İzmir Dergisi, 8 terabytelık Dünyanın en büyük İzmir Arşivi

Körfez sularında ilk vapurlar

İzmir Körfezi'nde ilk vapur seferleri bundan tam 132 yıl önce, İzmir Hamidiye Vapur Şirketi ile başladı. İmtiyazlar sürekli el değiştirse de, emektar vapurlar körfez sularını demir yürekleriyle kesmeye, körfezin iki yakasını birbirine bağlamaya devam etti

Yazı ve Fotoğraflar: Ali Bozoğlu

İzmir Körfezi'nde vapurculuk çalışmaları, Sultan Abdülmecid'in saltanat yıllarında (1839-1861) başlar. İzmir'in geçen yüzyılın ortalarına doğru bir ticaret ve liman şehri olarak hızla önem kazanması, hem körfez sularında, hem de daha uzakça liman ve iskeleler arasında buharlı vapurlar çalıştırılmasını kaçınılmaz hale getirmişti. Daha sonraki yıllarda Konak ile Alsancak arasında düzgün bir rıhtımın inşa edilmesi de, bu gelişmeyi hızlandırdı.

İstanbul'da olduğu gibi, İzmir'de de vapurla yolcu ve yük taşımacılığına ilk girişenler yine yabancılar olmuştu; devlet de bu duruma göz yummak zorunda kalmıştı. Günde karşılıklı ikişer sefer yapan Bornova ile Apsis adlarındaki bu vapurlarla bağlantılı olarak, yolculara kolaylık sağlamak üzere Bornova iskelesinden Bornova'ya kadar bir de araba servisi kurulmuştu.

İmtiyaz elde etme girişimleri

İzmir sularında vapur işletme imtiyazı almak için resmi makamlara yapılan başvuruların 1880, 81, 82 ve 83 yıllarında yoğunlaştığı görülüyor. Bunların başında ise İzmir'de ikamet eden Rum asıllı, İngiliz uyruklu D. Baltazzi (Baltacıoğlu) geliyordu. Baltazzi, henüz 1875 yılında, İzmir Körfez içinde Kordelya (bugünkü Karşıyaka), Karataş ve Göztepe'ye; Körfez dışında ise Menemen, Urla, Foça, Çandarlı, Dikili, hatta Ayvalık'a kadar buharlı vapur çalıştırmak için 25 yıllık bir imtiyaz istedi. 1880 yılında, ]olly Carmoly adlı kumpanya da 25 yıllık bir imtiyaz almak amacıyla resmi makamlara başvurdu. Yetkililere yaptığı teklif birkaç yıl önce Baltazzi'nin önerdiği tekliften daha cazipti. Teklifinde, her yıl kârının % 5'ini İzmir'deki Mekteb-i İptidaiye-i Umumiye adlı eğitim kuruluşuna vereceğini vaat etti. Bu teklifi olumlu karşılandı.  Bunun yanı sıra Karşıyaka sakinlerinden birkaç müteşebbis, 23 Ocak 1881 günü İzmir Vilayet makamına başvurarak Körfez’de vapur çalıştırma hakkının kendilerine tanınmasını istedi. Bununla da kalmayıp, iki küçük vapur ısmarlandığını, bunların yanaşacağı iskeleleri de yine kendilerinin yapacağını bildirdi. Kuracakları şirketin adı "Şirket-i Hamidiye" ya da "Mebadi-i Servet" olacaktı. Sermaye olarak da 5 bin lira değerinde, beş adet yolcu vapurunu gösterdiler. Onlar da Maarife yardımdan geri kalmayacaklardı; kârdan % 10'unu vermeyi taahhüt ediyorlardı.

1882 yılında resmi makamlardan körfez ve liman gibi kapalı sularda ancak Osmanlı bayrağı taşıyan vapurların çalışabileceğine dair bir emirname çıktı. Buna göre, yabancı bayraklı vapurların seferden men edilmesi sağlanmış oluyordu, ki bu çok önemliydi. Şu da var ki, halen çalışmakta olan vapurlar seferden men edilince, İzmirliler, özellikle Karşıyakalılar gerçekten çok zor durumda kalacaklardı.

O tarihlerde İzmir Körfezi'nde İdare-i Mahsusa idaresinin vapur çalıştırması düşünülüyordu. Başka kişiler de vapur çalıştırmak için girişimlerde bulunmaktaydılar. Bunlardan biri de İzmir'in tanınmış tüccarlarından Yahya Hayati Efendi'ydi. 

