İzmir Dergisi, 8 terabytelık Dünyanın en büyük İzmir Arşivi

Tarihin peşinde muhteşem bir gezi rotası Efes-Mimas Yolu

 Eşsiz bir coğrafya, bin yıllar öncesinden gelen tarih ve onun zenginleştirdiği kültür. Burası, İzmir’in dünyaya açılan en büyük parçası, Yarımadası. Şimdi o coğrafya, Efes-Mimas Yolu ile İyonya’dan Osmanlı’ya tarihin izini süren yürüyüş ve bisiklet yollarına, tematik rotalara dönüştürüldü

 

Yüzyıllar öncesinde batılı gezginler tarafından konumu, “Doğunun en batısında, batının en doğusunda” diye tanımlanan İzmir, denizden doğan varlığını yine denizle çoğaltır. Kurulduğundan beri kültürlerin kesişme noktasındadır. Ve İzmir, Akdeniz limanlarıyla kurduğu ticari ve kültürel alışveriş sayesinde büyür, 8 bin 500 yıllık tarihi boyunca hep bir liman kenti olur.

İzmir’in Ege Denizi üzerinden Akdeniz’e ve dünyaya açılan en büyük parçası ise Yarımada’dır. Batı Anadolu kıyılarındaki yerleşimlerin önemli bir kısmına ev sahipliği yapan İzmir Yarımadası; Karaburun, Çeşme, Urla, Seferihisar ve Güzelbahçe ilçelerinden oluşmaktadır. Toplam 171 bin hektar alana sahip Yarımada, Akdeniz kültürünün eşsiz parçalarından birisidir. Batıda ve kuzeyde Ege Denizi, doğuda İzmir Körfezi ile Menderes, Balçova ve Narlıdere; güneyde ise Kuşadası Körfezi ile çevrili Yarımada, İzmir Körfezi’nin güney kıyılarının büyük bölümünü içine almaktadır. Batıda Çeşme’nin Sakız Adası’na, kuzeyde ise Karaburun’un Midilli Adası’na yakınlığı, bölgenin kıtalararası konumu ile ilgili bilgi vermektedir. Karaburun’un en uç noktasındaki Sarpıncık Feneri ile Ege Denizi’nin kapıları, Akdeniz’e açılmaktadır. Yerleşimin Kalkolitik (Bakır Taş ) Çağı’nda başladığı Yarımada, zengin bitki ve hayvan varlığı, toprağının bereketi ve sualtı zenginlikleri ile de benzersizdir.

İzmir Büyükşehir Belediyesinin öncülüğünde hazırlanan “İzmir Yarımada Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi”, işte bu muhteşem coğrafyanın korunarak yaşatılması, gelecek kuşaklara aktarılması, farkındalık oluşturulması, yerelde kalkınmanın sağlanması ve turizme katkı getirilmesi hedefleriyle insanlığın dikkatine sunuluyor.

Efes –Mimas: Tarihin izinde

Yarımada Projesi’nden doğan Efes – Mimas Yolu, İzmir Yarımadası’nda, tarihin izini süren rotaların ortak adıdır. Aynı zamanda Yarımada’nın, İzmir ve yakın çevresi ile Akdeniz ağına entegre olmasını sağlayacak dört tematik güzergâhtan biridir.

Efes-Mimas Yolu’na dahil tüm rotalar, gönüllü dağcı, bisikletçi, zeytinci ve bağcıların, alanı adım adım gezerek yaptığı çalışmalar sonucu belirlenmiştir. Bu şekilde, Yarımada’da bin yıllar öncesinden bugüne taşınan kadim İyonya uygarlığından Osmanlı eserlerine kadar tüm tarihi birikim, ilk kez yürüyüş ve bisiklet yollarına, tematik rotalara dönüştürülmüştür. Bu parkurların yanı sıra zeytin ve bağ temalı rotalar, yaşama geçirilmiştir. Mavi rota ise kimliğini denizden alan coğrafyanın sınırlar ötesine açılan kapısını oluşturmaktadır.

