İzmir Dergisi, 8 terabytelık Dünyanın en büyük İzmir Arşivi

Tire’nin simgesini yaşatıyor; Nalın Ustası Cemil Tolga

“Batılı, Osmanlının nalınını yerde bulsa, gerdanlık diye boynuna takar” sözü Tire nalınını görünce daha bir anlamlı geliyor. Cemil Tolga, Tire’nin kültürel simgelerinden biri olan bu nalını, tam 60 yıldır ilmek ilmek işliyor

Her köşesi tarih kokuyor eski çarşının, zaman içinde bir yolculuğa çıkarıyor yolu Tire’ye düşenleri. Eskiden çarşıyı inleten çekiç sesleri gün geçtikçe yerini derin bir sessizliğe bıraksa da, sayıları bir elin parmaklarını geçmeyen ustalar, inatla ve özenle yaşatıyor zanaatlarını. Nalın ustası Cemil Tolga da bunlardan biri.

Nalıncılığı babasından öğrenen Cemil Usta, dile kolay tam 60 yıldır nalın yapıyor. Bir zamanlar 8 nalıncının bulunduğu çarşının şimdi tek, ünü dünyaya ulaşan Tire nalınının da son ustası o. Nalın, Arapça’da ayakkabı anlamına gelen nal ve bir çift ayakkabı anlamına gelen naleyn kelimelerinden türemedir. Türkçede nalin ya da nalın olarak kullanılıyor.

“Batılı, Osmanlının nalınını yerde bulsa, gerdanlık diye boynuna takar” sözü Tire nalınını görünce daha bir anlamlı geliyor. Kırmızı, yeşil, mor rengârenk kadifeler, simli ipler, tel kırmalar ve pullarla süslenen Tire nalınları, Osmanlı sanatının ince zevkini yansıtıyor çünkü. Cemil Usta bir dönem saraylarda, konaklarda, hamamlarda hanımların ayaklarından çıkarmadığı nalının Tire’de kültürel bir simge olduğuna dikkat çekiyor. Nalının işçilik ve görüntüsünden onu giyecek kişinin özelliklerini anlamanın mümkün olduğunu öğreniyoruz. Örneğin geleneksel olarak nalın kaşlarının hafif işlemeli olanı evlenme çağındaki kızlara, ağır işlemeli olanlar nişanlı kızlara, sergi kısımları çok ağır işlemeli olanlar ise gelinlere verilirmiş. O dönemde çeyiz sandıklarının vazgeçilmezi olan bu nalınları günümüzde ise Tire’yi ziyaret eden turistler eşine dostuna hediye olarak alıyor.

Anadolu’nun diğer kentlerindeki nalınlar ceviz ve gürgen gibi dayanıklı ağaçlardan yapıldığı halde Tire nalınının ıslandığında etkilenmeyen kavak ve söğüt ağacından imal edildiğini anlatan Cemil Usta, nalın yapmanın inceliklerini hiç çekinmeden paylaşıyor merak edenlerle. Önce nalın yapılacak ağaçlar biçilip yontuluyor. Şimdilerde hizarla (ağaç testeresi) yapılan bu işlem eskiden nalıncı keseri denilen aletle yapılırmış. Keserin yapısı ve işlevi gereği usta ağacı kendine doğru yontarak şekil verirmiş. “Nalıncı keseri gibi hep kendine yontar” deyiminin kaynağı da bu olsa gerek. Şekil verme işlemi tamamlandıktan sonra sıra zımparalamaya geliyor. Zımparalanan ve ince dilimler halinde kesilen tabanların üstüne kamyon lastiklerinden yapılan tasmalar takılınca nalının iskeleti oluşturulmuş oluyor. Ancak asıl iş bundan sonra başlıyor. Zira Tire nalını süslemeleriyle ünlü. Çeşitli yörelerde yakarak ya da oyma tekniğiyle yapılan süslemeler Tire’de kadife üzerine sırma ile işleniyor. El becerisi bir yana büyük bir sabır da istiyor nalın işlemek. Günde ancak 2 nalın işleyebiliyor Cemil Usta. Sipariş yetiştiremediği için mahallenin kadınlarından yardım istedikleri dönemleri ise özlemle hatırlıyor. Mesleği kime miras bırakacağını sorunca da gözleri buğulanıyor, “Emanet edecek kimse yok, üzülüyorum ama elimden bir şey gelmiyor.” diyebiliyor ancak.

Yolunuz Tire’ye düşer de eski çarşıyı dolaşırsanız, Cemil Usta’yı bulup fiyatları 2-10 lira arasında değişen nalınlardan alın mutlaka. Hem “el emeği, göz nuru” deyiminin hakkını veren son ustayı sevindirin hem de bir geleneğin yaşamasına katkıda bulunun.

DERGİ ARŞİVİNDEN