BALÇOVA

  • Balçova

    Yeşil tepeleri kendisine siper eder İzmir’in oksijen deposu Balçova. Antik dönemden bu yana şifa dağıtan Agamemnon kaplıcalarının bulunduğu ilçede, doğa ile modernizm kucaklaşır.

    Üç bin yıllık geçmişe sahip Balçova, Ayesefit adıyla deniz kıyısında oturan ve korsan saldırılarından kaçan halkın kurduğu bir yerleşimmiş zamanında. Bugün Balçova, binlerce yıldır birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, tarihi ve doğal güzellikleri, yeraltı kaynakları ve aydın insanları ile İzmir’in en şirin ilçelerinden biri. Antik dönemden bu yana şifa dağıtan Agamemnon kaplıcaları ile adını duyuran, zengin yeşil dokusuyla dikkat çeken Balçova, renkli alışveriş merkezleriyle modern kent kimliğini de başarıyla taşıyor.

    Yüzünü körfeze dönen kentin aydınlık ilçesi Balçova’nın adı bile çeşitli rivayetleri barındırıyor. Net bilgiler olmasa da tarihçiler, üç farklı görüş ortaya atmış ilçenin adının nereden geldiği hakkında. Kimi tarihçilere göre jeotermal sularıyla ünlü bölgede balçıkla (çamur) dolu bir havza oluşmuş. Bu nedenle Ayesefit olarak adı geçen yöreye önce “Balçık Havı” sonra “Balçıkova” ismi verilmiş ve bu isim günümüze Balçova olarak gelmiş. Bir başka görüş, vaktiyle bal üretiminin fazla olması nedeniyle halk arasında yörenin Balova olarak anıldığı yönünde. Son görüş ise Balçova’nın Farsça bir terim olduğunu savunuyor. Farsça’da  “Renkli Bir Yaşam Bölgesi” anlamına gelen Balçova’nın, Farsça’da kol, kuvvet, en güzel görünüm anlamındaki ‘bal’, renk anlamına gelen ‘ço’ ve bağlaç görevindeki ‘va’ kelimelerinden oluştuğu savunuluyor.

    Agamemnon üç bin yıldır şifa dağıtıyor

    Balçova’nın tarihteki yeri ilçede bulunan kaplıcaların tarihi ile aynı döneme rastlıyor. Bu tarih Milattan Önce 1200 yıllarına denk gelir. Dünyanın en önemli destanlarından biri olan İlyada ve Odessia’nın yazarı olan şair Homeros, Milattan Önce sekizinci yüzyılda İzmir’de yaşamıştır. Homeros’un İlyada Destanı’nın bir bölümünde bahsettiği Agamemnon ve Menelaos, Truva seferini yapan Akhai ordusunun başında bulunan iki komutandır. Savaşa giderken askerleri ve kızı yaralanan Myken Kralı Komutan Agamemnon, Balçova’daki şifalı suların methini duymuş ve yaralıları buradaki kaplıcalara göndermiştir. Askerlerin burada şifa bulması ve yaralarının iyileşmesi üzerine şifalı suyun çıktığı yerlere tesis olarak kapalı hücreler yapılmıştır. Agamemnon Kaplıcaları ismi verilen bu tesisler dünyanın en eski tedavi merkezi olarak kabul ediliyor. 

    Zamanla bu bölgeye çağlarına uygun hamamlar, kapalı hücreler, mikroptan arınma yapıları ile çamur ve su havuzları yapılmış. Milattan sonra birkaç yüzyıl özellikle de Doğu Roma İmparatorluğu dönemlerinde -Hıristiyanlığın o döneme özgü yalnız ruha değer veren ve cisme hor bakan görüşün de etkisiyle- yıkanma ve vücut temizliği günah sayılmış ve her kaplıca gibi Agamemnon Kaplıcaları da ihmal edilmiş ve harap olmuştur. 1415 yılında Osmanlılar tarafından İzmir’in alınması ve kaplıcaların eski önemine kavuşması sonucu diğer ılıcalar, kaplıcalar ve içmeler gibi Agamemnon Kaplıcaları da onarılmış ve tekrar şifa kaynağı olmuştur. Cumhuriyet döneminde de yöneticilerin desteğini alan Agamemnon Kaplıcaları giderek gelişti. Balçova’nın sağlık turizmiyle anılması için bir fırsat olarak görülen Agamemnon Kaplıcaları, bugün termal bölge olarak kabul ediliyor. İzmir Valiliği’nin 1980’li yıllarda banyoları ve havuzları yeniden yapılandırarak, otel ve tedavi merkezi eklediği Balçova Termal Tesisleri, bugün yüzlerce turiste Agamemnon’un şifasını dağıtıyor. 

