İzmir Dergisi, 8 terabytelık Dünyanın en büyük İzmir Arşivi

İzmir’in sanata bakan gözü AASSM

 İzmir Büyükşehir Belediyesi Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi, sanata dair uzun soluklu bir düşün gerçeğe dönüşmesidir. Türkiye’nin en nitelikli konser salonuna sahip olan merkez, sanatçının performansını öne çıkarmasıyla eşsizdir

 

İzmir’in Konak ilçesi Güzelyalı semtinde, bir zamanların troleybüs garajı ve bakım atölyesinin muhteşem bir sanat kompleksine dönüşümünün ismidir Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi (AASSM). Kentin, İzmirli besteci, araştırmacı Ahmed Adnan Saygun’a vefasıdır. İzmir Büyükşehir Belediyesinin kente armağanı, sanata dair uzun soluklu bir düşün gerçeğe dönüşmesidir.

Bu düş, 2000 yılının Ocak ayında, Merhum Belediye Başkanı Ahmet Piriştina’nın mimari proje yarışmasına davet mektubu ile başlar. Türkiye’den altı firmanın çağrıldığı yarışma, Haziran ayında sonuçlanır ve Tozkoparan Mimarlık projesi, birinciliğe layık bulunur. Alan üzerindeki kısmen yıkılmış ve terk edilmiş eski binaların restorasyon projeleri de iş kapsamındadır. Tasarımı mimar Tevfik Tozkoparan ve Emre Ulaş’a ait eserin akustik projesi ise Avustralya’da bulunan Sidney Opera Evi ve Londra’da bulunan Kraliyet Opera Evi projelerini de tasarlayan ARUP Firması tarafından gerçekleştirilir.

AASSM’nin hayata geçtiği tarih ise 27 Aralık 2008’dir. Konser salonu, hiç bir akustik deformasyona sebep olmaksızın, kendisini unutturup icra edilen eseri ön plana çıkarmaktadır. Benzer bir saklanma başarısını, kent ölçeğinde görmek olası değildir. AASSM, monoton kent duvarlarında beklenmedik bir açıklık, bir pencere oluşturur. Uzaklardan görünmek için tasarlanan gökdelenlerden, alışveriş ve eğlence endüstri merkezlerinden farklı, sessizliğiyle dikkat çeker. Bir logo olmak yerine, sanat dünyasına açılan bir pencere olmak istemektedir. İzmir’in sanata bakan gözüdür.

Bu yaklaşımla 29.500 metrekare alana inşa edilen AASSM, içerisinde 1133 kişilik büyük salon, 243 kişilik küçük salon, 5 adet sergi salonu, açık alan etkinliklerine de uygun yapısıyla Türkiye’nin en nitelikli sanat merkezlerinden biridir. Teknik ve akustik anlamda ise ülkenin en iyi sanat merkezidir.

AASSM GALERİLERİ

AASSM'de toplam 5 adet sergi salonu bulunmaktadır. Üst galerilerin giriş kısmı büyük salon fuaye, giriş katındaki galeri alanının giriş kısmı ana fuaye, alt galerilerin giriş kısmı ise küçük salon fuayeden yapılmaktadır. Giriş katı galeriler ile üst kat galeriler arasında geçişi sağlamak amaçlı olarak merdivenler yer almakta ve üst galeriler asma köprü vasıtasıyla birbirine bağlanmaktadır.

Sergi salonları, mimari aydınlatma dışında ray spot ile aydınlatılmaktadır.  Ray tipi aydınlatma ile sergi tipine göre istenilen ışık seviyesi ayarlanabilmektedir. Galerilerde optik duman dedektörleri ve yangın söndürme sistemi, müzik yayını ve anons sistemi için ses seviyesi ayarlanabilir hoparlörler de bulunmaktadır. 
 
Giriş Galerisi
AASSM giriş katının doğu ve batı yönlerinde iki galeri bulunmaktadır.  Bu galerilerden her biri  170m² alana, 3.75 m. duvar yüksekliğine, 39.98 m. duvar uzunluğuna sahiptir.

Üst Kat Doğu ve Batı Galerileri
Giriş katından merdivenle de ulaşılabilen üst kat galeri alanında, yine doğu ve batı kanadı olmak üzere iki galeri yer almaktadır. Bu galerilerin biri 208 m² alana, 4.35 m. duvar yüksekliğine, 47.98 m. duvar uzunluğuna sahiptir.

Alt Galeriler

AASSM küçük salon fuayesinin hemen önünde tek parça olarak yer almaktadır. Bu galeri 297m² alana, 3.40 m. duvar yüksekliğine ve 63.38 m. duvar uzunluğuna sahiptir.

