İzmir Dergisi, 8 terabytelık Dünyanın en büyük İzmir Arşivi

Tanrı’nın çocuklarının oyun bahçesi

Bafa Gölü ve çevresi, tarihin izlerini taşıyan büyüleyici dokusuyla görenleri kendine hayran bırakıyor. Köyün dar sokaklarında ilerlerken her yerde Herakleia’nın izleri önünüzden ilerliyor.

Bafa Gölü, bitki severler, kuş gözlemcileri, ressamlar, fotoğraf çekmeye ve tarihe meraklı kişiler için bulunmaz bir yer.Önemli bir orkide alanı olarak da kabul edilen Bafa Gölü ve çevresinde yaklaşık 20 tür orkide türü yetişiyor.Ülkemizin önemli göllerinden biri olan Bafa Gölü’nde dört ada bulunuyor. Bafa Gölü ve çevresi sahip olduğu su kuşları zenginliği ve doğal güzellikleri nedeniyle Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından “tabiat parkı” olarak ilan edilmiş.Köyün en hakim tepesine kurulmuş olan Athena Tapınağı, Beşparmak Dağları ve Bafa Gölü’nün en iyi seyredilebileceği yer. 

İzmir’e gelip de günübirlik nelere gidebiliriz diyenler için sadece bir tavsiye değil Bafa Gölü ve çevresi. Eşsiz doğası, büyüleyici manzarası ve günümüzde geçmişin izlerini hala canlı yaşatabilen bir yer olarak “görmeden dönmeyin” denilecek yerlerden. İzmir'den Bodrum' a giderken Söke ve Didim kavşaklarını geçtikten sonra yol sola doğru kıvrılıyor. Bu dönemeçten kısa bir süre sonra yolun sol kısmında Bafa Gölü’nü görebilirsiniz.

Antik Çağ’da önemli bir körfez olan Latmos Körfezi günümüze Büyük Menderes Nehri’nin taşımış olduğu alüvyonlar nedeniyle Ege Denizi’nden ayrılarak göl haline gelmiş. Denizle bağlantısı olmasa da, Bafa Gölü’nün suları bir hayli tuzlu… Göl çevresi özellikle yelken, kano, su kayağı gibi sporları yapmak için çok uygun. Ayrıca Beşparmak Dağları’nda yer alan onlarca patikada günübirlik ya da konaklamalı yürüyüşler yapmak mümkün. Bunun dışında Bafa Gölü, bitki severler, kuş gözlemcileri, ressamlar, fotoğraf çekmeye ve tarihe meraklı kişiler için bulunmaz bir yer.

Ege Bölgesi’nin kıyı kesiminde yer alan Bafa Gölü, Akdeniz iklimi etkisinde olup ağırlıklı olarak Akdeniz bitki örtüsüyle temsil ediliyor. Göl çevresinin hemen hemen büyük bir kısmı zeytin ağaçlarıyla kaplı… Yapılan çalışmalara göre, yaklaşık iki bin yaşında olan ve ülkemizde bilinen en yaşlı zeytin ağacı Bafa Gölü’nün kenarında yaşıyor. Zeytin dışında önemli bir orkide alanı olarak da kabul edilen Bafa Gölü ve çevresinde yaklaşık 20 tür orkide türü yetişiyor. Bu da alana botanik açısından büyük bir önem katıyor. Orkidelerin dışında, Akdeniz bitki örtüsünün en iyi şekilde görülebildiği gölün çevresinde yaklaşık 500 farklı bitki türü yetişiyor. Kıyı Ege Bölgesi’nin ve Akdeniz’in karakteristik türlerinden olan adaçayı, İzmir kekiği, kara kekik, lavanta gibi aromatik türler ve tıbbi papatyalar da bu bölgede bol miktarda yetişiyor. Bafa ve çevresinin bir diğer özelliği de bölgenin yenebilir otlar bakımından zengin olması. İğnelik, tavukgöğsü, sirken, şevketi bostan, kuşkonmaz, turpotu, radika ve acıot (sarmaşık) bunlardan birkaçı.

Adalarda tarihi kalıntılar 

Ülkemizin önemli göllerinden biri olan Bafa Gölü’nde dört ada bulunuyor. Bunlar Menet, Kahvehisar, Kargaasarı, Kapıkırı adaları. Gölün kıyısındaki tekneleri kiralayarak ada turu yapmak mümkün. Bu adalarda 13. yüzyıldan kalma Manastır ve Kilise kalıntılarını gezme ve görme olanağı buluyorsunuz. Aynı zamanda yine bu tur içinde bulunan Menet Adası’nda birçok kuş çeşidini bir arada görme fırsatı buluyorsunuz. Bu dört ada dışında İkizce Yarımadası’nın uç kısmı da suların yükselmesi sonucunda ada halini alıyor. İkizce Yarımadası’nın uç kısmında bulunan tepenin üst kısmında bir manastır bulunuyor. Meryem Ana’ya adanarak yapıldığı belirtilen bu manastır da göle farklı bir değer kazandırıyor. Göldeki en güzel plaja sahip İkizce Adası’nda mevsimine göre yüzme molası da veriliyor.