İzmir Hamidiye Vapur Şirketi

Yahya Hayati Efendi, 1883 yılının Temmuz ayındaki başvurusunda bir Osmanlı Anonim şirketi kuracağını, vapurlar satın alıp Körfez'de yeni iskeleler inşa edeceğini, yolcu bilet ücretlerinin saptanmasını resmi makamlara bırakacağını, ancak verilecek imtiyazın 30 yıl olması gerektiğini bildiriyordu. O da gelirinin bir kısmını, hem de % 15'ini İzmir'de yeni kurulmakta olan Mekteb-i Sultani'ye verecekti. Böylece, 13 Temmuz 1883 tarihinde İzmir Hamidiye Vapur Şirketi resmen kurulmuş oldu. İmtiyaz müddeti 30 yıldı.

İzmir Hamidiye Vapur Şirketi, ilk seferlerine 1884 yılının Şubat ayında sekiz vapurla başladı. 1909 yılında şirket Belçikalıların eline geçti. 1913-14 yıllarında, İngiliz Lloyd gemi sicilinde kuruluşun elinde tek bir vapur olduğu görülüyordu, o da Gülbahçe vapuruydu. Şirketin Belçikalıların eline geçmesinden sonra satın alınan Hürriyet ile Müsavat vapurları ise nispeten büyükçe ve sağlam vapurlardı. Bu vapurların gelmesiyle geceleri Karşıyaka ile Göztepe'ye yapılan seferler düzene girdi.

1916'da Şirketin imtiyaz süresinin sona ermesi üzerine vapurların çalıştırılması valilik tarafından geçici bir heyete verildi. İzmir'in işgal günlerinde yabancılar, Türk hissedarları zarara uğratarak bu işten vazgeçirmek için her fırsattan yararlanmaya çalıştı. Bu arada Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasından kısa bir süre sonra, Guiffray, Rees ve Patterson adlı zengin iş adamları, körfezde vapur çalıştırmak amacıyla bir şirket kurdu. İstanbul Hükümeti onlara sadece geçici bir müsaade vermekle yetindi. 

İzmir’in Yunan işgalinden kurtarılmasından sonra, Guiffray şirketinin bütün hakları ve vapurlar millileştirildi. İşletme, bu dönemde İzmir'in tanınmış iş adamlarından Uşakizade Muammer Bey'e devredildi. İşgal yılları sırasında vapur çalıştıran Rees, Whittall ve ortakları, imtiyazın kendilerinde olduğunu iddia ederek tazminat davası açtılarsa da bir sonuç alamadılar. 

Körfez vapurlarının bitmeyen serüveni

5 Ağustos 1925 tarihinde, "İzmir Liman ve Körfez İşleri İnhisarı T.A.Ş" adında yeni bir şirket kuruldu. Uşakizade Muammer Bey'in ve daha önceki Guiffray şirketinin bütün hakları bu yeni kuruluşa devredildi. O yıllarda İdare; Karataş, Karantina, Göztepe ve Güzelyalı'ya düzenli vapur seferleri yaptırıyordu. Muammer Bey, 16 Eylül 1925'te vapurlarını 360 bin Türk Lirası karşılığında İzmir Liman İşleri İnhisarı'na devretti. Şirket, 9 yıl hizmet verdikten sonra 1934 yılının 8 Ağustos günü, "İzmir Liman İşletmeleri Umum Müdürlüğü" adı altında yeniden yapılandı. İki yıl sonra bu müdürlük, İktisat Vekaleti'ne bağlı olmak kaydıyla "İzmir Liman İşletmesi" adı altında yeniden düzenlendi.

1938 yılı Ocak ayında Denizbank Umum Müdürlüğü'nün bir şubesi haline getirilen işletme, 1939'da Devlet Limanları Umum Müdürlüğü'ne, 1943'te Devlet Denizyolları Umum Müdürlüğü'ne, ertesi yıl da Devlet Denizyolları ve Limanları İşletmesi Umum Müdürlüğü’ne devrolundu. 1952 yılında, Denizcilik Bankası TAO'nun kurulmasıyla birlikte, İzmir İşletmesi Müdürlüğü adıyla Denizcilik Bankası TAO'nun bünyesine alındı. 1983 yılında Türkiye Denizcilik Kurumu'na, 1984 yılında ise Türkiye Denizcilik İşletmeleri'ne bağlandı. 4 Nisan 2000 tarihinde, Körfez Vapurları ile Bostanlı - Üçkuyular arasındaki feribot seferlerini yapan arabalı vapurlar İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na; geriye kalan Kılavuzluk ve Römorkörler ise 15 Haziran 2010 tarihinde Kıyı Emniyet Genel Müdürlüğü’ne bağlandı.

