İzmir Dergisi, 8 terabytelık Dünyanın en büyük İzmir Arşivi

Altı bin yıllık liman kenti: Liman Tepe

Liman Tepe kazı çalışmaları, yörenin en eski yerleşimine ait önemli bilgilere ışık tutarken, İzmir arkeolojisine de yeni boyut kazandırıyor

İzmir’in sevimli ilçesi Urla’nın asfalt yolunda, sağ yanınızda Ege’nin mavisini seyrederek yol aldıktan sonra vardığınız İskele Mahallesi’nde dikkatten kaçmayan arkeolojik kazı alanlarından biri Liman Tepe. Günümüzden altı bin yıl öncesine uzanan Liman Tepe, Urla’nın en eski yerleşimi olarak tarihe geçiyor. Antik Klazomenai Kenti'nin limanlarından biri olan Liman Tepe, M.Ö. 3 bin yılında Ege’nin en önemli liman kentlerinden aynı zamanda. 

İlk olarak 1950’li yıllarda Prof. Dr. Ekrem Akurgal tarafından ortaya konan Liman Tepe Klasik Çağ öncesi kültürlerinin varlığının keşfi, bu önemli tespitin ardından, 1979 yılında başlayan kurtarma kazılarıyla devam etti. Bu çalışmalar sırasında Prof. Dr. Güven Bakır’ın tarih öncesi kültürlere ait ilk mimari kalıntıları açığa çıkarmasının ardından 1980-81 yıllarında kazı çalışmaları Ankara Üniversitesi Sualtı Arkeolojik Araştırma ve Uygulama Merkezi (ANKÜSAM) tarafından yürütüldü. Bazı bürokratik ve malî nedenlerle 10 yıl ara verilen kazı çalışmaları, 1992 yılında ikinci dönem çalışmalarıyla yeniden başladı.

Liman Tepe kazı alanına vardığınızda Ankara Üniversitesi Dil-Tarih-Coğrafya Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayat Erkanal başkanlığındaki kazı ekibi karşılıyor sizleri. Erkanal ve ekibinin çalışmaları, Batı Anadolu sahil kesiminin tarih öncesi kültürlerinin araştırılmasına yönelik önemli bir dönemin açılmasını sağladı ve takip eden yıllarda bölgede birçok yeni kazı çalışmasının yapılmasına da önayak oldu. Çoğunluğu öğrencilerden oluşan kazı ekibinin yaz aylarında İzmir’in insanı yakan güneşine inat yürüttükleri çalışmalar sonucu, Ege arkeolojisi yeni boyutlar kazanıyor. Zaman içerisinde Liman Tepe üzerine inşa edilen yazlık evlerin höyük üzerindeki arkeolojik açıdan değerlendirilebilecek alanları büyük ölçüde daraltmasından yakınıyor Ankara Üniversitesi Sualtı Arkeolojik Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Vasıf Şahoğlu ve şöyle devam ediyor: “Ayrıca İzmir-Çeşmealtı yolu da Liman Tepe’yi doğu-batı istikametinde kat ediyor. Bu anayol sadece mevcut kazı alanlarını daraltmıyor, aynı zamanda kazı çalışmalarını da büyük çapta engelliyor.”

Liman Tepe’de deniz aşırı ilişkiler 

Her şeye rağmen, Liman Tepe her yıl yoğun bir şekilde araştırılıyor ve bu araştırmalar sonucunda tüm dünya tarihi açısından önem taşıyan veriler elde ediliyor. Bugüne kadar yürütülen çalışmalar sonucunda Liman Tepe’de en eski kültür olarak Neolitik Çağ’ın tespit edildiğini belirten Hayat Erkanal, elde edilen verilerle ilgili şu bilgileri veriyor:

“İnsanlığın ilk olarak tüketicilikten üreticiliğe geçtiği ve ilk köy kültürünün ortaya çıktığı bu çağın, Liman Tepe özelliklerini ortaya koymak henüz mümkün olamadı. M.Ö. 6. ve kısmen 5. bin yıllarına tarihlenen Neolitik Çağ’ın varlığı ancak bazı seramik buluntularla ortaya konabildi. Son yıllarda Kanada McMaster Üniversitesi uzmanları ile birlikte Ege Denizi içerisinde gerçekleştirdiğimiz sualtı haritalandırma çalışmaları sırasında kıyıdan yaklaşık 400 metre içeride Neolitik döneme ait olabilecek sahil şeridi tespit edildi. Bu konuda önümüzdeki yıllarda sualtı çalışmaları yapılması planlanıyor. 