Selçuk, Menderes, Seferihisar, Güzelbahçe, Urla, Çeşme ve Karaburun ilçelerinden geçen Efes (Selçuk) – Mimas (Karaburun) Yolu, tarihin en görkemli uygarlıklarından birini, Batı Anadolu’da kuran İyonların izinden gitmektedir. Güzergâhtaki tüm doğal, tarihi ve kültürel birikimi içeren Efes-Mimas Yolu kapsamında ulaşım olanakları, coğrafi veriler, konaklama mekânları, mola ve kamp alanları, sağlık tesisleri, tarihi ve doğal değerler, kerteriz noktaları gibi bilgiler haritalara işlenmiştir. Uluslararası standartlara uygun olarak işaretlenen rotalara, yol levhaları yerleştirilmiştir.

Rotaların ana omurgasını oluşturan İyonya uygarlığının 6 kenti; Ephesus (Efes-Selçuk), Kolophon (Değirmendere-Menderes), Lebedos (Ürkmez-Seferihisar), Teos (Sığacık-Seferihisar), Klazomenai (İskele-Urla) ve Erythrai (Ildırı-Çeşme) Efes-Mimas Yolu’nda yer almaktadır. Bir diğer İyon kenti Phokaia (Foça) ise mavi rota aracılığıyla Karaburun’dan Yarımada’ya bağlanmaktadır.

Yürüyüş, bisiklet, zeytin ve bağ yolu ile mavi rotadan oluşan Yarımada gezi rotalarını, birlikte inceleyelim.

Yürüyüş ve bisiklet yolları

Yürüyüş ve bisiklet yolları; tarih, zeytin ve bağ temalı rotaların temelini oluşturmaktadır. Proje alanındaki altı İyon kentini ve diğer tarihi alanları birbirine bağlayan toplam 709 kilometre uzunluğundaki yürüyüş yolu, antik Efes kentinde Artemis Tapınağı önünden başlayıp, Erythrai’den Karaburun Yarımadası’na uzanarak son bulmaktadır.

Saha çalışmalarında sekiz gruba ayrılan dağcılık kulüp ve derneklerine bağlı gönüllü yürüyüşçüler, Selçuk-Karaburun arasındaki 709 kilometrelik rotayı, 4 etaba böldü. Etaplar, 49 yürüyüş parkurundan oluştu. Yürüyüşçülerin güzergâh üzerinde GPS cihazlarıyla belirlediği kamp alanları, su kaynakları, tarihi ve doğal miras haritalara işlendi.

Rotalarını kent içindeki yollara ve Akdeniz ağına bağlayan bisiklet yolu alanında, İzmir Büyükşehir Belediyesinin öncülüğünde odak noktası bisiklet olan dört dernek ve topluluk görev aldı. İki gruba ayrılan bisikletçiler, pedal basmaya Çeşme Limanı’ndan başladı. Euro Velo (Avrupa Bisiklet Ağı) ölçütlerini de göz önünde bulunduran bisikletçiler, Selçuk’taki Artemis Tapınağı’nda son bulan, tamamı 773 kilometreden oluşan rotaları belirledi.

Sörf okulları, kaplıcalar, plajlar, doğal güzellikler gibi nirengi noktalarının yer aldığı toplam 15 parkurdan üçü (190 kilometre) Euro Velo standartlarını taşımaktadır. Yarımada’da görülmesi gereken tüm doğal ve tarihi güzellikleri içeren bisiklet yolu, Avrupa Bisikletliler Federasyonunun (ECF) yönettiği 70 bin kilometrelik Euro Velo içinde yer almayı hedeflemektedir. Üyelik gerçekleştiğinde, Avrupa bisiklet yolları, deniz yoluyla Çeşme’den Yarımada’ya bağlanırken, bitiş noktasının ise antik Efes kenti olması planlanmaktadır.

Zeytin yolu

Tarih öncesi zamanlardan bu yana Akdenizlilerin yaşamında olan zeytin; kültürü, lezzeti ve ekonomik değerleriyle İzmir Yarımadası’nın en karakteristik ürünüdür. Öyle ki, dünyanın ilk modern zeytinyağı işliği, Urla’da Klazomenai antik kentindedir. Zeytinin Yarımada’daki yolculuğu, bu yüzden tematik gezi güzergâhlarından birini oluşturmaktadır.