 

Geçmişten günümüze İzmir Körfezinde çalışan vapurlar sırası ile şunlardır; Gülbahçe, İstanbul, Dikili, Osmaniye, Hürriyet (daha sonra Cumhuriyet) Müsavat (daha sonra Dokuz Eylül), Duatepe, Kocatepe, Karşıyaka, Göztepe, Dumlupınar, Alsancak, Çankaya, Güzel İzmir, Suvak, Uşak, Bayraklı, Efes, Sur, Bergama, Selçuk, Foça, Göztepe, Emirgan, Hasköy (Yalova) , Alaybey, 9 Eylül, Ambarlı (Kordon), Kumburgaz (Yalova), İstinye (İhsan Alyanak)

Bergama iki kez yazılmış. Yanlışlıkla mı, ikinci kez çalışması olduğundan mı?G.D.

 

Gülbahçe: 1876 yılında İngiltere'de yan­dan çarklı yolcu vapuru olarak inşa edildi. Teknesi sacdandı. Uzunluğu: 41,5 metre, genişliği: 8 metre, su kesimi: 2,4 metre idi. 2 silindirli buhar makinesi vardı. Önce John Beaumont adıyla çalıştı. İzmir Hamidiye Vapur Şirketi tarafından alınınca adı Gülbahçe olarak değiştirildi. Şirketin en yaşlı, en köhne vapuruydu.

 

İstanbul: Ahşap bir tekneydi. Uzunluğu: 34 metre, genişliği: 5,1 metre idi. 45 beygir gücünde buhar makinesi vardı. 1908'de liman içinde bir kazaya uğrayarak battı.

Dikili: Şirketin en büyük ve en sağlam vapuruydu.

 

Hürriyet: Uzunluğu: 50,3 metre, genişliği: 7,1 metre idi. Saatte 11-12 mil hız yapabiliyordu. Guiffray Şirketi tarafından satın alındı. Sonra adı Cumhuriyet ola­rak değiştirildi. 60 bin lira sarf edilerek kazanı, makinesi yenilendi. 1936'da çürüğe çıkartıldı.

 

Duatepe: 1893'te İngiltere’de yapıldı. Teknesi demirdendi. 169 gros, 105 net tonluktu. Uzunluğu: 40,5 metre, genişliği: 7 metre, su kesimi: 3,3 metre idi.

 

Kocatepe: İngiltere’de yapıldı. Uzun seferler için elverişli olmayan, kamarasız, eski ve yandan çarklı bir tekne idi. 1932'de çürüğe çıkartıldı.

 

Göztepe: Körfezin rağbet gören vapurlarındandı. Yıllarca çalıştırıldıktan sonra 1936 yılında çürüğe çıkartıldı.

 

Dumlupınar: Römorkörden bozularak sözde yolcu vapuru haline getirilmişti. Uzun yıllar çalıştırıldı. 1938'de zaman zaman aile tenezzüh (gezinti) seferleri için kiraya veriliyordu. Körfez dışına da seferler yapıyordu.

Çankaya: 1879'da, İngiltere Glasgow'da buharlı yat olarak inşa edildi. Uzunlu­ğu: 47,07 metre, genişliği: 6,43 metre; su kesimi: 3,23 metre idi. 256 beygir gü­cünde compound 2 silindirli buhar makinesi vardı. Önce Titania, sonra Colhida adlarını aldı. 1911'de İstasyoner gemi olarak İstanbul'da Tophane Rıhtımı­na bağlandı. Daha sonra Uşakizade Muammer Bey tarafından satın alınarak İzmir'e getirildi. Çankaya adı verildi. 1924'te İzmir Liman İşletmesi'nin yolcu vapuru olarak Körfez'de çalışmaya başladı. Bir ara dümeninin bozuk olması nedeniyle kimse binmek istemedi. 1930'lu yıllarda AKAY İşletmesi satın aldı. 1942 yılının 27 Şubat günü İstanbul Boğazı'nın açıklarında Sovyet denizaltısı SC-Z13 tarafından batırıldı.

