İzmir Dergisi, 8 terabytelık Dünyanın en büyük İzmir Arşivi

Keçe ustası Arif Cön

Yaptığı ürünler İstanbul Topkapı Sarayı ve Londra British Museum’da sergilenen Tireli keçe ustası Arif Cön, ülkemizin kültür turizmine katkı sağlamanın gururunu yaşıyor

 

İzmir’in şirin ilçesi Tire geleneksel meslekler mozaiği ile keçeciliği de bünyesinde barındıran nadide ilçelerden birisi. Tirede sayıları gittikçe azalan keçe ustalarından yalnızca dört atölye kalmış ve yakın zamanda da gelecek nesillere bırakılamadığından onların da kaybolacağı gerçeği ile karşı karşıya.

İlkokuldan beri dedesinin ve babasının yanında keçe ile içi içe büyüyen Arif Cön, mesleğinin üçüncü kuşak temsilcisi. Karadeniz Teknik Üniversitesi İşletme mezunu olan Arif Cön, dede mesleği bu işi yaz tatillerinde, hafta sonlarında, okulundan arta kalan zamanlarında babasına yardım ederek öğrenmiş. Keçe yapımında kendi dilini oluşturarak, geleneksel motiflerin dışında modern kullanım alanlarına hitap edecek biçimde keçeyi tekrardan yorumlamış.

Esinlendiği motifler arasında ilk mağara duvar resimlerinden Hitit kabartmalarına, modern desenlerden geleneksel desenlere kadar geniş bir yelpazede kullanıyor nakışlarını. Arif Cön, geleneksel keçe kullanım alanlarının kepenek (çoban giysisi), hayvanlar, yolluklar, paspaslar, kilimler olduğunu, sanayi ürünlerinin yaygınlığından dolayı kullanım alanlarının artık kalmadığını söylüyor. Bu yüzden de keçeyi modernize ederek ipekli şal, panço, yelek, terlik, şapka, çanta ve bunların yanında ilk defa Tokat yazması ile keçeyi birleştirip üretimlerini yaparak günümüz için daha kullanışlı hale getirdiğini belirtiyor. Dokuz Eylül Üniversitesi ve Ege Üniversitesi’nin tekstil bölümlerinin davetlisi olarak workshoplar gerçekleştiren Cön’ün eserleri İstanbul Topkapı Sarayı ve Londra’daki British Museum’da da sergileniyor.

Keçe nasıl yapılır?

Tire’de geleneksel yöntemler kullanılarak yapılan keçe yapım işleminde, öncelikle kuzunun ilk kırkımı olan yün tercih edilir. Bıtırak (bir çeşit otun dikenli tohumu) ve kirli yerleri temizlendikten sonra yün birbirinden ayrılır. Bunun ardından ditme (yünü kabartma) işlemi gelir; ditme işlemi elle yapıldığı gibi basit bir ditme makinesi ile de yapılır. Ditilen yün hallaç yayı ya da tarak makinesi ile liflerinden ayrılarak seyreltilir. Ham yün ya da yapak adı verilen bu yün keçe yapılacak biçime gelmiş olur.

Nakışlık top tabir edilen ince keçeler kesilerek elde edilen çubuk ve parçalarla hasırın üzerine nakış nakış motifler döşenir. Desenin üzerine atılan yün birkaç tabaka halinde serilerek çubukla düzeltilir. Ardından çok az ılık su serpilerek düzgün bir şekilde sarılır ve tepme işlemine geçilir. Bir saate yakın bir süre ayakta veya makine yardımı ile tepme işlemi gerçekleştirilir. Kalıptan çıkartılan ve keçeleşmeye başlayan yünün kenarları düzeltilir. Tekrar tepme işlemine geçmeden önce sabunlu su verilir ve bir saate yakın tepilir. Yün keçeleşmiştir artık.

Sonrasında pişirme işlemine geçilir, üzerine sıcak su dökülen keçe bilekten dirseğe kadar olan kısımla ovulur, birkaç kez tekrarlanan bu işlem keçenin yünleri birbirine geçinceye kadar devam eder. Keçe istenilen düzgünlüğe ve kalınlığa gelene kadar şekil verme işlemi gerçekleştirilir. Sonrasında dizler ile üstüne bastırılıp döndürülen keçenin sıkıştırılıp düzlenmesi sağlanır. Bu işlemlerin sonunda iyice yıkanan keçe süzülür ve güneşte kurutmaya asılır. Böylece keçe kullanıma hazır hale gelmiş olur.

DERGİ ARŞİVİNDEN