Güzelbahçe, Çeşme, Seferihisar, Menderes ve Selçuk ilçelerinden geçen rota, Zeytince Derneği temsilcilerinin alanda yaptığı çalışmalar sonucu ortaya çıkarıldı. Güzergâh üzerindeki anıt zeytin ağaçları, zeytinyağı işlikleri, su kaynakları, zeytinyağı fabrikaları, manzara ve seyir terasları, zeytin ezme yerleri, zeytinyağı yapımında kullanılan taşlar, kamp yerleri, kuyular, yel ve su değirmenleri belirlendi. Yaşları 300 ila 2000 arasında değişen 68 zeytin ağacı, Yarımada’nın kadim zeytin kültürünün en önemli göstergelerinden biri oldu. Zeytin yolu, 7 bölgesel etap ve 21 alt rota ile tamamlandı.

Zeytin yolcularını üreticilerle buluşturan rota, İzmir’in üye olduğu Dünya Gurme Kentler Ağı’na (Delice) bağlandı. İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İzmir Ticaret Odası ortaklığıyla Ocak 2015’te gerçekleşen üyelik yoluyla İzmir ve dolayısıyla Yarımada bölgesi, gastronomi turizmine dahil oldu.

Bağ yolu

Çeşme Bağlararası mevkisinde 2009 yılında yapılan kazılarda ortaya çıkarılan şaraphane, bağcılığın ve şarap üretiminin Yarımada’da binlerce yıldır yapıldığını ortaya koymaktadır. MÖ 2000’lerde Hititler ve Giritlilerin şarap üretip ihraç ettiği antik Çeşme Limanı’nda yer alan şaraphane, arkeolojik kazılarla ortaya çıkarılmaktadır.

Bu mirasın izini süren bağ yolu, yürüyüş ve bisiklet yolları ile kesişirken, meraklılarını Urla ve Çeşme’deki üzüm bağlarında gezdirip, üreticiyle buluşturmaktadır. Toplam 151 kilometrelik bağ yolu, 6 bölgesel rota ile Selçuk, Seferihisar, Menderes, Urla, Karaburun ve Çeşme’deki bağları kapsamaktadır.

Bağ yolunun, European Wine Cities (Avrupa Şarap Kentleri) gibi ağlara bağlanmasına yönelik çalışmalar yapılmaktadır.

Mavi rota

Tarihin usta denizcileri İyonlar, Yarımada kıyılarında çağın çok ilerisinde kentler kurdular. Antik Çağ’da deniz ticaretinde egemen oldular. Dünyanın bilinen ilk limanı Limantepe’nin, bugünün Urlasında kurulması tesadüf değildir. Asya eyaletinin başkenti Ephesos, limanı sayesinde Küçük Asya ile Roma İmparatorluğu arasında köprü oldu. Antik Çağ’da doğunun en büyük limanlarından olan Erythrai, deniz ticareti ağını Mısır’a kadar uzattı. Anadolu’nun bilinen ilk şaraphanesi, Çeşme Bağlararası mevkisinde, antik bir limanın başında yer aldı. Hititler ve Giritlilerin ürettiği şaraplar, ihraç da edildi.

Böylesi engin bir mirasın üzerinde yaşayan Yarımada’nın denizi, bugün mavi rota ile daha etkin duruma gelmektedir. Bir yandan mavi rota, kimliğini denizden alan coğrafyanın sınırlar ötesine açılan kapısı olmaktadır.

Bu yaklaşım ile plajlar, deniz sporları, kamp alanları, balıkçı barınakları ve olta balıkçılığına dair sunulan bilgiler ile deniz turizmi desteklenmektedir. Plajların mavi bayrak ve sertifikaları, yüzme suyu, su sporları, plaj sporları, cankurtaran ve kablosuz internet hizmeti gibi özellikler, hazırlanan envanterde yer almaktadır. Mavi rota, İzmir Büyükşehir Belediyesinin kent içi deniz ulaşımı ile de entegre edilmiştir. Kısaca balıkçılıktan ulaşıma, turizmden spora dek denize ait olan her şey, mavi rota kapsamında geliştirilmiştir.

Mavi rota, şu bileşenlerden oluşmaktadır:

Kıyı adalar: Günübirlik turizm ve deniz sporları etkinlikleri için Yassıcaada, Karantina Adası ve Hekimada.

Ege adaları: Tarihi ve kültürel ilişkiler ve deniz ulaşımını sağlamak amacıyla Sakız ve Sisam adaları.

Deniz sporları: Yelken dalışları, dalış, olta balıkçılığı, Urla Kum Denizi Su Sporları Merkezi.