 

Güzel İzmir: 1904'te, Hollanda Kinderdijk'te, J. & K. Smith tezgahlarında bu­harlı yolcu vapuru olarak yapıldı. Uzunluğu: 35,9 met­re, genişliği: 5,8 metre idi. 8 mil kadar hız yapabiliyordu. Yazın 1095, kışın 960 yolcu alabili­yordu. Önce Mercurius adıyla çalıştı. 1924'te D .A. Dimitriyadis ve Hantalzade Tayyar Bey tarafından alınınca adı Güzel İzmir olarak değiştirildi. Ertesi yıl İzmir Körfez İşletmesi'ne satıldı. 1936'da büyük bir onarım gördü. 1965'te hizmet dışı bırakıldı. Ertesi yıl İzmir'de Ali Yılmaz ve Ortakları'na satılarak Cunda adı verildi ve motorlu şilep haline getirildi.

 

Suvak: 1906'da İtalya'da buharlı yolcu vapuru olarak ya­pıldı. Uzun­luğu: 36,5 metre, genişliği: 5,8 metre idi. İngiltere, New­bury, Plenty & Son Ltd. yapımı 300 beygir gücünde tri­pil buhar makinesi vardı. Saatte 10 mil hız yapıyordu. Önceleri Karşıyaka sonra Suvak adıyla İzmir Körfez ve İstanbul şehir hatlarında seferler yaptı.

Dokuz Eylül: 191O'da, İngiltere'de buharlı yolcu vapuru olarak yapıldı. Eski adı Musavat idi. 280 beygir gücünde tripil buhar makinesi vardı. Tek uskurluydu (pervane). 9 mil hız yapıyordu. Yaz-kış 500 yolcu alabiliyordu.

 

Uşak: 1925'te, İtalya'da buharlı yolcu vapuru olarak yapıldı. Tek pervaneliydi. 8 mil hız yapıyordu. Fırtınalı günlerde Karaburun ya da Foça'ya giderken hayli zorlanıyordu. Yazın 395, kışın 283 yolcu alabiliyordu. O günlerin en rahat vapurlarındandı. 1965'te satılarak tadil edildi.

 

Bayraklı: 1934­'te, Hollanda'da motorlu yolcu gemisi olarak yapıldı. Her biri 245 beygir gücünde 2 adet dizel motoru vardı. Çift pervaneliydi ve 9 mil hız yapıyordu. 1938'e kadar adı New Degenham idi. Satın alınınca adı Bayraklı olarak değiştirildi. Sonra Muzaffer Taviloğlu tarafından alındı ve dizel motor takılıp yük gemisi haline getirildi.

 

Efes: 1938'de, Almanya Bremen'de mo­torlu yolcu gemisi olarak yapıldı. 518 gros, 331 net tonluktu. Uzunluğu: 44,3 metre, genişliği: 8,1 metre idi. Çift pervaneliydi. 1993'te satıldı. Seyyar lokanta gemisi olarak tadil edilecekti. Sur'un eşiydi.

 

Sur: 1938'de, Almanya Bremen'de motorlu yolcu vapuru olarak yapıldı. Her biri 235 beygir gücünde 2 adet dizel motoru vardı. Çift pervaneliydi. 12 mil hız yapıyordu. Yazın 1095, kışın 960 yolcu alabiliyordu. 1986'da kadro dışı bıra­kıldıktan sonra satıldı. Gelibolu-Eceabat arasında, Burhanlı mevkiindeki tersane­de kısmen sökülmüş durumda yıllarca kaldı.

 

Bergama: 1951'de, Almanya Bremen'de motorlu yolcu gemisi olarak yapıldı. Uzunluğu: 44,4 metre, genişligi: 8, 08 metre, su kesimi: 1,9 metre. Her biri 385 beygir gücünde 2 adet dizel motoru var. Çift pervaneli ve 11 mil hız yapıyor. Yazın 1010, kışın 902 yolcu alabiliyor.

 

Selçuk: 1951'de, Almanya Bremen'de motor­lu yolcu vapuru olarak yapıldı. Her biri 385 beygir gücünde 2 adet dizel motoru vardı. Çift pervaneliydi. 1986'da yenilendi. 1995'te Konak yakınlarında rıhtıma bağlandı. Üst güvertede kitap fuarı düzenleniyor, alt salonda el işleri sergileniyordu.