Büyük ölçüde M.Ö. 4. bine tarihlenen Kalkolitik Çağ, maden endüstrisini hazırlayan ve bu nedenle de ekonomik açıdan önem taşıyan bir dönem. Liman Tepe’de bu dönemin varlığı bir yandan Klasik Çağ kuyuları içinde, kuyu tabanlarını delerek tespit edilebildi, diğer yandan da özellikle 2005 yılında yerleşmenin kuzey ucunda, topografik olarak en yüksek noktada, Orta ve Geç Kalkolitik olarak adlandırılabilecek tabakalar detaylı bir şekilde incelenebildi. Bu alanda, anakaya üzerinde yerli seramik ve buluntularla birlikte özellikle Doğu Ege adaları ve Kiklad Adaları ile bağlantılı seramik, taş ve obsidiyen malzemeler ele geçti. Bu durum, Liman Tepe’nin daha ilk dönemlerden itibaren yoğun deniz aşırı ilişkiler içerisinde olduğunu kanıtlıyor.” 

Gelişmiş tarım, tekstil ve madencilik

Gerçek maden ekonomisinin toplumların gelişiminde büyük rol oynadığı ve bu nedenle de ilk kentleşmenin başladığı Erken Tunç Çağı, Liman Tepe’de çeşitli yönleriyle araştırıldı ve farklı boyutlarıyla ortaya konuldu. Ankara Üniversitesi Sualtı Arkeolojik Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin kurucu müdürü olan Liman Tepe Kazıları Başkanı Prof. Dr. Hayat Erkanal, genel olarak M.Ö. 3. binin ilk yarısına tarihlenen Erken Tunç Çağı I. döneminde, yerleşim yerinin çok farklı bir teknikle inşa edilen bir savunma sistemiyle çevrili olduğunu dile getiriyor. Erkanal, sözlerine şöyle devam ediyor:

“Savunma sisteminin üzerinde yerleşmenin giriş kapısı tespit edildi. Savunma sisteminin kuzeyinde, bu sisteme dayanan ve uzun evler olarak tanımlanabilecek bir mimari düzenleme, aynı dönemde Kuzey Ege ve Doğu Ege adalarından da tanınan bir mimari şemayı yansıtıyor. Yaklaşık 25 metre uzunluğunda dikdörtgen planlı olan bu yapıların içi çeşitli mekanlara bölünmüş. Bu yapılar, devrin ekonomik yapısı hakkında önemli bilgiler veriyor. Tarımsal üretimin yanında tekstil ve madencilik kollarında büyük aşama kaydedilmiş. Özellikle maden teknolojisi çok gelişmiş, döküm ve dövme tekniğiyle her türlü eşya üretimine geçilmiş. Ele geçen seramik örnekler dikkate alınırsa, Liman Tepe’nin bu devirde tüm Ege Adaları ve Yunanistan anakarası ile bağlantı içinde olduğu görülüyor.”

İlk kentleşme

Liman Tepe’deki ilk kentleşmeyle ilgili bilgiler veren Erkanal, daha çok M.Ö. 3. binin 2. yarısı içinde yer alan Erken Tunç Çağı II. devri yerleşiminin, çok daha geniş bir alana yayıldığını dile getiriyor. Hayat Erkanal, “Bu devirde savunma sistemi daha da geliştirilmiş ve güçlendirilmiş, bu savunma sistemi içinde kalan yerleşim alanı bir iç kale şeklinde düzenlenmiş. Kuzey-güney istikametinde oval bir görünüme sahip olan yeni savunma sisteminin güney kesiminde kalan bir bölümü açığa çıkarılmış. Burada ana girişi batıdan sınırlayan büyük bir kule yer alıyor. At nalı şeklindeki bastiyon ve kuleler gerek Ege’de, gerekse Anadolu’da oldukça yaygın. Fakat mevcut teknik özellikler ve boyutlar dikkate alınacak olursa, bu kule şimdiye kadar bilinenler arasında en büyük ve en görkemli örneği oluşturuyor.” diyor.

