İzmir Dergisi, 8 terabytelık Dünyanın en büyük İzmir Arşivi

İzmir’in Koruyucu Aziz’i: Sen Polikarp

Havari ve İncil yazarı Sen Jan’ın ilk müritlerinden biri olan Sen Polikarp, İsa’nın şehidi olarak anılırken, İzmir’de adını yaşatan kilise de inanç turizminin önemli durakları arasındadır

 

İzmir’de Hıristiyanlığı yaydığı gerekçesiyle öldürülen Sen Polikarp ( Saint Polycarpe), tarih sayfalarına adını “İzmir’in Koruyucu Aziz’i” olarak yazdırır. Havari ve İncil yazarı Sen Jan’ın ilk müritlerinden biri olan Sen Polikarp, İsa’nın şehidi olarak anılır. İzmir’de adını yaşatan Sen Polikarp Kilisesi de, kentin en eski kilisesi olarak inanç turizminin önemli durakları arasındadır. Duvarlarına tarih dokunan kilisenin dört bir yanı süsleyen resimleri, bir devre ışık tutar. Yapım tarihi olan 1625 yılından beri geçirdiği talihsiz günleri unutturacak kadar güzel mimari yapısıyla, herkesi kendine hayran bırakır.

Osmanlı İmparatoru Sultan Süleyman’ın izni ve Fransa Kralı 13. Louis’in iradesi ile inşa edilen Sen Polikarp Kilisesi, Kapusin rahiplerine verilir. Kilise ve sonradan binaya eklenmiş olan manastır, 1688 yılındaki deprem ve sonrasında geçirdiği yangında hasar görür. 1690 ve 1691 yıllarında, kilise ve yaşam birimleri yeniden inşa edilir. 1742 yılında çıkan şiddetli yangında ise ne kiliseye ne de çevresindeki Fransız Mahallesi’ne zarar gelmez. Böylesine bir yangından kurtulmuş olmak, Aziz Polikarp’ın mucizesine bağlanır. Ardından 1763’te bir başka yangın daha çıkar; manastır harap olur, kilisede ise önemli zararlar meydana gelir. 1774’te Osmanlı makamlarının binaların yeniden inşa edilmesi için izin vermesiyle 1820’de Kral 13. Louis’in şerefine mermerden bir plaka monte edilir. 1898’de de kilise genişletilir ve dekore edilir.

Aziz Polikarp’ın yaşamının ve şehit oluşunun evrelerini tasvir eden freskler, geçen yüzyılın sonlarında İzmir’de yaşamış olan genç Fransız sanatçı, ressam ve mimar Raymond Pere’nin eseridir. Aziz Polikarp’ın şehit oluşunu tasvir eden freskin sol tarafında yer alan, elleri bağlı figür, Karşıyaka’daki Sen Helene Kilisesi ve İzmir Konak Meydanı’nda bulunan Saat Kulesi’nin de mimarı olan Pere’nin kendisidir. Sen Polikarp Kilisesi ve manastırı, 13 Eylül 1922’deki büyük yangında harap olur ve 1929’da şimdiki haliyle yeniden inşa edilir.

 

Episkopos ve şehit: Aziz Polikarp

Yaklaşık olarak M.S. 70 yılında Anadolu’da doğan Aziz Polikarp’ın, ermişliği, havarilik geleneği ve Hıristiyanlık öğretisine dair engin bilgisi, henüz çok genç yaştayken Asya’nın en eski kiliselerinden İzmir Kilisesi’nin yönetimine gelmesini sağlar. Sen İgnas, Antakya’dan Roma’ya giderken, yolculuğu sırasında İzmir’den geçer ve Sen Polikarp’ı şu sözlerle selamlar:

“Allahım, sarsılmaz bir kaya gibi sağlam merhametine şükürler olsun! Beni, senin gibi bir şahsiyeti tanıma mertebesine çıkardığı için Efendimize hamdolsun! Polikarp, varlığınla övünebilirsin! İşgal ettiğin yere layık olduğunu göster! Birlik için uğraş! Hiçbir şey birlik kadar önemli değildir.”

