İzmir Dergisi, 8 terabytelık Dünyanın en büyük İzmir Arşivi

“İzmir’in markası sanat olmalı”

Seba Uğurtan’ın en büyük hayali, İzmir’in her köşesinin resim, müzik, tiyatro yapılan, sokakları sanat kokan bir kent haline gelmesi. İzmir’in sanata çok yatkın bir kent olduğunu dile getiren sanatçıya göre, İzmir’in markası da sanat olmalı.

Bertolt Brecht’in, “Bütün sanatlar, sanatların en büyüğü olan yaşama sanatına katkıda bulunurlar” sözünü daha bir anlamlı kılıyor Seba Uğurtan’ın yaşam öyküsü. Karşılaştığı her zorluğu sanatına tutunarak aşan Uğurtan, yaşamla arasındaki bağı, sanat aracılığıyla kurmuş. Bedenini kemiren kanser hücrelerine elinden düşürmediği fırçası ve yüzünden eksiltmediği gülümsemesiyle karşı koymuş hep.

Bugüne kadar yurtdışı ve yurtiçinde 40 kişisel, çok sayıda da karma sergi açan, İtalya Floransa Bienali'nde uluslararası bilimsel komiteye seçilen ilk Türk ressam olma onuruna erişen, İzmir’e kendi adını taşıyan bir sanat galerisi kazandıran ve burada yetiştirdiği öğrencileriyle Su Grubu’nu kuran Uğurtan’ın, İzmir sanat hayatına katkıları saymakla bitmiyor. Geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen ve İzmir’de bir ilk niteliği taşıyan Uluslararası İzmir Sanat Bienali’nin düzenlenmesini sağlayan ressamın “Bienalin bana en büyük hediyesi yaşamak oldu” cümlesi, sanatın onun yaşamındaki yerini fazlasıyla özetliyor aslında.

Onun bireysellikten uzak, tüm İzmir’i içine alan sanatsal çalışmalarının ardında sanatın toplumla paylaşıldığında anlam kazandığına olan inancı yatıyor. Öyle ki Uğurtan’a göre, sanatın yeri insanın yanı olmalı ve eğer insanlar galerilere gitmiyorsa, sanat insanların ayağına götürülmeli. İşte bu düşünceyle onun kurduğu Su Grubu’nun 40 bayan ressamı, “yerde resim mi yapılır” diyenlere inat, İzmir’in sokaklarında bağdaş kurup resim yapıyor. O resimler kimi zaman bir hastanenin kimi zaman da bir okulun duvarlarını süslüyor.

Bu tür sanatsal faaliyetlerin daha yaygın hale getirilmesi gerektiğini belirten Uğurtan’ın en büyük hayali de İzmir’in her köşesinde resim, müzik, tiyatro yapılan, sokakları sanat kokan bir kent haline gelmesi. Sanatçı son sergisinde de bu hayalini resmetmiş. Geçtiğimiz günlerde İzmir Devlet Resim Heykel Müzesi’nde sanatseverlerle buluşan “İzmir, Deniz ve Kadın” adını verdiği sergisinde İzmir'in denizini, kadınını, balıkçılarını, huzurlu ve renkli gece hayatını resmetmiş Uğurtan.

Bu sergi Cahit Külebi’nin “İzmirin denizi kız, kızı deniz, sokakları hem kız hem deniz kokar” dizelerini getiriyor insanın aklına. Uğurtan ise kendisi için çok özel olduğunu söylediği sergiyi şöyle anlatıyor: “Bu sergide benim hayallerim var. Her köşe başında müziğin her dalından örnekler veren genç müzisyenlerin bulunduğu, gece hayatında kadının zarafet ve letafetin hâkim olduğu, kadının toplum içinde çağdaş görüntüsüyle yer aldığı, deniziyle, körfeziyle, balıkçısıyla İzmir. Bu gördüğünüz kadınların arkasında saklanan zaten İzmir’in ta kendisi. Ben bu sergide kadını, denizi, faytonu, güvercinleri, kumruları, özgürlüğü, mutluluğu, pozitif yüzü ve renkleriyle İzmir’i anlattım.”

Bienal hazırlıkları tüm hızıyla sürüyor

Geçtiğimiz yıl ilki gerçekleştirilen Uluslararası İzmir Sanat Bienali’nin ikincisi için hazırlıkların tüm hızıyla sürdüğünü söylüyor Uğurtan. 30 Nisan-5 Mayıs 2013 tarihlerinde gerçekleştirilmesi planlanan etkinlik için başta Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere İzmir Valiliği, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Konak Belediyesi ve Ege Üniversitesinin büyük bir çaba harcadığını belirten sanatçı, bienalin büyük ses getireceğine inanıyor. Uğurtan, “Uluslararası İzmir Sanat Bienali geçen yıl 46 ülkeden 535 sanatçıyı ağırladı. Bu yıl da çok yoğun talep var. Şu ana kadar 60’a yakın ülke müracaat etti. Hazırlıklar müthiş akıcılıkla sorunsuz ilerliyor. 30 Nisan-5 Mayıs arasında İzmir’i bütün dünyaya tanıtacağız. Bir şehri ancak bu şekilde sanatla tanıtabiliriz” diyor.

İzmir’in sanata çok yaktın bir kent olduğunu dile getiren Uğurtan’a göre, İzmir’in markası da sanat olmalı. Bu potansiyelin EXPO 2020 sürecinde de değerlendirilmesi gerektiğini belirten sanatçı, bu konuda oldukça da iddialı. Öyle ki Uğurtan, “Destek verilirse biz sanatçılar olarak bütün dünyaya İzmir’i doğru bir şekilde tanıtıp, bu kente EXPO’yu kazandırırız. Çünkü EXPO İzmir’in hakkı” diyor.

DERGİ ARŞİVİNDEN