İzmir Dergisi, 8 terabytelık Dünyanın en büyük İzmir Arşivi

Meles’in çocuğu İzmirli Homeros!

Şairlerin atası Homeros’un İlyada’yı söylediği kenttir İzmir. Artık İzmir de, dünyaca tanınmış Homeros’la birlikte anılmak, onun en güzel yapıtlarını yazdığı topraklarda konuklarını binlerce yıl öncesine götürmek istiyor.

Bütün dünyanın tanıdığı, şairlerin atası Homeros: Biraz edebiyat okuyan hemen herkes iyi kötü Homeros’tan söz edildiğini duymuştur ama şairlerin atasının İlyada’yı söylediği kent olan İzmir ne kadar Homeros ile anılıyor acaba?

Bilmeyenler için Homeros’tan kısaca bahsedelim isterseniz. İlyada ve Odysseia isimli efsanevi yapıtları günümüze kadar ulaşmış olan tarihin ilk ve en büyük şairi Homeros, İzmir’de doğmuştur.

M.Ö. 750 –700 yılları arasında yaşadığı ileri sürülen Homeros kadar gelmiş geçmiş tüm dünya halklarını etkilemiş bir başka ozan daha yoktur. Homeros’un başyapıtı “İlyada” Destanı, Greklerle, Anadolu Troya halkı arasında on yıl süren savaşların son kırk günlük bölümünü içerir ve yaklaşık 16 bin mısradan oluşur.

Homeros’un ikinci yapıtı “Odysseia” Destanı ise, Troya savaşlarından on sene sonraki dönemi anlatır. Bu destanında “Odysseus” isimli bir savaşçının yurduna dönmek için gösterdiği çaba işlenir. Yaklaşık 12 bin mısradır. Anadolu uygarlıklarının en eski tarih ve kültür kaynakları olan “İlyada” ve “Odysseia” destanları, dünya edebiyatının en çarpıcı metinleri olarak günümüz yaşamında etkisini tüm şiirselliği ile sürdürmektedir.

Kral Maion büyütmüş

Aristotales, Homeros'un doğumunu şöyle anlatır:

“Anadolu'ya İyon göçleri sırasında İos Adası'nın bir kızı olan Kriteis, bir ilah tarafından hamile kalır. Bu kadın Egina'ya kaçarsa da, korsanlar, kadını İzmir'de Lidya Kralı Maion'a sunarlar. Kral, kadına âşık olur ve onunla evlenir. Bir süre sonra Kriteis, Meles Çayı kenarında Homeros'u doğurur ve akabinde ölür. Maion bu kendinden olmayan çocuğu büyütür ve ona doğduğu yeri vurgulayan ‘Melesigenes’ (Meles’in çocuğu) ismini verir.”

        
Bir şiirinde “Deniz dalgalarının okşadığı kutlu Meles’in denizle birleştiği İzmir’in kucağında büyüdüm.” diyen Homeros ise, kıyısında doğduğu Meles’i şöyle anlatır:

”Deniz perilerine ismini veren ve kaynağından denize kadar yatağını kazan Meles, kentin kapıları önünde kolunu uzatır. Kaynadığı yer, denize doğru suları akan bir hamamdır (Diana Hamamları). Meles, mağaraların, evlerin ve ağaçlık korulukların arasından geçip gider. Meles çağıldamaz, bunun dalgaları sessiz ve usulca denize kavuşur. Bazen, denizin dalgaları köpürünce Meles’in dalgaları geri bile çekilir. Meles’in her tarafı balıkla doludur. Yaz, kış aynı seviyededir. Ne kurur ve ne de kükrer... Meles, serseri değildir, yatağını terk etmez, çünkü İzmir'in aşığıdır. Onun amacı, şehri öpe koklaya, yavaş yavaş sevişerek, denize ulaşmaktır..."

Kirlerinden arınan Meles, yüzyıllar sonra yine İzmir Körfezi’ne akıyor dolana dolana. Denizle kavuştuğu yerde de, kentlilerinin sahip çıktığı Homeros’un anıtı yer alıyor.

Güneş her akşam batarken son ışıklarıyla Homeros’a veda eder ertesi sabaha kadar…

 

 

DERGİ ARŞİVİNDEN