İzmir Dergisi, 8 terabytelık Dünyanın en büyük İzmir Arşivi

Bir Fransiskan Kilisesi: Santa Maria

Geçmişte görkemli binası ve manastırı ile dikkat çeken ve katedral ilan edilen Santa Maria Kilisesi, günümüzde İzmir Katolik cemaatine hizmet etmenin yanı sıra kente gelen turistleri ağırlıyor.

Yazı: Alex Baltazzi

Fotoğraflar: Derya Şahin

Alsancak Halit Ziya Bulvarı No: 67 adresinde bulunan Santa Maria Katolik Kilisesi’nin tarihçesi ilginçtir. İsa’nın annesi Meryem Ana deyimimize tekabül eden Santa Maria adı ile dünyada pek çok Katolik kilisesi inşa edilmiştir.

İzmirimizde de İtalyan Fransiskan rahipleri 1341-1400 döneminde, tespit edemediğimiz bir yerde, Santa Maria Kilisesi’ni kurmuşlardı. Bu kilise 1688 yılında meydana gelen bir depremde yıkıldı. Bugün bulunduğu yerde, 1692 yılında bir Santa Maria Kilisesi ve bir manastır olmak üzere inşa edilmeye başlandı. Hollandalıların desteği ile 25 Aralık 1698’de kilisenin açılışı gerçekleşti. O dönemde deniz kıyısında yer alan, kilisenin bulunduğu bulvarın mahallesine “Maltezika” denirdi. Çünkü burası Malta’dan göç edenlerin ikamet ettiği mahalle idi. İyi denizci ve balıkçı olan Maltalılar, Katolik idiler. Kilise binası ve manastırı ile o zamanın görkemli bir kilisesi olan Santa Maria Kilisesi’ni Papa Pio VII., Katedral (Baş Kilise) ilan etti.

Rauf Beyru, 19. yüzyılda İzmir Kenti adlı kitabında şöyle yazmaktadır: “Bu küçük askeri mezarlık (Konak bölgesindeki İngiliz Askeri Mezarlığı olmalıdır) dikkate alınmazsa 1865 yılına kadar diğer Hıristiyan unsurlar gibi, Ortodoks Rumlar ve Gregorgen Ermeniler de ölülerini kendi kiliselerinin bahçe ve avlularına gömmekteydiler. Buna karşılık Katolik mezhebini kabul etmiş Rum ve Ermenilerle, Fransızlar, İzmir’de halen de mevcut bulunan St. Polycarpe Kilisesi’nde ve arkasında ölülerini gömerken, diğer bir bölümü ise, İtalyanlar, Ragusalılar ve diğer İtalyan devletçikleri uyrukluları Avusturyalılarla birlikte, aynı amaçla yine halen mevcut St.Marie - ya da Santa Maria Kilisesi ve avlusunu kullanırlardı. Katoliklerin bunların dışında, Bornova ve Buca’daki kiliselerini de aynı amaçla kullandıkları anlaşılmaktadır.”

Kilise, 16 Ağustos 1889’da bilinmeyen sebeplerden dolayı yanmıştır. Avusturya İmparatoru Fransuva Josef’in desteği ile 1891’de restore edilmiştir. Bilindiği gibi kilise, İtalyan Genova ve Venedik himayesinde idi. Fakat bu Cumhuriyetler özgürlüklerini kaybettiklerinde, Avusturya himayesi altına girmiştir. Ancak Santa Maria Kilisesi her zaman İtalyanlığını muhafaza etmiştir ve 1919 yılında resmen İtalya’nın himayesine girmiştir.

1866’da kurulan San Antonio Hastanesi, Santa Maria Kilisesi Fransiskan rahiplerine bağlı idi. San Antonio Hastanesi, eskiden Hastaneler Sokağı denilen bugünkü Şehit Nevres Caddesi’nde bulunuyordu. 1922 yangınından sonra San Antonio Hastanesi, Alsancak Garı civarında, bugünkü Ziya Gökalp Caddesi’ndeki İngiliz Denizciler Hastanesi’nin binasını kiralayarak orada faaliyetlerine devam etmiştir. Mehmet Karayaman’ın “20. Yüzyılın İlk Yarısında İzmir’de Sağlık” adlı kitabında verdiği bilgiye göre “1939 yılının sonunda, San Antonio Hastanesi’nin faaliyetlerine son verilmiş, hastane binası daha sonra Sağır ve Körler Okulu olarak kullanılmıştır” ve şimdi de Turizm Okulu olarak faaliyette bulunmaktadır.

Santa Maria Kilisesi, 1922 yangınında yanmamıştır ancak bugün artık mevcut olmayan manastır binası hasar görmüştür. Yangından kaçan mahallelilerden büyük bir kısmı kiliseye sığınmıştı. Kilisenin rahiplerinden muhtemelen İzmirli levanten olan Padre Scagliarini bunlara çok yardımcı olmuştur. Kilise günümüzde de faaliyettedir ve İzmir’deki Katolik cemaatine hizmet etmesinin yanı sıra, kentimize gelen turistlerin ilgisini de kazanmaktadır.

Santa Maria Kilisesi’nin dış kısmı sadeliği ile bir tarihi ciddiyet havası taşımaktadır. Kilise’nin içindeki güneybatı duvarında altar nişleri, Dr. Özen Eyce’nin İzmir Kilise Yapıları adlı kitabında belirttiği gibi, beşik çatı altında zarif bir demir işçiliğini yansıtan makasları ve bir çatı sistemi mevcuttur. Kiliseden aldığımız bilgiye göre 1889 yılında meydana gelen yangından sonraki restorasyonda Konak Pier’de de demir çatı çalışmaları yapan ünlü Eyfel Bürosu’nun eseridir.

Bornova’da Erzene Mahallesi’nde, yine İtalyan Fransiskan rahiplerine bağlı bir Santa Maria Kilise’si mevcuttur. Cemaatin katkılarıyla 1797 yılında ahşap olarak inşa edilen kilise, 1832’de taş kullanılarak yeniden yapıldı. Dostum Hasan Arıcan’ın Bornova Köşkleri Gezginler ve Anılar adlı kitabında belirttiği gibi “Kilise’nin duvarları boyunca uzanıp giden mezar taşlarında kazınmış birçok eski aile adı, bizlere Bornova’nın geçmişini hatırlatır.”

DERGİ ARŞİVİNDEN