Deniz turizmi: Deniz festivalleri, Urla Su Altı Arkeoloji Müzesi, Kiklad tekneleri ve İzmir kayıkları ile antik deniz rotaları.

Mavi rota; antik Phokai (Foça), Sakız ve Sisam ile Yarımada arasındaki bağlantıyı kurma amacı da taşımaktadır. Mevcut Mordoğan-Foça seferleri, bu hedefin bir etabını gerçekleştirmektedir. İkinci etapta da, Chios (Sakız) ve Samos (Sisam) adalarıyla deniz ulaşımı bağlantısı kurmak amaçlanmaktadır.

Tematik rotalarla belirlenen yeni güzergâhlarla bölgenin Akdeniz turizmine entegre olması da hedefler arasında yer almaktadır.

Yarımada gezi rotalarının temelini oluşturan Efes-Mimas Yolu, ziyaretçilerine bölgeyi yaşayarak öğrenme imkânı sunmaktadır. Rota yolları, pırıl pırıl plajlar, orman kampları, günübirlik turizm bölgeleri, kazı alanları, ören yerleri, müzeler, zeytinlikler ve işlikler, bağlar, köy pansiyonları, yöresel lezzetlerle tatlanan mekânlar, pazar yerleri, şenlik ve festivallerle kesişmektedir.

İzmir’in gerçeğe dönüşen düşü:

Yarımada Projesi

"Hiçbir ciddi iş, hayal etmeden gerçekleşmez. Biz, İzmir’in bugünü ve yarını adına bir düş kurduk. Toprağı, denizi, insanı, hayvanı ve bitkisiyle tüm doğayı içeren bir düştü bu. Coğrafi, tarihi ve kültürel değerleriyle eşsiz Yarımadamızı yerel varlıklarıyla kalkındırmayı hayal ettik.”

Yarımada Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi’nin ortaya çıkışı bu cümlelerle özetlenmiş. Temelde de 10 hedef belirlenmiş: Hafta Sonu Turizmi, Gastronomi Turizmi, Tarih Turizmi, Bisikletli Turizm, Kırsal Turizm, Yerel Ekonomik İstihdam, Tarım Makineleri Ortak Hizmet Alanı, Ekolojik Köy ve Yerleşimler, Tematik Park/Kamp Alanları, Sanat ve Tasarım.

İzmir Büyükşehir Belediyesi; Yarımada Projesi’ne giden ilk adımı, 2008 yılında düzenlediği “Urla-Çeşme-Karaburun Yarımadası Ulusal Fikir Yarışması” ile attı. Yarışmanın sonucu, katılımcı anlayışla ‘İzmir Yarımada Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi’ne dönüştü.

İzmir Büyükşehir Belediyesinin ‘yerelde kalkınma’ hedefiyle öncülük ettiği strateji; İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) desteğiyle, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Ege Üniversitesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi işbirliğinde hazırlandı. Büyükşehir Belediyesi, stratejinin bölge halkı, sivil toplum kuruluşları, meslek odaları ve akademisyenlerin talep ve ihtiyaçları doğrultusunda şekillendirilmesine özen gösterdi.

Karaburun, Çeşme, Urla, Seferihisar ve Güzelbahçe ilçelerinden oluşan Yarımada’nın planlı gelişmesi ve kalkınması hedefiyle hazırlanan ‘İzmir Yarımada Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi’ne, bölgenin hinterlandında yer alan ve Yarımada Belediyeler Birliği üyesi olan Balçova, Narlıdere, Menderes ve Selçuk ilçeleri de dâhil edildi.

Kültürel ve tarihi mirasın anayasası

Yarımada’nın binlerce yıldan süzülüp gelen doğal, kültürel ve tarihi mirasının anayasası niteliğindeki kalkınma stratejisinin omurgasında, 130 adet ‘varlık odaklı yerel kalkınma’ fikri yer alıyor. Bunlar arasında Yarımada’ya bütüncül bakışı sağlayabilecek somut projeler, şu ana başlıklardan oluşuyor:

• Gezi Rotaları Projesi
• Yerel Üretim Projeleri
• Meslek Edindirme Projesi

Bölgenin niteliklerinden hareketle oluşturulan bu projeler, çok sayıda alt projeyi barındırıyor.

Kaynak: Yarımada Rota Rehberi, internet

 

 

DERGİ ARŞİVİNDEN