 

Foça: 1907'de, Yunanistan Pire'de römorkör olarak inşa edildi. Teknesi ahşaptı. Bir adet 120 beygir gücünde iki silindirli dikey buhar makinesi vardı. İzmir'de Guiffray Şirketi'nin kadrosunda yer alırken, 1914 yılının Ağustos ayında Osmanlı hükümeti tarafından römorkör ve hizmet teknesi olarak çalıştırılmak üzere el konuldu. 1915 yılının Aralık ayında eski sahibine iade edildi. Cumhuriyet'in ilan edilmesiyle 1924 yılında İzmir Liman İşletmesi'ne devredildi. 1935'te Deniz Bank İzmir İşletmesi'ne geçti. 1953'te 160 beygir gücünde motor takılarak yenilendi. 1962'de hizmet dışı bırakıldı.

 

Vaniköy: 1958'de, Hasköy Tersanesi'nde motorlu yolcu vapuru olarak yapıl­dı. Uzunluğu: 47,1 metre, genişliği: 8,3 metre, su kesi­mi: 2,4 metre idi. İtalya yapımı her biri 520 beygirlik 2 dizel motoru vardı. 13 mil hız yapıyordu. Hasköy'ün eşi idi.

 

Hasköy: 1960'da, Hasköy Tersanesi'nde motorlu yolcu vapuru olarak yapıldı, 1962'de hizmete kondu. İtalya yapımı 2 adet toplam 520 beygir gücünde Fiat dizel motoru vardı. Çift pervaneliydi ve 14 mil hız yapıyordu. Vaniköy'ün eşiydi.

 

9 Eylül: 1977'de, İzmir Alaybey Tersanesi'nde motorlu yolcu vapuru olarak yapıldı. Hollanda, Stork Werkspoor yapımı, her biri 600 beygirlik 2 adet dizel motoru vardı. Çift pervaneliydi ve 12 mil hız yapıyordu. Alaybey'in eşiydi.

 

Alaybey: 1977'de, İzmir Alaybey Tersanesi'nde motorlu yolcu vapuru olarak yapıldı. 260 gros, 124 net tonluktu. Uzunluğu: 46,6 metre, genişliği: 7,9 metre, su kesimi: 2 metre idi. Çift pervaneliydi ve 12 mil hız yapıyordu. 9 Eylül'ün eşi.

 

Kumburgaz: 1988'de, İzmir Alaybey Tersanesi'nde motorlu yolcu vapuru olarak yapıldı. Türkiye, Pendik-Sulzer yapımı, 2 adet her biri 636 beygir gücünde dizel motoru var. Çift uskurlu. 14 mil hız yapıyor. Ambarlı’nın eşi.

 

Ambarlı: 1988'­de, İzmir, Alaybey Tersanesi’nde motorlu yolcu vapuru olarak yapıldı. Uzunluğu: 47,3 metre, genişliği: 8,9 metre. Türkiye, Pendik-Sulzer yapımı 2 adet her biri 636 beygir gücünde dizel motoru var. Çift uskurlu. 14 mil hız yapıyor. Kumburgaz’ın eşi.

 

***

 

Körfez Vapurları Blues  

Yazı: Halim Yazıcı Çizimler: Gülay Beşikçi

Hepimizin her gün baktığı, kimimizin gördüğü, kimimizin ise görmezlikten geldiği Körfez Vapurları, yüzyılı aşkın süredir İzmir körfezinin iki yakasını görünmez çizgilerle birbirine bağlıyor. Körfezin bu demir yürekleri, o günden bu yana acıları, sevinçleri, ayrılıkları ve aşkları birbirine taşıyor.

Heyamola Yayınları'nın İzmirim serisinden çıkan Halim Yazıcı'nın "Körfez Vapurları - Blues" adlı kitabı, İzmir'e ve Körfez Vapurları'na dair duygulu anlatımlarıyla dikkat çekiyor. Halim Yazıcı'nın "Körfez Vapurları" kitabından tadımlık bir alıntıyla dosyayı kapatıyoruz.

"...Mavi bir avucun içinde sakin ve kendi halinde uyumakta olan güzeller güzeli bir gökyüzüydü körfezin elleri...

