İzmir Dergisi, 8 terabytelık Dünyanın en büyük İzmir Arşivi

Bir dönemin emektarlarını eski ritmine kavuşturuyor

Üç kuşaktır saatçilik yapan Pamukoğlu ailesinin ferdi olan Fethi Usta, tamir eden kadar kullananın da antika saate gönül vermesi gerektiğini söylüyor.

Yazı: Derya Şahin

Fotoğraflar: Derya Şahin / Fethi Pamukoğlu Arşivi

İzmir’in tarihi Kemeraltı Çarşısı’nda müze gibi bir dükkan Pamukoğlu Antik Saat. Burada saniyeler saniseleri kovalarken ‘tik tak’lar ‘guguk’lara karışıyor. Zaman kavramı daha bir derinden hissettiriyor kendini. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanı geliyor aklımıza. En çok da kitabın kahramanı Hayri İrdal’ın “Sahibinin en mahrem dostu olan, bileğinde nabzının atışına arkadaşlık eden, göğsünün üstünde bütün heyecanını paylaşan, hülasa onun hararetiyle ısınan ve onu uzviyetinde benimseyen, yahut masasının üstünde, gün dediğimiz zaman bütününü onunla beraber, bütün olup bittisiyle yaşayan saat, ister istemez sahibine temessül eder (benzeşir), onun gibi yaşamaya ve düşünmeye alışır” sözleri çınlıyor kulaklarımızda.

Hayri Bey’in bahsettiği türden saatler günümüzün son teknoloji ürünü saatleri değil de, bu dükkandakiler gibi olsa gerek diye düşünüyoruz. Şimdiki saatlerle kıyaslayınca eskimiş olsalar da birer sanat eserini andırıyor her biri.

“Saat kuleleri evladım gibi”

Fethi Pamukoğlu da bir dönem efsane olan, ancak zamana yenik düşüp tekleyen bu emektar saatleri eski ritmine kavuşturuyor. Bu kimi zaman dededen kalma bir cep saati oluyor kimi zaman da gemi kronometresi. Üç nesildir saatçilik yapan bir ailenin ferdi olan Pamukoğlu, asırlık antika saatlerin yanı sıra İzmir Saat Kulesi başta olmak üzere Ege Bölgesi’ndeki pek çok ilin tarihi saat kulelerinin bakım ve onarımını da yapıyor. Bergama, Manisa, Balıkesir, Ayvalık, Çanakkale, Muğla’nın saat kuleleri ve daha niceleri hep ondan soruluyor. Şehirlerin simgesi haline gelen saat kulelerinin sorumluluğunu üstlenmesinin kendisi için gurur kaynağı olduğunu ifade eden Fethi Usta, bu yapıları evladı gibi gördüğünü söylüyor.

“Sevmeden yapılmaz”

Yaptığı işe “horoloji” adı verildiğini ondan öğreniyoruz. Fethi Usta, saat bilimi anlamına gelen bu işin inceliklerini şöyle anlatıyor: “Horoloji, matematik, fizik ve mekaniğin birleşimi bir bilim dalıdır. Biz bu bilime sanatı da ekliyoruz. Tamir ve bakım yaparken telkari, Edirnekari gibi sanat dallarıyla, kadran konservasyonu ve porselen restorasyonuyla da ilgileniyoruz. Dolayısıyla bizim işimiz sabır işi. Bazen bir vidayla bir gün uğraştığımız oluyor. Bu nedenle bu işi sevmeden yapmak mümkün değil. Türkiye’de bu işi yapan 5-6 ustadan biriyim, hatta en gençleri benim. Ben de bir arkadaşıma öğreterek bu mesleğin yaşamasını sağlamak istiyorum.”

Antika saat tamirinin kendisi için işten öte, bir tutku olduğunu belirten Fethi Usta, tamir eden kadar kullananın da bu işe gönül vermesi gerektiğini belirtiyor. Eskiye gönül vermenin yeniye gönül vermekten çok daha güç olduğunu da söylemeden edemiyor.

Antika saat tutkunu koleksiyonerlere hizmet veren Fethi Usta’nın küçük bir de saat koleksiyonu var. Mesleği bırakmaya niyet ettiğinde kendi koleksiyonundaki saatlerin yer alacağı bir sergi açmayı arzulayan Fethi Usta, babasının 29 sene başkanlığını yürüttüğü Saatçiler Odası’nın da desteğiyle seminerler verip, bildiklerini genç meslektaşlarıyla paylaşmayı hedefliyor. Antika saat tamirinin ilmini gelecek nesillere aktarmak istediğini belirten Fethi Usta, “Yaptığımız işin ciddi anlamda kursunu verip, insanlara antika saat tamirinin sadece pratikte öğrendikleriyle sınırlı olmadığını, bu işin bir ilmi olduğunu ve belli kaidelere göre yapılması gerektiğini anlatmak istiyorum. Bizim gibi işin içine girince bazı saatlerin bir sanat harikası olduğunu görüyorsunuz. Öyle ki bir fabrikanın bir saatin içine hapsedildiğini görüyorsunuz. Günümüz teknolojisinde bunu yapmak kolay elbette ancak mekanikte oldukça zor. İşte ben de bu işin inceliklerini öğretmek istiyorum” diyor.


 

DERGİ ARŞİVİNDEN