İzmir Dergisi, 8 terabytelık Dünyanın en büyük İzmir Arşivi

Beylikler döneminin Birgi'deki mührü

Ödemiş Birgi'de bulunan 'Aydınoğlu Mehmet Bey Cami' ve 'Ümmü Sultan Şah Türbesi', Batı Anadolu'da bulunan en eski İslami eserler arasında yer alıyor.

Kaynak: www.birgibazari.com

Fotoğraflar: Rk Arşivi

 

Bir zamanlar Aydınoğlu Beyliği'ne başkentlik yapan, Ödemiş ve çevresinin tarih, kültür ve inanç merkezi olan Birgi, Batı Anadolu coğrafyasınında bulunan en eski islami eserlere de ev sahipliği yapıyor. 14’üncü yüzyılın başlarında Aydınoğlu Mehmet Bey tarafından merkezi Birgi olmak üzere Büyük Menderes’ten Tire ve Selçuk’a kadar uzanan bir bölgede kurulan Aydınoğluları Beyliği’nden günümüze ulaşan en önemli eserler, 'Aydınoğlu Mehmet Bey Camii' ve 'Ümmü Sultan Şah Türbesi'.

Halk arasında Aslanlı Cami ve Ulu Cami gibi isimlerle de anılan Aydınoğlu Mehmet Bey Camii, Anadolu’da beylikler döneminden kalma en eski camilerinden biri. Selçuklu mimarisinde sık görülen “çok ayaklı camiler” grubunda yer alan camii, Aydınoğulları Beyliği'nin kurucusu Aydınoğlu Mehmet Bey tarafından, Birgi’nin fethedilip başkent yapılmasından beş yıl sonra, 1312 yılında yaptırılmış. Cami her ne kadar beylikler döneminde meydana getirilen çoğu eser gibi Selçuklu mimari yapısının izlerini taşısa da, sahip olduğu bazı özellikler ile Anadolu'daki pek çok camiden ayrılıyor.

Çakırağa Konağı ile birlikte Birgi’nin en önemli simgesi olan cami, Türk-İslam geleneğine uygun olarak hamam ve medrese ile birlikte bir külliye şeklinde inşa edilmiş. Bu gelenekte cami ruh temizliğini, medrese akıl temizliğini, hamam ise beden temizliğini temsil ediyor. Devletin kurucusu Mehmet Bey ve üç oğlunun kabirleri de cami içerisindeki türbede bulunuyor. Bu yapı topluluğundan günümüze sadece cami ve bahçesinde bulunan kübik türbe gelebilmiş.

Mihraba dikey bir şekilde beş sahınlı olarak yapılan cami, kareye yakın bir plan üzerine kurulmuş. Caminin kuzey ve batı yüzeyinde moloz taş, güney ve doğu yüzeyinde ise kesme taş ve mermer bloklar kullanılmış. Bu malzemelerin antik dönemde Birgi ve çevresinde kurulan Dioshieron (Zeus’un şehri) şehrinden devşirildiği düşünülüyor.

Yapı çift eğimli ahşap, kırma bir çatıyla örtülmüş. Sadece mihrap üzerinde küçük bir kubbe bulunuyor. Çatının üzeri, camiyi kışları sıcak, yazları serin tutmak için çamur sıvandıktan sonra kalın kurşunla kaplanmış.

Duvardaki antik aslan heykeli 

Caminin güneydoğu köşesinde Lidyalılardan (M.Ö 1000-500) kalma olduğu düşünülen, yerden yaklaşık 2.5 metre yükseklikte mermerden yapılmış bir aslan heykeli bulunuyor. İslam mimarisinde, özellikle ibadet yerlerine heykel yapılmasına sıcak bakılmazken, Aydınoğlu Beyliği’nin gücünü ve hükümdarı Mehmet Bey’in erkini sembolize eden Arkaik dönemden kalma bu heykel, önemli bir ayrıntı teşkil ediyor.

Sıradışı minare

Aydınoğlu Mehmet Bey Cami'ni diğer camilerden ayıran bir özelliği de minaresi. Pek çok caminin minaresi arka sağ köşede yer alırken, bu caminin minaresi sağ ön köşede bulunuyor. Bu durum büyük ihtimalle batı cephesine çok yakın olan Aydınoğlu Türbesi'nden kaynaklanıyor. Kare bir kaide üzerine oturtulan minare kesme taşlardan silindirik bir yapıda inşa edilmiş. Minare üzerinde yer alan kırmızı ve firuze renkli sırlı tuğlalardan yapılmış zikzaklı örgü ve baklava desenleri, izleyenlere ayrı bir seyir zevki veriyor. Bu süslemeler, orijinalliğini koruyarak günümüze kadar gelebilmiş 

Harim özellikleri

Harime kuzey cephesinin tam ortasında, üstünde sivri bir kemer bulunan kapıdan giriliyor. Kemer ve kilit taşında çeşitli bitki motifleri, gülbezekler ve kabartmalar göze çarpıyor. Dünyadaki pek çok caminin girişi düz veya biraz yüksekte bulunurken, Aydınoğlu Mehmet Bey Camisi’ne 11 ahşap basamaktan inilerek giriliyor. Bu durum duvarlar arasında bulunan kot farkından kaynaklanıyor. İçeride yine antik dönemden kalma bir yapıdan devşirilmiş 10’u granitten, 5’i mermerden yapılmış on beş sütun mevcut. Bu sütunlar sonradan yapılan onarımlar esnasında beyaz renkli yağlı boya ile boyanmış. Dikdörtgen şeklindeki ibadet yerini beş sahına bölen bu sütunlar, kuzey ve güney doğrultusunda yerleştirilmiş.

