılaşırsınız. Dikili’ye 15 dakika uzaklıkta olan Nebiler Şelalesi ve şelalenin doğduğu mağara gezilip görülecek doğa harikası yerlerden.

    Olof Palme Anıtı

    Tüm dünyada, barışa yaptığı katkılarla tanınmış eski İsveç Başbakanı Olof Palme adına yaptırılan anıt, barışsever Dikili’nin sembolü. Dikili sahilindeki Olof Palme Parkı’na dikilen anıt ve anıt taşında yer alan mesaj, Dikili’nin kaba kuvvete karşı, barışsever duruşunu simgeler: “Halkların özgürlük özlemi kaba kuvvet ile yok edilemez. Bu özlem yaşamaya devam eder ve mutlaka galip gelir. Olof Palme’’

    Deliktaş Köyü Kaya Mezarları

    Deliktaş Kaya Mezarları, tarih meraklılarının uğramaları gereken yerlerden. Yöre halkının “Zindancık” diye adlandırdıkları kaya mezarlar ve burada bulunan mağaralar, Dikili’ye 10 dakika uzaklıkta.

    Kemente Yaylası

    Nebiler’den yola çıkıp, Çukuralan Köyü’nü geçtikten sonra, eşsiz doğal güzellikteki Kemente Yaylası’na varıyorsunuz. Tracking ve jeep safari için elverişli alanlara sahip Kemente Yaylası’na, Antik Karina kentinin taş sütunlarının arasından geçerek ulaşılıyor.

    Karagöl

    Merdivenli Köyü’nden başlayıp Şehitler Mezarlığıyla devam eden yolculuğunuz, Karadağ’ın yemyeşil tepeleri arasında, sizi selamlayan Karagöl ile son bulur. Yol boyunca karşılaşacağınız doğal volkanik kayalar ve volkanik Karagöl, ekolojik turizm tutkunlarının unutamayacağı güzellikler sunar.

    Bademli Köyü

    İzmir’in büyük köylerinden biri olan Bademli, Dikili ilçe merkezinden 7 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Geçmişten günümüze getirdiği tarihsel birikimi, eski kültürlerin bıraktığı nostaljik görüntüsü, doğal güzellikleri, verimli toprakları, zeytin ve çam ağaçlarıyla bezeli adaları, dantel gibi kıyılar ve eşsiz plajlarıyla Bademli, Ege’nin henüz keşfedilmemiş saklı cenneti.

    Makaron Çiftliği

    1850 yılında Dikmeli çiftliğinin Sakızlı Aleko Pandozoplu’ya satılmasıyla birlikte, Dikili çevresindeki Kabakum, Makoron gibi yerleşim alanlarına adalardan çok sayıda Rum gelip, Dikili’ye yerleşmiş. Rumların gelişi ile birlikte Dikili, ticaret ve tarımın yoğunlaştığı bir merkez olmuş. Mübadele dönemine kadar yoğun bir şekilde bir arada yaşayan Türkler ve Rumlar arasında, zamanla kültürel kaynaşma yaşanmış. Kapı önü sohbetlerin yaşandığı dönemlerin ve yarı Türkçe yarı Rumca söylenen şarkılardaki beraberliğin izleri, Dikili’nin ara sokaklarında varlığını sürdürmeyi başarmış eski Rum evlerinde ve tarihi Makoron Çiftliği’nde halen devam ediyor.

    Ekolojik turizm

    Atatürk Botanik Bahçesi

    Atatürk Botanik Bahçesi, üç bine yaklaşan bitki çeşidi ve yarattığı renk cümbüşü ile ziyaretçilerine görsel bir şölen sunuyor. Tropik bölgelerden Alp Dağları’na kadar, çok geniş bir coğrafyaya ait bitki türlerinden örnekler barındıran Atatürk Botanik Bahçesi, güzelliği ve zenginliği ile dünya literatürüne girmeyi başarmış.

    Antik kentler

    Antik çağda Dikili ve çevresinde bazı uygarlıklara ait çeşitli kentler kurulmuştur. Bu kentlerin en gelişmişi Atarneus’tur. Diğerleri Pytany, Teuthrania, Malea, Attaia, Elaia, Kanai, Karina ve Aigai’dir.

    Atarneus

    M.Ö. 4000 yıllarında Akalılar tarafından merkezi Dikili yakınındaki Ağılkale’de kurulan ilk kent devlet, çevresindeki pınarlar ve sıcak su kaynakları yüzünden, kutsal kaynak, ana tanrıça kaynağı anlamına gelen “Atarneus” ismini almış. Atarneus, ovasının verimliliği yanında Lidyalılar gibi para basabilecek kadar zengin olması ile ünlüdür.