Büyük Salon

Göz alıcı bir konser salonu olarak değerlendirilen bu salonun akustik projesi, Avustralya Sidney Opera Binası ve Londra Kraliyet Opera Binası'nın da akustik projesini tasarlayan İngiliz ARUP firmasına aittir. Sahne yapısı, orkestranın üzerine yerleşeceği platform ve üzerinde çalacak enstrümana göre düzenlenmiştir. 1133 kişilik konser salonunda, havalandırmadan kaynaklanabilecek olası bir dezavantajı gidermek için sistem zemine alınmış, koltukların ayaklarından dizayn edilen bir havalandırma sistemi uygulanmıştır.  

Konser Salonu, uluslararası etkinliklerde kullanılabilecek 4 adet tam donanımlı simultane tercüme odasına ve her türlü konser kaydının alınabileceği teknik altyapıya sahiptir. Sahnenin önünde yer alan asansörlü orkestra çukuru, sahneye kazandırdığı farklı fonksiyonlarla salona kullanım zenginliği kazandırmaktadır.

Küçük Salon

Çok amaçlı kullanılan 243 kişilik küçük salonda, 4 adet tam donanımlı simultane tercüme odası, dinleyici kulaklıkları, sinema perdesi, konferans, seminer ve film gösterimleri için profesyonel ses, ışık ve görüntü sistemi bulunmaktadır.

Dış Mekan

Kent Meydanı
Merkezinde 250 yıllık bir zeytin ağacı ile tanımlanan Kent Meydanı'nda; açık ve kapalı mekân kafeterya ve Yunus Emre Oratoryosu'ndan esinlenilen bir bezemenin de yer aldığı duvardan akan suların doldurduğu havuz bulunmaktadır.

Kültür Platformu
Kent Meydanı'ndaki merdivenlerden çıkıldığında AASSM'nin merkez yapısına doğru Kültür Platformu uzanmaktadır. Kültür Platformu'nda 250 kişilik açık hava sineması ve 100 kişilik açık hava tiyatrosuna dönüştürülebilecek bir alan da bulunmaktadır. Kültür Platformu'nda açık hava sergileri performanslara ayrılabilecek alanlar yer almaktadır.

Ahmed Adnan Saygun Heykeli
AASSM merkez binasının önündeki dairesel geniş bir alanda, doğu yakasında merkeze gelen sanatseverleri kucaklar gibi kollarını açmış, orkestra şefi pozisyonunda Saygun'un heykeli bulunmaktadır. İzmirli heykeltıraş Ekin Erman tarafından üç metreyi aşan boyda yapılan heykel, Saygun'un müzik adamı karakterini öne çıkarmaktadır. Heykelin arkasında yer alan duvara oyulmuş, eserin duvara yansıyan gölgelerinden yola çıkarak oluşturulan formlar,  halay çeken dansçıları anımsatmasıyla Saygun'un etnomüzikçi yanına güçlü bir gönderme yapmaktadır.

Konser salonları ve sanat galerileri ile açık hava performans alanlarının dışında restore edilen erken 20. yüzyıl binalarını (Cafe, Müzik Kütüphanesi ve CD & Kitap Satış Mağazası) barındıran kompleksin alışılmadık performansı bulunmaktadır. Açıklamak gerekirse yapının ketumluğu, çevrenin kakafonik yapısında bir rahatlamaya imkân sağlarken, sanat merkezi göze sokulmaktan çok yoğun kentsel doku içinde bir kaçış noktasıdır. Tozkoparan Mimarlık’ın yaklaşımıyla içe dönük bir eğlence alanı ve izole bir müzedense sanatçıların ve halkın bir araya getirileceği kentsel iletişim, etkileşim platformu oluşturulması amaçtır. Bu anlamda yapının önündeki platform, sanatçıların günlük yaşamdan, seyircilerin de sanattan izlenimleri ödünç aldığı bir mecazi penceredir. Konser salonu ise sanatçıların performansını ön plana çıkararak, kendisini gizlemesiyle bir başka değişikliği oluşturmaktadır.

Merkez, Adnan Saygun’un 100. doğum yılında, 27 Aralık 2008 günü gerçekleşen açılış konseri ile hizmete girdi. Konserde, bu sanat merkezi için özel olarak bir araya getirilen Ahmed Adnan Saygun Onursal Senfonik Orkestrası ve Korosu, Şef Rengim Gökmen yönetiminde Ahmed Adnan Saygun bestesi Yunus Emre Orotoryosu’nu seslendirdi.