Bafa Gölü ve çevresi sahip olduğu su kuşları zenginliği ve doğal güzellikleri nedeniyle Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından “tabiat parkı” olarak ilan edilmiş. Yaklaşık 210 çeşit kuş türü bulunan bu önemli kuş alanında (ÖKA) yaşayan kuş türlerinin bir kısmı Avrupa’da ve dünyada nesli tehlike altında olan türler.

Antik kent ile köy iç içe

Doğa, tarih, deniz, macera ve eğlencenin kesiştiği nadir bölgelerden birisi olan Bafa Gölü’nün en güzel kısımlarından biri de Kapıkırı Köyü. Tüm bu güzelliklerin içi içe bulunduğu Kapıkırı Köyü’ne ulaşmak için Bafa’nın içinden sola dönerek yaklaşık 10 km’lik asfalt köy yolunu takip etmeniz gerekiyor. Zeytin ağaçlarının arasından çevrenizde uçuşan balıkçıllar, leylekler, pelikan ve sakarmekelerin altından geçerek kısa sürede Kapıkırı Köyü’ne ulaşabiliyorsunuz. Beşparmak Dağları’nın eteklerinde yer alan köy, Herakleia Antik Kenti’nin üzerine kurulmuş. Köyün her yerinde, rivayetlere göre “Tanrı’nın çocuklarının oyun bahçesi” olarak kabul edilen Herakleia dönemine ait yapılarla karşılaşıyorsunuz. Turizm, tarım ve hayvancılıkla geçinen köy ve antik şehir içiçe geçmiş adeta. Köyün dar sokaklarında ilerlerken her yerde Herakleia’nın izleri önünüzden ilerliyor.

Köyün girişinde ilk gözünüze çarpan şehir surları ve Nekropolis (Ölüler kenti) oluyor. Hellenistik devirde eski Latmos kentinin hemen yanındaki kayalık ve çok engebeli araziye kurulan Herakleia kenti 65 gözetleme kulesi ve uzunluğu 6,5 km. ye ulaşan çok iyi korunmuş surlarıyla dikkat çekiyor. Antik kentte, surlardan başka Agora, Athena Tapınağı, meclis binası (bouleuterion), kaya mezarlarını gördüğünüzde yaşayan bir tarihin büyülü havasını soluyorsunuz adeta. 

Köyün en hakim tepesine kurulmuş olan Athena Tapınağı, Beşparmak Dağları ve Bafa Gölü’nün en iyi seyredilebileceği yer. Tapınağın bulunduğu bölgeye vardığınızda karşılaştığınız manzara karşısında büyülenmemek elde değil. Ayaklarınızın altında Kapırı Köyü ve Beşparmak Dağları, karşınızda uçsuz bucaksız Bafa Gölü ve adalar… M.Ö. 3. yüzyılda inşa edilen tapınak bugün hala yıllara direnerek varlığını koruyor.

Bafa Gölü’nün tarihle buluştuğu bir başka nokta da Bizans Kalesi. M.S. 8. yüzyıl civarında yapılmış olan kale, köyün yaşayan diğer bir tarihi. Bizans Kalesi etrafında kısa bir turdan sonra köyün içine doğru ilerleyerek geçmişle olan randevunuza kaldığınız yerden devam ediyorsunuz. Köyün keyif veren yollarında ilerlerken ağaçların ardına gizlenmiş bir yapı çekiyor dikkatinizi. Daha sonra yol boyunca bizi yalnız bırakmayan pansiyon işletmecisi

Mithat Serçin’den adının Endimiyon Sunağı olduğunu öğrendiğim yapının önünde kısa bir mola veriyoruz ve Selena ile Endimiyon’un mitolojik hikayesini dinliyoruz keyifle. Hikayeye göre ay tanrıçası Selena, Beşparmak Dağları’nda uyurken gördüğü genç ve yakışıklı çoban Endimiyon’a aşık olur. Her gece ay ışığı ile Endimiyon’un yanına gelen Selena, günün ilk ışıklarına kadar onun yanında kalır. Endimiyon Selena’yı göremese de varlığından hissettiği mutlulukla geçirirmiş o güzel saatleri. Ve dillere destan aşları, evlilikle son bulmuş Endimiyon ve Selena’nın.

Bu keyifli hikayenin ardından bir kez daha anlıyorsunuz ki, yüzyıllar öncesine keyifli bir serüven yaşadığınız. Bafa Gölü ve çevresinde attığınız her adım, geriye dönüp o anı bir kez daha tatmak isteyeceğiniz türden. Dopdolu geçen bir günün ardından aldığınız haz, yorgunluğunuzu bile unutturuyor size. Ve keyifli bir günün noktalanacağı son adres de günbatımının eşsiz manzarasının tadına varacağınız Bafa Gölü’nün sahili oluyor. Dünyada günbatımının en güzel izlendiği yerlerden biri olarak kabul edilen Bafa Gölü’ne bakarken, yaşadığınız anları anımsayıp, içinizde huzur, yüzünüzde tatlı bir gülümse ile güneşi Bafa Gölü’nde batırıyorsunuz, yeni doğan umutlar eşliğinde.

DERGİ ARŞİVİNDEN