Aydınoğlu Mehmet Bey Cami'nin içi, çini süsleme açısından oldukça zengin. Mozaik çinili mihrabı Anadolu Selçuklu döneminde Konya’da yaptırılan meşhur camilerin mihrabını aratmayacak derecede gösterişli. Merkezi Orta Asya olan ve Türk mavisi olarak bilinen turkuaz ve patlıcan moru renkli çinilerle yapılan bu mihrap, geometrik şekillerle ve yıldız figürleriyle bezenmiş. Ayrıca mihrabın üzerine Arş-ı Ala (gökyüzünün yedi katı) işlenerek her katta farklı motifler kullanılmış.

Minberdeki ahşap sanatı göz kamaştırıyor

Aydınoğlu Mehmet Bey Cami’ni en özel kılan yönü ise şüphesiz minberde bulunan göz kamaştırıcı ahşap işçiliği. Ceviz ağacından yapılan minber, Türk-İslam sanatının en nadide örneklerinden birini sergiliyor. Kündekari tekniğiyle çivi ve tutkal kullanılmadan birbirine geçirilen parçalardan oluşan minberde tam üç bin parça bulunuyor. Üzerinde üçgen, kare, dikdörtgen, altıgen, sekizgen gibi pek çok geometrik şekil yer alan minberde ayrıca dünya, güneş ve ay figürleri ile güneş sistemi temsil edilmiş.

Minberin sanatkarı bu eseri 10 yılda tamamlamış. Minberin sağ üst köşesinde besmele ile “Muzafferüddin bu eseri Allah’ın izniyle yaptı” yazıyor. 

Minber gibi camide bulunan 16 pencere kanadı da ceviz ağacından, minberi yapan ustanın öğrencileri tarafından ağaç geçme sanatıyla oluşturulmuş. Bu kanatların her birinin üzerinde Peygamberin çeşitli hadisleri yazıyor. 

Çalınan minber kapıları

Sanat harikası olan bu minberin ilginç bir de öyküsü var. 1993 yılında minberin kapıları esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolmuş. 1996 yılında ünlü İngiliz müzesi British Museum’da bir açık arttırma sırasında satılmak üzereyken ortaya çıkmış ve Kültür Bakanlığı’nın girişimleriyle Türkiye’ye getirilmiş. Kapıların bulunmasını sağlayan kişi ise daha önce camiyi ziyaret eden ve çok beğenen İngiliz bir turist. Anlatılanlara göre bu turist müzayede esnasında kapıları fark etmiş ve yetkililere haber vermiş. Böylece kapılar üç yıl aradan sonra tekrar ait olduğu yere, Aydınoğlu Mehmet Bey Camii’ne getirilmiş.

Ümmü Sultan Şah Türbesi

Hatuniye ve Hanzade Hatun isimleriyle de bilinen Sultan Şah Türbesi, 1310 yılında hükümdar Mehmet Bey’in kız kardeşi Ümmü Sultan için yaptırılmış. Aydınoğlu Mehmet Bey Cami'nin güney doğusunda Aydınoğulları meydanında bulunan yapı, kuzey-güney yönünde uzanan Fatih Mehmet Caddesi’ni ortadan ikiye ayırıyor.

Üzeri, tuğladan inşa edilmiş yarımküre şeklinde bir kubbeyle örtülü olan türbe, düzgün altıgen bir plana sahip. Yapı bu yönüyle özel bir yer teşkil ediyor, çünkü Sultanşah ya da diğer adıyla Hatuniye Türbesi, Anadolu’daki altıgen planlı türbelerin ilki olma özelliğini taşıyor.

Sultan Şah'ın vakfı olan ve günümüze ulaşamayan medrese ile birlikte yaptırılan bu türbenin etrafı daha sonra hazireye dönüşmüşse de, çevre düzenlemesi sırasında buradaki mezar taşları kaldırılmış 

Doğu ve batı yönlerinde bulunan iki pencere ile aydınlanan türbenin duvarları moloz taştan yapılmış. Taşlar arasında yer yer tuğla ve devşirme malzemeler kullanıldığı görülüyor. Kuzey cephesinde pencereler ölçüsünde sivri kemerli bir niş bulunuyor. Buranın önceden bir pencere olduğu, ancak sonradan kapatıldığı düşünülüyor.

Altıgen gövdeye nazaran dışa taşkın olan türbe girişi güneyde yer alıyor. Eyvan girişi sivri kemerli iken, mezar odası girişinin kemeri basık bir yapıda. Eyvanın iki yanında basit nişlerden oluşturulmuş mihrabiyeler yer alıyor. Bu mihrabiyelerin altına Bizans döneminden kalma devşirme mermer bloklar yerleştirilmiştir. Mezar girişinin üstündeki basık kemerde Selçuklu döneminde çokça kullanılan kabara süslemeleri bulunuyor. Kemerin üstünde ise mermer bir levha üzerine yazılmış Arapça inşa kitabesi yer alıyor. 

Başka bir Arapça yazıt ise türbenin içindeki mezar taşında bulunuyor. Buradaki yazının Türkçesi şöyle: “Muharrem ayının sonlarında Aydın kızı, hatunların melikesi, kadınların Efendisi Hanzade Hatun, merhume ve mağfure vefat etti.”

DERGİ ARŞİVİNDEN