İzmir Dergisi, 8 terabytelık Dünyanın en büyük İzmir Arşivi

Aiol kentlerinin en güzeli Aliağa

Yaklaşık üç bin yıl öncesinin ticaret merkezi Kyme Antik Kenti’nin üstünde yükselen Aliağa, günümüzde sanayi kenti kimliğine turizmi de ekliyor

İzmir kent merkezine 62 kilometre uzaklıkta yer alan Aliağa, Çandarlı Körfezi’nin bakir koylarına ilişmiş, birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış antik kentlerin üstüne kurulu şirin bir sahil ilçesi.

Son birkaç yıl öncesine kadar Aliağa, dev sanayi tesisleri ve yoğun bir trafiğin yaşandığı Nemrut Limanı ile anılan bir ilçeydi. Ancak yapılan kazı çalışmalarıyla gün ışığına çıkarılan Kyme, Gyrneion ve Aigai antik kentleriyle ilçenin turizm potansiyeli de ortaya çıkarıldı. Tarihi değerlerinin yanı sıra, Çandarlı Körfezi’nin farklı özelliklere sahip birçok koyu, antik kalıntıların süslediği kıyılarda denizin keyfini çıkarmanızı da sağlıyor.

Arkeologların yaptığı kazılar ve arkeolojik bulgulardan Aliağa’nın bulunduğu bölgede ilk yerleşimlerin M.Ö. 3 bin 500’lü yıllarda olduğu anlaşılıyor. Tarih boyunca insanlık tarihinin en önemli uygarlıklarının kurulduğu Aiolis bölgesinde kurulan Aliağa, on iki Aiol kentinden biri olarak dikkat çekiyor. Aiolis kentlerinden Kyme, Gyrneion, Aigai ve Myrina’nın günümüzde Aliağa ilçe sınırları içinde yer alması Ege’nin tarihi zenginliğini bir kez daha kanıtlıyor.

Kehanetlerle bilinen Gyrneion

Gyrneion, Çandarlı Körfezi kıyısında, Elaia ile Myrina arasındadır. Yenişakran Temaşalık (Çıfıtkale) mevkiinde kurulmuş bir ören yeridir. Zamanında Apollon Tapınağı ve kehanetleri ile tanınmıştır. Milattan Önce 334 yılında Parmenion tarafından yıktırılmıştır. Gryneion, denize yakın bir yerleşim yeri olduğundan, antik kalıntıların araştırılması da kolaylaşmaktadır. Görülmesi gereken önemli bir tarihi merkezdir. 

Siyasi önemi olan bir şehir

Güzelhisar Çayı’nın (Pythikos) denizle birleştiği yerde Çandarlı Körfezi’nin son koyunda yer alır Myrina (Sebastopolin). İki tepe üzerinde bulunan ve bir rastlantı sonucu köylüler tarafından ortaya çıkarılan Nekropoliste (mezarlık) kalıntıları vardır. Bölgede ilk araştırmayı 1874’te M.E. Batezzi yapmış ve 5 bin kadar mezar ortaya çıkarılmıştır. Bu kazılarda ortaya çıkarılan eserlerin birçoğu yurtdışına kaçırılmıştır. Kaçırılmayan eserler İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir. M.Ö. 45O’li yıllarda Atina Konfederasyonu’nda önemli bir yeri olan Myrina şehri, Milattan Sonra 17-30 yılları arasındaki depremlerde büyük zarar gördü.

Hala etkileyici: Aigai

Köseler Köyü’nün yakınında, Nemrud Kalesi olarak bilinen bu Aiol yerleşimi, aynı zamanda antik Yunan’ın Anadolu’daki en eski kentlerinden biriydi. Bugün menengeç ve meşe ağaçlarının altında, yıkık bir kent gibi görünse de, ayaktaki kalıntıları halen etkileyicidir Aigai’nin. Bu izler kentin bir zamanlar ne denli ihtişamlı olduğunu ve aynı zamanda da tarihinin çok gerilere dayandığını söyler. Çok iyi korunmuş, ince işçilik sergileyen yüksek duvarları eşi bulunmaz bir malzemedir. Aigai, bu özelliğiyle, günümüze kalan en önemli antik kentlerinden biri olarak öne çıkar. Kenti saran sur duvarları, yaşanılan tarihi evreleri gözler önüne serecek denli güzel örnekler sunar. Tarımla uğraşıp, zeytinyağı üreten köylüleriyle Aigai kenti, keçi kılı dokumalarıyla da ünlü bir şehirdi. Ancak bu sessiz topraklardan dünyaya yayılan başka ünlü sesler de vardı: Eski zamanın yedi bilge kişisinden biri olan Pittakos, şair Alkaios, yedi tonlu ölçünün yaratıcısı Terpandros, Atina’daki Platon’un Akademiası’nın başına geçen Pitaneli (Çandarlı) Arkesilaos, antik dünyanın başyapıtlarından Theogonia / Yaratılış’ın yazarı Kymeli (Aliağa) Hesiodos... Hepsi de adına Aiolis denilen topraklarda solumuştu.

Kyme’nin önemi

Çakmaklı Köyü yakınındaki Kyme, denizin yakınında, geniş Aliağa körfezinde bugün Nemrut Limanı olarak adlandırılan bir koyda bulunuyor. Kuruluş tarihi kesin bilinmeyen Kyme, ilkçağ destanlarına göre amazonlardan bir kraliçe tarafından kurulmuş.