    Özellikle Norveç, İsveç gibi İskandinav ülkeleriyle devletler bazında yapılan anlaşmalarla,  yabancı turistler Balçova’nın bol oksijenli atmosferinde sağlıklarına kavuşuyor. Bünyesinde fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezini de barındıran termal tesisler, niteliği ve kapasitesi açısından uluslararası standartları sağlayan Türkiye’nin en büyük termal otel ve tedavi merkezi kabul ediliyor.

    İnciraltı nefes aldırıyor  

    Yeşil doku, sağlık dağıtan kaplıcalarına uygun bir ortam yaratıyor Balçova’da. Doğanın son derece cömert davrandığı Dededağı’ndan biraz daha deniz kenarına inerseniz, yine yeşilin içinde ama bu defa da denizle kucaklaşabiliyorsunuz.  İnciraltı Kent Ormanı’nda olduğu gibi… İki milyon metrekarelik bir alanda, bir bütün olarak ele alınan İnciraltı Kent Ormanı, keyifle vakit geçirilebilecek, bol yeşilli bir rekreasyon alanı. Üçkuyular İskelesi’nden Yeni Kale Burnu’na kadar uzanan ve Kültürpark’ın 3,5 katı büyüklüğündeki alanda, kesintisiz gezinti ve yürüyüş parkurları ile bisiklet yolları, meydanlar ve piknik alanı yer alıyor. 

    Yeniden teleferik

    Balçova’nın hatta İzmir’in en dikkat çekici noktasıdır kuşkusuz Teleferik. İlçenin sırtını yasladığı Dededağı’ndan nefes kesici bir orman ve deniz manzarası sunuyor teleferik ziyaretçilerine. Dededağı’nın kuzey yamaçlarında bin metre hat uzunluğuna sahip olan teleferik, konuklarını 400 metre üzerindeki bir tepeye taşıyor. İzmir Körfezi manzarası eşliğinde yapacağınız keyifli teleferik yolculuğunun ardından tepede göreceğiniz güzellikler, yükseklik korkunuz varsa bile anında unutturuyor. Günümüzde İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından işletilen tesislerde, restoranlar, kafeteryalar, hediyelik eşya satış reyonları yer alıyor. Bakım ve onarım çalışmaları nedeniyle bir süredir kapalı olan teleferik, önümüzdeki günlerde yenilenen yüzüyle tekrar konuklarını zirveye taşıyacak.

    Denizcilik ritüelleri bu müzede 

    Yüzünü denize çevirmiş bir ilçe olarak Balçova’da bir deniz müzesinin karşınıza çıkması hiç de şaşırtıcı değil. İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın işbirliğiyle üç yıl önce hayata geçirilen Deniz Müzesi, turist gruplarının ilgisini çekiyor. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı unsurlarda fiili görevlerini tamamladıktan sonra orijinal halleri korunarak müze gemi şeklinde düzenlenen “TCG Ege Fırkateyni” ve “TCG Piri Reis Denizaltısı”ndan oluşan Deniz Müzesi, Türk denizciliği hakkında birçok şey anlatıyor. Deniz Müzesi’nde, ziyaretçiler, önce “TCG Ege”, ardından da “TCG Piri Reis” gemilerini gezerek, su üstü ve su altı denizciliğini tanıma fırsatı buluyor. Tüm yaşam ve görev alanları ile sistemleri orijinal olarak korunmuş gemilerde, denizciliğin inceliklerini ve denizde yaşam koşullarını bir ölçüde de olsa yaşayarak öğrenen ziyaretçiler, gezide Türk Deniz Kuvvetleri tarafından yüz yıllardır sürdürülen Türk denizcilik geleneklerini de öğrenebiliyor. Dünyada sadece Türk Deniz Kuvvetlerine özgü gelenekler hakkında verilen bilgiler turistleri şaşırtıyor. Türkçe rüzgar isimlerinin nereden geldiği, gemilerde neden her pazartesi kuru fasulye yendiği, gemilerin isminin başında neden “TCG” ibaresinin yer aldığı ve denizci kıyafetlerinde neden sekiz düğme bulunduğu gibi ilginç denizcilik bilgileri de ziyaretçilere anlatılıyor.