Sen Polikarp, Sen İgnas’ın ziyareti dolayısıyla Filipeliler’e bir mektup yazar. Burada da olağanüstü rahiplik çabası bir kez daha ortaya çıkar. Rakipleri bile sonradan onu “Asya’nın Önderi” ve “Hıristiyanların Babası” olarak tanımlarlar.

Aziz Polikarp, uzun havariliği boyunca Dosetizm gibi Mesih İsa’nın tanrısal niteliğini ya da Gnostisizm gibi O’nun insan oluşunu yadsımaya yeltenen ilk mezhep sapkınlıklarına karşı mücadele etmek zorunda kalır. Karşısına çıkan bir başka sorun da Paskalya’nın kutlanma tarihi ile ilgilidir. Sen Polikarp, Anadolu kiliselerinin geri kalanında olduğu gibi Paskalya Bayramı’nı 14 Nisan’da kutluyordu. Zira bu tarih, Musevi Paskalyası ile Quartodesimanizm denilen Sen Jan geleneğinin devamıydı. 154 yılına doğru, Doğu Geleneği’nin meşruluğunu savunmak üzere Roma’ya, Papa Anicet’in yanına gider. Ancak anlaşmaya varılmaz; 14 Nisan Geleneği daha birkaç on yıl devam eder. Roma’da iken Marcione ile de karşılaşır ve kendisini mezhep sapkınlığından ötürü eleştirir. Geleceğin Lyon Episkoposu olan ve Sen Polikarp’ın müritleri arasında bulunan İzmir doğumlu (yaklaşık olarak 135) Saint İreneo, bize şu tanıklığı bırakır:

“Polikarp’ın bizimle konuşmak için çekildiği alışılmış köşesi neredeydi, nasıl söze başlardı, konuya nasıl girerdi, nasıl bir hayat sürdürürdü, dış görünümü nasıldı; bunun yanında halka verdiği nutuklarını; Sen Jan’la ve Mesih İsa’yı bizzat görmüş olan diğerleri ile ilişkilerini bize ayrıntılarıyla anlattığını, bu kişilerden, Mesih İsa’ya, mucizelerine, öğretisine ilişkin işittiklerini, onların sözlerini nasıl hatırladığını sana hala söyleyebilirim!...”

Antonino Pio’nun zulmünün kasıp kavurduğu zaman Sen Polikarp artık 86 yaşına gelir. Roma imparatorları politeist oldukları, tanrısal ve kişisel kültlere tapmayı emrettiklerinden dolayı,

Hıristiyanlar, çok geçmeden asi ve ateist diye yargılanır ve ölüme mahkûm olur. Sen Polikarp da, 23 Şubat 155 tarihinde İzmir Akropolü üzerinde, Roma Stadyumu’nda şehit edilir. Olaya dair ayrıntılı bilgi, İzmirli Hıristiyanlar tarafından Frigya’daki Filomelio Kilisesi’ne gönderilen sarsıcı bir anı-mektupta bize ulaşır:

“Polikarp, Roma konsül vekilinin tehditlerine ve kışkırtmalarına şu meşhur cevabı verir: (Seksenaltı yıldır İsa’ya hizmet ediyorum, bana hiçbir haksızlık yapmadı. Kralıma kurtarıcıma nasıl küfredebilirim?)… Kalabalık, Polikarp’ın aslanlara atılmasını istiyordu ama konsül vekili, oyunun sona erdiğini söyledi. Ayak takımı ısrar ediyordu. O, önce bir odun yığınının üzerinde yakılmaya mahkûm edildi. Ama mucizevî bir şekilde alevlerden kurtuldu. Sonra bir cellât tarafından ağır yaralandı ve nihayet yakıldı. Ardından Hıristiyanlar, ‘kıymetli taşlardan daha değerli, altından daha itibarlı’ saydıkları kemiklerini elde etmeyi başardılar.” 

Sen Polikarp’ın şehit oluşunun öyküsü şu sözlerle son bulur:

“Diğerleri içinde sadece o, böylesine canlı bir hatıra bıraktı. Her yerde, paganlar arasında bile konuşuluyor. Gerçekten de Polikarp, yalnızca çok değerli bir üstat değil, aynı zamanda asil bir şehittir ve bütün kardeşlerimiz, hakikaten kahramanca olan şehitliğinin yolundan gitmeyi arzuluyor…”

DERGİ ARŞİVİNDEN