İzmir Dergisi, 8 terabytelık Dünyanın en büyük İzmir Arşivi

Domeniken rahiplerin izinde San Rosario Kilisesi

İzmir’de üç dinin sentezi en çok Alsancak semtinde hissedilir. Alsancak İskelesi’nin arka tarafında bulunan San Rosario Kilisesi, bu sentezin önemli öğelerinden biridir.

Yazı: Alex Baltazzi

Fotoğraflar: Derya Şahin - Onur Şan

Alsancak’ın merkezinde, 1481 Sokak 8 numarada bulunan ve Kıbrıs Şehitler Caddesi’nden de kolayca erişilen San Rosario, İtalyan Katolik Domeniken kilisesidir. Her zaman Alsancak’ın bu mevkiinde, ekseriyetle İtalyan olan, Katolik Levanten nüfusu diğer semtlere nazaran daha kalabalıktı. Bundan dolayı San Rosario Kilisesi İzmir’de en aktif olan, ayinlerin, vaftizlerin, nikahların yapıldığı, Alsancak’ın en iyi bilinen, en popüler Katolik  kilisesidir.

Kilise, İspanyol San Domenico di Guzman tarafından (1175-1221) 1216’da kurulan

Domeniken rahiplerin kilisesidir ve İtalyanca adı da Madonna del Rosario’dur.

Domeniken rahipleri, önemli bir transit limanı olan İzmir’de  ilk olarak 14’üncü asırda  görünürler, ancak kesin gelişleri 18’inci asrın başını bulur.

1755’de kurdukları küçük bir manastır 1845 yılında yanar. 1813’den bu yana İzmir’deki  Domeniken teşkilatını İstanbul rahipleri yönetir.  Vicenzo Corpi ve Domenico Castelli bunların arasındadır. Nihayet 1857 yılında kilisenin bugün bulunduğu arsasını İzmirli  İtalyan Mario ve Michelle Braggiotti’den satın alırlar.

Ancak inşa edilen ve St.Pietro e Paolo ismini alan kilise, çok küçük ve yetersizdir. Daha büyüğünü kurabilmek icin cemaat önemli katkılarda bulunur ve nihayet mimar Luigi Rossetti’ nin projesi ile 4 Ekim 1903’de Madonna del SS.Rosario (kutsal tespihli Meryem Ana) adı ile yeni bir kilise inşa edilir. Yalnız kilisenin inşası, o dönemin 65 bin frankına mal olur. Buna çan kulesi, mermerden üç altar, vaftiz bölümü, bankolar, camekanlar ve Meryem Ana bölümü de ilave edildiğinde, masraf 120 bin franka yükselir. 

Kilisenin ibadete açıldığı 1904 yılında cemaatin nufusu bin kişi iken, 1922 İzmir yangınından sonra, yanan bölgeden gelenlerle bu sayı bir ara 3 bin kişiye yükselir, daha sonra ise 2 bin 100 rakamında sabit kalır.

 

Neoklasik mimari üslup

Mimari özellikleri itibariyle neoklasik stili anımsatan kilisede en göze çarpan sanat eseri Madonna del Rosario’nun resmidir. Burada yavru İsa’yı taşıyan Meryem Ana kutsal tespihini San Domenico ve Caterina di Sienna’ya sunar. Resim 19’uncu asır ressamlarından Morgari’nin eseri olan  kutsal tespihli Pompeili Meryem Ana’nın (Madonna del Rosario di Pompei) resmini anımsatır. 1921’de Torinolu heykeltraş Giuseppe Marengo'nun eseri olan tahtadan yapılmış Madonna del Rosario heykeli de kiliseye kazandırılır.

İzmirli İtalyanlar Riccardo Meli, Michele Tito ve Giovanni Sponza’nın çalışmalarıyla iç dekorasyon 1930’da tamamlanır. Özellikle bayram günlerin ayinlerine büyük bir katkı sağlayan org, Italya’dan 1931 yılında kiliseye getirilir. San Rosario Kilisesi’nin koro bölümü, tıpkı diğer Domeniken kiliselerinde olduğu gibi tarihi mimari özelliğiyle dikkat çeker. 

1965 yılında yeni kilise nizanamesine uymak için, absid ve altar yeninlenmesini de kapsayan çalışmalar yapılır. 1970’de İzmirli İtalyan Christian Reggio’nun insiyatifi ile Ortisei ustaların eseri olan Santa Rita heykeli, San Rosario Kilisesi’ne kazandırılır.

Kilisenin bahçesinde Birinci ve İkinci Dünya Savaşları’nda ölen İtalyan subay ve askerleri için bir anıt da bulunmaktadır.

DERGİ ARŞİVİNDEN