    En güzel yürüyüş parkurları  

    Bu kadar eşsiz bir doğaya sahip Balçova’da haliyle eko turizm için de birçok güzergah bulunuyor. Balçova – Manastır – Halkapınar Çeşmesi güzergahı, Behzat Tepesi, Balçova Cengiz Saran Baraj Gölü, çam ormanları, doğal şifalı bitkiler ve manzara güzellikleri ile keyifli bir parkur sunuyor. Toplam 14,8 kilometre uzunluğundaki patika yolda gezi süresi, yürüyerek 5 – 6 saat sürüyor. Üçkuyular – İnciraltı Gençlik Merkezi – İnciraltı parkuru ise hem yürüyüşçülere, hem bisikletseverlere hitap ediyor. Yılın 12 ayı kullanabileceğiniz dört kilometrelik parkurda, alışveriş yapabilir, Çakal Burnu Dalyanı’ndaki çiçek seraları ve narenciye bahçelerini, denizin üstünde oynaşan su kuşlarını görebilir, olta balıkçılığı yapabilirsiniz. Balçova- İnciraltı- Sahilevleri ve Termal Tesisler-Balçova Barajı parkurları da yine doğanın eşliğinde eğlenceli yürüyüşler yapmanıza olanak sağlıyor.

    Nasıl gidilir?

    Balçova ulaşım açısından İzmir’in en avantajlı ilçelerinden birisi. Yeni açılan çevre yolu sayesinde Balçova’ya Adnan Menderes Havalimanı’ndan 20 dakika süren bir yolla ulaşılabiliyor. Denizden ulaşımı sağlayan Üçkuyular Arabalı Vapur İskelesi ve Levent Marina da ilçenin sınırları içinde yer alıyor. Kent içinde de belediye otobüslerinin en sık sefer yaptığı hatlar arasında yer alıyor.

     

    Alışverişin adresi Balçova

    Balçova’nın sakin yapısını bozmayan ve ilçeye canlılık getiren birçok alışveriş merkezi bulunuyor. Alışveriş ve eğlence mekanlarının çokluğu, ilçenin özellikle hafta sonlarında nüfusunun iki katına çıkmasına neden oluyor. Aradığınız her şeyi bulabildiğiniz renkli alışveriş merkezleri, soluklanmak isteyeceğiniz kafeteryalar, restoranlarla gününüzü dolu dolu geçirmenizi sağlayacak birçok aktivite sunuyor.  

    Yat limanı hareketlendirecek

    İzmir’in ilk yat limanlarından Levent Marina, Balçova’nın ve dolayısıyla İzmir’in denize açılan kapısı gibi. Denizde 70, karada 50 tekne barındırma özelliği olan Levent Marina,  İzmir Adnan Menderes Havalimanı’na sadece 12 kilometre uzaklıkta bulunuyor. 2010 yılı sonunda yenilenen yüzüyle kapılarını açacak olan Levent Marina’da restoran, kafeterya ve alışveriş merkezi de bulunuyor. Marinanın yeniden açılması ilçeye denizden ulaşımı kolaylaştıracağı gibi canlılık da getirecek.

    Ne yenir?

    Balçova’da Anadolu ve Batı mutfağından arayacağınız her lezzeti bulmanız mümkün. Ancak özellikle İnciraltı ve Sahilevleri’nde sabahları kahvaltı, akşamları balık ziyafeti sunan ve her keseye hitap eden irili ufaklı çok sayıda lokanta bulabilirsiniz. Ailece gidebileceğiniz mekanlarda eğlenceli ve lezzetli yemekler sizi bekliyor.

RSS