...Dünya, hepimizin anlayabileceği sevgisini, hoşgörüsünü, iç barışını, bize sonsuz denizinde sunmuş ve bütün bunları anlayabilmemiz için sessiz, kendi halinde, sularla ve kendisiyle barışık, sadece çalışan, gece ve gündüz denizlerin nefis kalbinde nefes alan vapurları yaratmış.

Onların öyküleri, aşkları, acıları, hüzünleri ve çığlıkları dizelerle diğer körfezlere akmış.

Sizlerin kulağına fısıldanan işte bu alçak gönüllü hüzünlü kızların, vapurların derinlerde dolaşan minik ezgileridir...

...Gerçekte her birinin incinen yüz kıvrımlarıyla, teninden göz bebeklerine kadar uzanan insan sevgisiyle, yaşayan, nefes alan, her biri kırılgan bir üveyik kuşu kanadı gibi süzülen hüzünleriyle yaşamımızda ne de çok kimlikleri vardır Körfez Vapurları'nın.

Bir bakmışınız gün batımında, güvertedesiniz, sakin bir begonvil gibi zaman durmuştur ellerinizde. Ama o da ne, körfezin sarı, mor deli çizgileri arasında bir yunus size eşlik etmekte. Ömrünüzün belki de en acımasız günlerinden birini yaşamaktaydınız az önce. Bütün renkler dağılır birden. Kalan, yunusun aniden var olan eşsiz bakışı, hayallerinizden tutuşu, sizi alıp körfezin derinliklerine götürüşüdür.......

...Her şeye rağmen ellerime bulaşan köpükleri öpe koklaya ilerliyordu zaman. Saate baktığımda bu gerçeği yeniden yaşamaya başladığımı anımsadım. Çünkü hiç ilerlemiyordu aslında körfezde zaman. Bunun nedenini asla kimse bilemedi. Kendini gizlemeyi, bir serçenin şarkılarını gizlemeyi bildiği kadar iyi biliyordu. Kucağında taşıdığı vapurların ahşap metal gövdeleri değil, onların nefesleri, duyguları, acıları, sevinçleri, ayrılıkları ve aşklarının gizemli öyküleriydi yaşanan.

Kimi kez eski bir gramafon ezgisi sarardı güvertenin kalbini, kimi zaman ise işten yeni çıkmış genç aşıkların buluştukları ve yirmi dakikalık gizli sevinçlerin yaşandığı dizelerden oluşan plak kadar kırılgandı zamanı vapurların. Size düşen farkında olmadan bütün bu olup bitenlerin biletini almanız, güvertede yer kapmanız, olmadı cam kenarından Çatalkaya'nın memelerinden ufka bakarak, yeni düşlerin yeni renklerine dalmanız.

Bu düş denizinde yüzerken unutmayın, mutlaka yanınızda bir de ay olsun, başında da Çandarlı Ovası'ndan topladığınız papatyalar. Sonra Homeros ne der diye düşünürken bakmışsınız duman dağılmış, denizlerin elini soğuk demirler kesmiş, Bergama Vapuru ellerini yüzüne kapatmış kan ter içinde bunca yükü nasıl taşırım diye düşünür olmuş...

...Ama Körfez Vapurları'ndan emin olduğum bir şey var. O da Sokrates'in baldıran zehrini içerken hâlâ yeni bir şeyler öğreniyor olma bilincinin aydınlığıdır ortalığı yeniden ve durmadan aydınlatan.

Bergama Vapuru'nun yorulmamasının asıl nedeni budur...

... Şu karşıdan gelen Bergama Vapuru da farkında ellerimizden kayıp giden denizlerin kokusunun. Belki de en iyi o biliyor. Yorgun gözlerinde hüzün, yorgun gözlerinde yeniden ellerine bırakılan binlerce yolcunun tuz kokusu, çocukların güneşten alınlarına siniyor. Güvertede tenteneler, martıların ayak izlerine bulaşan sevda izleri, aşıkların koro halinde batan bir günün hüznüne hep bir ağızdan şarkı söylüyor.

Sabah sabah ipini koparmış bir yakamoz eşlik ediyor bu şarkıya. Henüz demirini almış, iskeleden kopup gelen bir ömür gibi süzülüyor vapurların en narin gelini. Bahçesinde sakladığı ayrılıkların son kez nefesine bakarken, simitlerin susamlarını havada kapan bir avcı kıvraklığıyla dans ediyor körfezin bütün martıları on altı otuz beş vapurunda..."

DERGİ ARŞİVİNDEN