Siyasi merkez

Bu güne kadar yürütülen çalışmalar sonucunda kuzeybatı-güneydoğu istikametinde uzanan önemli bir merkezi yapının dış duvarı kısmen açığa çıkarılmış. İki metre yüksekliğinde korunan bu duvarın kalınlığı 1,50-2,20 metre arasında değişiyor. Antik liman kentindeki yolculuğumuza eşlik eden Hayat Erkanal, duvar ve altındaki gizemle ile ilgili şu bilgileri veriyor:

“Bu duvara paralel inşa edilen ikinci bir duvar sayesinde dikdörtgen planlı bazı mekanlar tespit edildi. Bu mekanların içinden çıkan seramik malzeme, bu dar mekânların depo olarak kullanıldığı gösteriyor. Seramik örnekler arasında bulunan İç Anadolu ve Kiklad Adları ile bağlantılı ithal malzeme, bölgeler arası kronolojik karşılaştırmalar açısından önem taşıyor. Bu önemli yapı büyük olasılıkla siyasi yapıyı ve ekonomik düzeni yönetenlerin bulunduğu bir binayı temsil ediyor. Aynı yapı içinde bulunan en anlamlı buluntu grubunu phallos örnekleri oluşturmakta. Bugüne kadar ele geçen yedi örnekten bir tanesi sadece dini açıdan değil, sanat açısından da önem taşır. Gre taşından yapılan bu örneğin başı maymun kafası şeklinde. Bu maymun kafası gerçekçi stiliyle özel bir durum arz ediyor.

 

Liman Tepe, Erken Tunç Çağı II devrinde bilinen tüm Ege yerleşmeleri içinde çok farklı özellikler gösteriyor. Burada liman tesisleriyle bağlantılı bir iç kale ve bir aşağı şehir tam olarak oluşmuş. İç kale aynı zamanda daha eski tabakaların oluşturduğu höyüğü de çevrelediğinden, aşağı şehre göre yüksek bir konuma sahip. Liman Tepe bu kentsel özellikleriyle siyasi bir merkez olarak değerlendirilebilir.”

Gelişmiş ekonomik düzen

M.Ö. 2. bin başlarında Liman Tepe’de oval planlı yapılar tespit edilmiş. Bu yapılardan bugüne kadar yedi tanesi açığa çıkarılmış. Kazı alanında bu yapılar hakkında bize bilgi veren Erkanal, evlerin genel karakterleri, planları, iç düzenlemeleri ve içlerinden çıkan buluntular dikkate alındığında, daha çok atölye veya işyeri işlevine sahip oldukları görüldüğünü söylüyor ve ekliyor:

“Bu dönemde karşımıza çıkan önemli bir buluntu grubu da kurşun halkalar. Bu halkaların büyük bir bölümü 2,5 cm çapında olup ağırlık farklılıkları bulunmamakta. Bu halkalar olasılıkla bir çeşit para birimi olarak değerlendirilebilir. Böylece Orta Tunç Çağı’nda Liman Tepe’de üretim zenginliği yanında, çok gelişmiş bir ekonomik düzenin varlığı ortaya çıkıyor.”