    Atarneus doğumlu Kral Hermias, Anadolu’da doğmuş bilinen ilk filozof. İlk filozof okulu da bu topraklarda kurulmuş. Hermias dünyada ilk defa krallık soyundan gelmediği halde zeki olduğu için kral seçilerek, bir insanın hem kral hem de filozof olabileceğini kanıtlamış

    Klasik felsefenin en büyük dehası kabul edilen Aristoteles de, yaklaşık 2400 yıl önce felsefeye temel olan önemli eserlerinden bir kısmını, bugün Aristoteles Tepesi olarak da bilinen Atarneus’ta yazmış. M.Ö. 367 yılında aile dostu Proksen tarafından memleketi Trakya-Stagyre’den alınıp Atarneus’a getirilen Aristoteles, Atarneus Kralı Hermias’ın yeğeni Pythias ile evlenmiş ve burada dersler vermiş. Aristoteles, Kral Hermias’ın yönetimden düşmesinin ardından Atarneus’tan ayrılmış ve İskender’in özel hocalığını yapmak üzere Makedonya Sarayı’na gitmiş.

    Aya Nikola

    Aya Nikola Kilisesi, küçük bir ada üzerinde, geçmişten günümüze uzanan kalıntılarıyla Bademli kıyılarını selamlar.

    El sanatları

    Yağcıbedir halıları

    Geleneksel el sanatı olan halıcılık, Dikili’nin köylerinde yaşamaya devam ediyor. 150 – 200 yıllık ömre ulaşan dünyaca ünlü Yağcıbedir halıları, Koca Oba, Mazılı, Yenice, Samanlık ve Çağlan köylerinde ve Dikili Belediyesi Kadın Dayanışma Merkezi’nde yörenin kadınları tarafından üretiliyor. Kadınların el emeğiyle, düşlerini, umutlarını ve hüzünlerini ifade ettikleri renk ve desenlerle el tezgahlarında dokunan Yağcıbedir halıları, kök boya kullanılan yün ipi ve sıkı dokuma tekniğiyle otantik özellik taşıyor.

    Kültür-sanat

    Yıl boyunca düzenlenen şenlik, sempozyum ve sayısız kültürel aktivite, Dikili halkının yoğun katılımıyla gerçekleşirken, aydınlık Dikili’nin ışığı tüm dünyaya yansır. Her yaz geleneksel olarak düzenlenen Barış, Demokrasi ve Emek Şenlikleri ile Dikili tüm dünyaya barış dileklerini yeniden iletir. Karşı kıyısındaki komşusu, Yunanistan’ın Midilli Adası ile kurduğu dostluk ilişkileri sayesinde Dikili, ülkemizde barış kenti olarak anılır. Düzenlediği festivallerde sayısız düşün ve sanat insanının yanı sıra karşı komşusu Midilli’den barışseverleri bir araya getiren Dikili, yaz aylarında kültür ve sanat etkinliklerinin merkezi olur.

    Granit

    Dünyanın en büyük ve en kaliteli granit kaynakları Dikili yöresindedir. Dikili Granit Taş Heykel Sempozyumu’na katılan dünyaca ünlü sekiz heykeltıraşın eserleri, Dikili sahillerine güzellik ve sanatsal estetik katıyor.

    Seracılık

    Dikili’de verimli ovaların ve cömert Ege Denizi’nin sunduğu sera ürünleri, zeytin ve zeytinyağı, tahıl, meyve ve pamuğun yanı sıra balıkçılık Dikili halkının geçim kaynaklarından. Türkiye’nin en büyük seraları ilçede bulunuyor. Termal suyla yapılan üretimin lezzetini taşıyan tonlarca California Wonder türü biber, lezzetli salatalık ve domates Dikili’de üretilerek ve dünyaya dağıtılıyor.

    Ne yenir?

    Ege mutfağının sağlıklı lezzetleri, zengin deniz ürünleri ve Anadolu yemek kültürünün geleneksel kebap çeşitleri, Dikili’deki tatil keyfinizi, bir yerden başka bir yere gitmenin çok ötesine taşıyacak. Zeytin ve zeytinyağı üretiminin oldukça yaygın olduğu Dikili’de zeytinyağıyla hazırlanan mezeler eşliğinde balık keyfiyse ziyaretçilerin olmazsa olmazı! 

    Ne alınır?

    Dikilili kadınların el emeği Yağcıbedir halıları yöreyi ziyaret edenlerin gözde seçeneği. Dikili merkezinde her gün açılan stantlar da her zevke hitap edecek hediye seçenekleri sunuyor. Dikili’nin Salı günleri kurulan pazarında tüm ihtiyaçlarınızı karşılamanız mümkün. Ünü ilçe sınırlarını aşan pazar, Midilli Adası’ndan feribotla günübirlik gelen ziyaretçilere de ev sahipliği yapıyor.

    Yapmadan dönmeyin!

    - Dikili’de gün batımını izlemeden,

    - Çandarlı’yı gezmeden,

    - Nebiler Şelalesi, Atatürk Botanik Bahçesi’ni görmeden

    - Ilıcaların şifalı sularına girmeden,

    - Bademli Köyü’nde koruk suyu içmeden dönmeyin.

RSS