Açılış üçlemesi konserleri ve İstanbul Modern Sergisi ile sanatseverlere merhaba diyen AASSM, o günden bu güne, her kesimin ilgisini çekebilecek birçok etkinliğe ev sahipliği yapmaktadır. İzmir halkı tarafından programları beğeniyle takip edilen İzmir Devlet Senfoni Orkestrası’nın haftalık konserleri, İzmir Opera Balesi'nin seçkin etkinlikleri ile İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı’nın ulusal ve uluslararası basında büyük ses getiren İzmir Avrupa Caz Festivali ve Uluslararası İzmir Festivali’nin çeşitli etkinlikleri, AASSM’nin büyüleyici atmosferinde hayat bulmuştur.

Sanatı ve günlük yaşamı üst üste getirerek, İzmir kent yaşamına yeni bir boyut kazandıran ve açıldığı günden bu yana İzmir’in sanat hayatına yön veren AASSM, 2016 yılı sonuna kadar adından söz ettirecek birçok konser gerçekleştirecek. Sanat merkezi sezon açılışını Fransa’nın en ünlü sanatçılarından biri olan Dany Brillant ile yapıyor. Kasım ayında gerçekleştirecekleri “1 Festival İzmir” kapsamında Richard’s Cuban Band Mandekan Cubano, Kenan Doğulu Swings Blue in Green All Star Band, Alim Qasimov ve Kerem Görsev gibi isimleri sanatseverlerle buluşturacak olan AASSM, yine bu festival kapsamında Benny Greb, Volkan Öktem, Ferit Omdan ve Turgut Alp Bekoğlu’nun katılacağı bir Drum Day düzenleyecek.

İlk Devlet Sanatçısı

7 Eylül 1907 tarihinde İzmir'de doğan Ahmed Adnan Saygun, klasik batı müziğinde yapıtlar vermiş bir Türk bağdarı, müzik eğitimcisi ve budun müzik (etnomüzikolog) bilimcisidir. Saygun, ilk T.C. Devlet Sanatçısı'dır.

Türk müzik tarihinde Türk Beşleri olarak anılan bestecilerden birisi olan Saygun, ilk Türk operasının bestecisidir. Cumhuriyet Dönemi Türk müziğinin en çok seslendirilen eserlerinden "Yunus Emre Oratoryosu" en önemli yapıtıdır.

1922 yılında Macar Tevfik Bey'in öğrencisi olan Saygun, 1925 yılında Fransızca La Grande Encyclopedie'den müzikle ilgili makaleleri çevirerek, birkaç ciltlik büyük bir Musiki Lugati meydana getirdi. İlkokullarda öğretmenlik yaptığı dönemde Ziya Gökalp'in, Mehmet Emin'in, Bıçakçızade Hakkı Bey'in şiirleri üzerine okul şarkıları yazdı. 

1927 – 1928 yıllarında "Re Majör Senfoni"yi besteleyen sanatçı; bir sonraki yıl devlet bursuyla Paris'e gönderildi. Vincent d'Indy (kompozisyon), Eugène Borrel (füg), Paul le Flem (kontrpuan), Amédée Gastoué (gregoryen ezgileri) ile çalıştı. Paris'teyken Op. (Opus) 1 sıra numaralı Divertissement adlı orkestra eserini yazdı. Saygun’un bu bestesi, 1931 yılında jüri başkanının Henri Defossé (Cemal Reşit Rey'in orkestra şefliği hocasıdır) olduğu Paris’teki bir beste yarışmasında ödül kazandı.

Saygun, 1931'de Türkiye'ye dönüp bir süre Musiki Muallim Mektebi'nde müzik öğretmenliğine başladı; bir süre müzik imlası ve kontrpuan dersleri verdi.

Ahmed Adnan Bey ve ailesi, 1934'te çıkan Soyadı Kanunu'ndan sonra babanın isteği ile "Saygın" soyadını aldı; ancak başkası tarafından alındığı gerekçesiyle bir süre sonra soyadları "Saygun" olarak değiştirildi.

Pehlevi şerefine ilk Türk operası

Saygun, 1934 yılında Atatürk'ün talebiyle, Türkiye'yi ziyaret edecek olan İran Şahı Rıza Pehlevi şerefine ilk Türk operası olan Özsoy Operası Op. 9'u, bir ay gibi çok kısa bir sürede yazdı. Liberettosunu Münir Hayri Egeli'nin yazdığı opera, Türk milletinin doğuşunu, İran ve Türk milletlerinin kökü uzak tarihe dayanan kardeşliğini ifade etmekteydi. Eserin prömiyeri 19 Haziran 1934 gecesi Atatürk ve Rıza Pehlevi huzurunda gerçekleştirildi.