Kyme’nin kalıntıları İonya kıyılarındaki diğer kentlerin kalıntılarında olduğu gibi yağmalanmış, yeni kentlerin yapımında taşları kullanılmıştır. Bu nedenle de Antik Çağların ünlü Kyme kentinden günümüze pek az kalıntı gelebilmiştir. Bunlar da sur kalıntıları, anıtsal bir yapı, Ion üslubunda mabet kalıntıları, gövdeleri yivsiz iki sütun dizisi ile tiyatronun yeridir. Kyme’de ortaya çıkarılan buluntulardan İzmir Arkeoloji Müzesi’ndeki tunç atlet heykeli ile İstanbul Arkeoloji Müzesi’ndeki Artemis başı en güzel parçalardır.

Kyme kenti, batık dalgakıran, ortaçağ kalesi, Helenistik andezit kent duvarı, güney tepesi üzerindeki yerleşim bölgesi, küçük termal bina, sütunlu yol, tiyatro, tiyatro yakınındaki döşeme, sahil boyunca bulunan portiko ve kuzey tepesindeki kutsal alandan oluşuyor.

Müze boşluğu dolduracak

Antik Kyme kenti kazılarını sürdüren İtalyan kazı ekibinin katkılarıyla Aliağa’da yapımına başlanan müze inşaatı, ilçenin kültür vizyonunda önemli bir yer tutuyor. Müze tamamlandığında, binlerce yıllık kültür uygarlığı Kyme’den çıkarılan eserler, çıkarıldıkları topraklarda sergilenme olanağı bulacak. Kyme Antik Kenti kazılarını T.C. Kültür Bakanlığı ile işbirliği halinde sürdüren İtalya’nın Catania Üniversitesi’nin katkılarıyla yapılmakta olan Aliağa Arkeoloji Müzesi, yeterli ödenek bulunduğunda tamamlanacak. Müze bittiğinde, New York Metropolitan, Londra British ve Rusya St. Petersburg müzelerinde sergilenen Kyme’ye ait buluntular, olmaları gereken yere, Aliağa’ya getirilecek.

Bakir koylar

Çandarlı Körfezi’nin birçok koyuna komşu olan Aliağa’da denize girilebilecek birçok temiz plaj da bulunuyor. Antik kent kalıntılarının yamacında deniz-kum-güneş keyfi yapılabiliyor. Birçok kişinin sanayi kenti kimliğiyle bildiği Aliağa’da aslında masmavi deniz ve pırıl pırıl kumsallar görmek mümkün. Üstelik henüz keşfedilmemiş… 

Geleneksel şenlik

21 yıldır düzenlenen Aliağa Geleneksel Emek ve Barış Şenliği, zengin içeriğiyle ilçeyi hareketlendiriyor. Üç gün süren şenliklerde, söyleşiler, paneller, konserler düzenleniyor, firmalar stantlar açarak tanıtım yapıyor. Aliağalıların ve çevre ilçelerin de ilgi gösterdiği şenlik, güncel sorunların ele alındığı panelleriyle dikkat çekiyor. 

El emeği hasır bilezikler

Aliağa Ticaret Odası (ALTO), ilçenin kültür turizm değerlerinin ortaya çıkarılması adına çalışan aktif kurumlardan biri… ALTO’nun da yer aldığı, yerel yönetimlerin işbirliğinde kurulan S.S Aliağa Toplumsal Üretim Mesleki Eğitim ve Küçük Sanat Kooperatifi (ALTÜM KOOP) ev kadınlarının potansiyelini ortaya çıkarıyor. ALTÜM KOOP, ev kadınları ve genç kızlar tarafından el emeği göz nuru bir çaba ile ortaya çıkan hasır bilezik, kolye, rozet, broş, tespih, yüzük, kemer gibi ürünlerin üretim organizasyonu, satışı ve pazarlaması ile ilgili faaliyet gösteriyor. Ürünlerini tescilli Eldans markası ile satışa sunan Aliağalı kadınlar, ilçedeki satış mağazasının yanı sıra sanal ortamda da tüketiciyle buluşuyor. www.eldans.com.tr sitesinde Aliağalı kadınların ürettiği, eşi benzeri olmayan hasır bileziklerle birlikte renkli takılar yer alıyor.

Ali Ağa’nın çiftliği

Adını Ali Ağa adındaki bir kişinin çiftliğinden alan Aliağa’nın kuruluşunun 4. Murat dönemine kadar uzandığı biliniyor. Bir söylenceye göre; çiftliğin sahibi Ali Ağa, bir suç işler ve İstanbul’da ölüme mahkum edilir. Ali Ağa, Avustralyalı Baltacı Edwars tarafından bu cezadan kurtulur. Ali Ağa bu can bağışının altında kalmaz ve adını değiştirmemek koşulu ile çiftliğini Edwars’a bırakır. Edwars buraya üç katlı bir malikâne yaptırır. Aliağa’nın ilk yapısının böyle oluştuğu rivayet ediliyor.

Nasıl gidilir?

İzmir - Çanakkale karayolu, ilçenin içinden geçiyor. Aliağa - İzmir arasındaki 60 kilometrelik uzaklık, otomobil ile 45 dakikada alınabiliyor. Bunun yanında, Aliağa ve İzmir arasındaki hızlı banliyö sisteminin hizmete girmesiyle, 80 kilometrelik demiryolu hattı, ulaşımda büyük kolaylık sağlayacak.

DERGİ ARŞİVİNDEN