Liman Tepe’de Miken varlığı 

Höyük yüzeyindeki tahribat sonucu, M.Ö. 2. binin ikinci yarısına tarihlenen Geç Tunç Çağı’na ait tüm mimari kalıntılar yok olmuş. ANKÜSAM’ın hummalı çalışmaları sonucu bu kültür tabakasına ait çeşitli sokaklar ve bu sokakların çevresinde yer alan yapılarla bir su kuyusu açığa çıkarılmış. Bunun yanında çok sayıda buluntu bu dönemin karakteristik özelliklerini yansıtıyor. Erkanal, yerli seramik yanında yüzde 15 oranında Miken seramiği görüldüğünü belirtiyor:

“Miken örnekleri Geç Hellas III A-B ve II A dönemleri özelliklerini yansıtır. Ele geçen bir Miken idol başı ile idole ait bir gövde, dini aktivitelerin varlığına işaret ediyor. Anadolu’da nadiren görülen bu örnekler, Liman Tepe’nin Geç Tunç Çağı’ndaki kozmopolit yapısını ortaya koyuyor.”

Kültürel birikim

Liman Tepe’nin insanı binlerce yıl öncesine götüren büyüleyici atmosferinde geçen günümüz, Hayat Erkanal’ın bu önemli liman kentiyle ilgili değerlendirmeleriyle son buluyor:

“Görüldüğü gibi Liman Tepe M.Ö. 6. binden 2. bin sonuna kadar tüm kültürleri kesintisiz olarak yansıtıyor. Antik Klazomenai kenti de dikkate alınacak olursa, Klasik Çağ’ın sonuna kadar kültürel süreklilik devam ediyor. Bu özellik Batı Anadolu’da sadece Liman Tepe’de görülüyor. İzmir bölgesinde tespit edilen ve kazılan prehistorik merkezler Liman Tepe ile birlikte büyük bir kültürel birikimi ortaya koydu. Bu kültürel birikim batı ilişkilerinde alıcı değil, daha çok verici durumda. Aynı zamanda güçlü bir ekonomik yapıya sahip olan bu birikim Ege dünyasını aşarak tüm Doğu Akdeniz’le, Balkanlar’la ve hatta Kafkasya ile bağlantı içinde. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da gerçekleştirilecek olan kazı ve araştırmalar, aynı doğrultuda daha somut veriler ortaya koyacak, Anadolu’nun büyük kültürel potansiyeliyle beslenen İzmir bölgesinin arkeolojik zenginliğine yeni boyutlar kazandıracak.”

 

Deniz altındaki Liman Tepe ilk 10’da

Ankara Üniversitesi Sualtı Arkeolojik Araştırma ve Uygulama Merkezi (ANKÜSAM) tarafından Prof. Dr. Hayat Erkanal’ın başkanlığında yürütülen Liman Tepe kazıları, dünyanın en popüler arkeoloji dergisi olan Archaeology'nin Temmuz sayısında dünyanın en önemli ilk on sualtı kazısı arasında gösterildi. ABD'de yayınlanan derginin listesinde Türkiye'den iki, ABD'den üç, Yunanistan, İspanya, Vietnam, Arnavutluk ve Mısır’dan birer kazı bulunuyor. Dergide kazıyla ilgili yayınlanan yazıda kazıların, sualtı arkeolojisi konusunda çok önemli sonuçlar ortaya koyduğu ve kazılarda açığa çıkarılan liman tesisinin dünyada bu güne kadar araştırılan en erken örneklerden birisi olduğu vurgulandı. 1995 yılında ilk kez bir hava fotoğrafı sayesinde Liman Tepe’nin hemen kuzeyinde sualtında kalmış bazı mimari kalıntılar tespit edildi. 2000 yılından itibaren İsrail Haifa Üniversitesi ile ortaklaşa gerçekleştirilen kazılar sonucunda bu kalıntıların bir mendirek yapısı ve liman tesisine ait olduğu ortaya çıkarıldı. Şu ana kadar gerçekleştirilen çalışmalarda, limanın M.Ö. 4. yüzyıl ve M.Ö. 6. yüzyıllarda liman tesisi olarak kullanıldığı anlaşıldı. Önümüzdeki yıllarda gerçekleştirilecek çalışmalarla liman tesisinin Tunç Çağları’nda da kullanılıp kullanılmadığı anlaşılmaya çalışılacak.

 

DERGİ ARŞİVİNDEN