Sanatçı, Özsoy'un sahnelenmesinden sonra Yalova'daki yazlık evinde kendisini kabul eden Atatürk'e Türk musikisi hakkında bir rapor sundu. Güneş-Dil ve Türk Tarihi teorilerinden etkilenerek hazırlanmış bu rapor, 1936'da "Türk Musikisinde Pentatonizm" başlığı ile yayımlandı.

Yalova dönüşü vekaleten Riyaset-i Cumhur Orkestrası Şefliğine getirilen Sanatçı, bu görevini bozulan sağlığı nedeniyle bir kaç ay sürdürebildi. Orkestra ile ilk konserini, 23 Kasım 1934'te verdi.

1934 yılı Kasım ayı sonunda Saygun'a, Atatürk'ten yeni bir opera siparişi geldi. 27 Aralık gecesi temsil edilmek üzere Taşbebek operasını bestelemeyi başaran sanatçı, bu operada yeni Cumhuriyet insanının doğuşunu anlattı. Eser, 27 Aralık 1934 gecesi Ankara Halkevi'nde sahnelendi, orkestrayı çok hasta olmasına rağmen bizzat Saygun yönetti.

Temsilin ardından İstanbul'a giden ve beş ay ara ile iki kulak ameliyatı geçiren Saygun'un, görevini ihmal ettiği gerekçesiyle Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'ndaki ve ardından Musiki Muallim Mektebi'ndeki işine son verildi; Ankara Devlet Konservatuarı'nın kuruluş çalışmalarından da uzaklaştırıldı.

Saygun, 1936'da İstanbul Belediye Konservatuarı'nda öğretmenliğe geri döndü; 1939'a kadar bu görevde kaldı. Sanatçı, "Yunus Emre Oratoryosu" adlı ünlü yapıtının seslendirilişine kadar sürecek olan bir gözden düşme dönemine girdi.  

1939 yılında Halkevleri'nin önerdiği müfettişlik görevini kabul eden ve bu vesile ile Türkiye'yi dolaşan Saygun, 1940 yılında bir konser için Ankara'ya gelen, ancak Nazi baskısı nedeniyle ülkesine geri dönemeyen Budapeşte Kadın Orkestrası üyelerinden Macar asıllı Irén Szalai (sonradan Nilüfer adını almıştır) ile evlendi. Halkevleri'ndeki görevinin yanı sıra 1940 yılında "Türk Müzik Birliği" adlı bir koro kuran Saygun, bu koro ile düzenli olarak oda müziği konserleri verdi. "Halkevlerinde Musiki" adlı bir kitap yayımladı. 

En önemli eseri

Saygun'un 1942'de tamamladığı Yunus Emre Oratoryosu, 25 Mayıs 1946'da Ankara’da Dil Tarih Coğrafya Fakültesi'nde seslendirildi ve büyük başarı kazandı. En önemli eseri olarak kabul edildi. Yunus Emre Oratoryosu, Paris'te ve 1958 yılında Birleşmiş Milletler (BM) kuruluş yıl dönümü vesilesiyle New York'ta ünlü orkestra şefi Leopold Stokowski yönetiminde seslendirildi. Bu eserle Saygun; çocukluğunda İzmir Kemeraltı Çarşısı'nın Dervişler Caddesi'ndeki Mevlevi dervişlerden duyduğu ezgileri, Avrupa ve Amerika'ya, sonradan eserin çevrileceği 5 ayrı dile taşımış oldu. Sanatçı eserin Ankara'daki ilk temsilinden sonra 1946 yılında Halkevleri müşavir ve müfettişliğinin yanı sıra Ankara Devlet Konservatuarı'na kompozisyon öğretmeni olarak atandı. Aldığı davetler üzerine Londra ve Paris'e gitti, halk müziği üzerine çalışmalar yaptı, konferanslar verdi.

Özsoy, Taşbebek, Kerem, Köroğlu, Gılgameş operaları, koral eserler, 5 senfoni, çeşitli konçertolar, oda müziği eserleri, vokal ve enstrümantal parçalar, sayısız türkü derlemeleri, kitaplar, araştırmalar, makaleler yazdı. Eserleri, New York NBC, Orchestre Colonne, Berlin Senfoni Orkestrası,  Northern Sinfonia, Julliard Quartet gibi topluluklar tarafından seslendirildi. 1971'de yürürlüğe giren Devlet Sanatçılığı Kanunu çerçevesinde ilk Devlet Sanatçısı unvanı, Adnan Saygun'a verildi.

Sanatçı, 6 Ocak 1991 tarihinde hayatını kaybetti.

 

Kaynak:

Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi

Vikipedi, özgür ansiklopedi

İzmimod.org.tr

Ufuk Ersoy, Yrd. Doç. Dr., İYTE Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü

 

 

DERGİ ARŞİVİNDEN